Dünya Altın Konseyi Küresel Araştırma Başkanı Juan Carlos Artigas, küresel jeopolitik şokların altın fiyatları üzerindeki etkisinin hem kısa hem de uzun vadeye yayıldığını söylerken, dünya üzerindeki altın stoklarının yaklaşık yüzde 17–20’sinin finansal sistem dışında, bireylerin doğrudan mülkiyetinde bulunduğunu aktardı. Dünya Altın Konseyi Küresel Araştırma Başkanı Juan Carlos Artigas, CNBC-e Londra Temsilcisi Berfu Güven’e verdiği röportajda, Venezuela’da yaşanan gelişmelerle birlikte 2026’ya güçlü bir jeopolitik risk başlığıyla girildiğini hatırlattı. Artigas Jeopolitik Risk Endeksi (GPR) üzerinden yapılan analizlere göre, endekste yaşanan 100 puanlık artışın altın fiyatlarında kısa vadede yaklaşık yüzde 2,5’lik bir yükselişe yol açtığını belirtti. “Jeopolitik gelişmeler ve faiz indirimi beklentileri altını besliyor” Artigas’a göre jeopolitik gelişmelerin altın üzerindeki etkisi yalnızca anlık fiyat tepkileriyle sınırlı değil. “Eğer yaşanan şoklar küresel ekonomi, ticaret akışları ya da finansal piyasalar üzerinde kalıcı etkiler yaratıyorsa, altın üzerindeki destek de daha uzun soluklu oluyor” diyen Artigas, son birkaç yılda altının güçlü performansında jeopolitiğin belirleyici rol oynadığını ifade etti. Altının görünümünü belirleyen dört ana faktöre dikkat çeken Artigas, “Ekonomik büyüme, risk ve belirsizlik, fırsat maliyeti ve momentum” başlıklarını sıraladı. Artigas jeopolitiğin yanı sıra, 2025’te olduğu gibi daha düşük faiz ortamının da özellikle yatırım amaçlı altın talebini desteklediğini söyledi. “Altın stratejik bir varlık” 2025’te altın fiyatlarının yüzde 67 artarak 1971’den bu yana en güçlü yıllardan birini geride bıraktığını hatırlatan Artigas, buna rağmen altının portföylerdeki rolünü yitirmediğini vurguladı. Artigas, konuya ilişkin değerlendirmesinde, “Tahvil ve hisse senetleri arasındaki korelasyon yükseldi. Bu da yatırımcıları yeniden altın gibi dengeleyici varlıklara yöneltiyor. Üstelik altın yatırım piyasası hala doygun değil; Covid dönemi ya da küresel finans krizi seviyelerine ulaşmış değiliz.” ifadelerini kullandı. “Kripto, altının yerini almadı” Altının güvenli liman rolünün kripto varlıklar tarafından tehdit edildiği görüşüne katılmadığını söyleyen Artigas bu durumu şöyle anlattı: “Altının talep yapısı çok daha dengeli. Yatırımın yanı sıra mücevher ve elektronik gibi reel kullanım alanları var. Bu yapı, altını diğer varlıklardan temelden ayırıyor.” “Türkiye dünyada beş alıcıdan biri” Artigas Türkiye’nin altın piyasasında özel bir yere sahip olduğunu vurgulayarak, “Türkiye, Çin, Hindistan ve ABD gibi ülkelere kıyasla ölçek olarak çok daha küçük olmasına rağmen, dünyada altın talebinin en güçlü olduğu ülkelerden biri. Bunun arkasında güçlü bir kültürel bağ ve altının kur, enflasyon ve belirsizliklere karşı birikim aracı olarak görülmesi var.” dedi. Artigas, altın rezervinde Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın dünyada ilk 10–11 arasında yer aldığını, 2025’te ise en büyük beş alıcıdan biri olduğunu söyledi. Artigas bankacılık sisteminde sermaye yeterliliğinde altının kullanılabilmesinin Türkiye’yi diğer ülkelerden ayıran bir faktör olduğunu ifade etti. Fiziksel altından dijital altına geçiş hızlanır mı? Artigas “fiziksel altından dijital altına geçiş hızlanır mı?” sorusuna ise şu yanıtı verdi: “Dijital altından ne kastedildiğine bağlı. Token bazlı ürünler hala çok erken aşamada. Ancak yatırımcılar, altına erişmek için uzun süredir fiziki altınla desteklenen finansal ürünleri kullanıyor. Bugün dünyada 120’den fazla altın destekli ETF var; bunların bir kısmı Türkiye’de de işlem görüyor ve bu fonlar toplamda yaklaşık 4 bin ton fiziki altın tutuyor.”