Orta Doğu'da barış umutlarının artmasıyla enerji piyasaları rahatlarken küresel ölçekte borçlanma maliyetlerinin yıl sonuna kadar yüksek seyretmeye devam edeceği öngörülüyor. Orta Doğu’da barışa yönelik artan umutlar enerji fiyatlarını düşürüp enflasyon korkularını azaltsa da, hükümetlerin en azından yıl sonuna kadar yüksek borçlanma maliyetleriyle karşı karşıya kalması bekleniyor. Yatırımcılar ve stratejistler, İran savaşının ekonomik etkilerinin önümüzdeki aylarda da piyasalarda hissedilmeye devam edeceğini düşünüyor. Özellikle ABD’de yüksek bütçe açıkları ve hala yüksek seyreden enflasyonun, uzun vadeli tahvil faizlerini yukarıda tutabileceği tahmin ediliyor. Tahvil getirilerindeki yükselişin ekonomik yansımaları ABD’nin 10 yıllık Hazine tahvil getirisi, ABD ve İsrail’in İran’a saldırdığı şubat sonundan bu yana yaklaşık yarım puan artmıştı. Tahvil faizlerindeki yükselişin büyük kısmı "reel faizlerden" kaynaklanırken, yatırımcıların endişesi sadece İran savaşı nedeniyle artan enflasyon değil, daha güçlü ekonomik büyüme beklentisi ve ekonomiyi ne hızlandıran ne de yavaşlatan "nötr faiz" seviyesinin zaman içinde yükseleceği beklentisinden besleniyordu. Yaşanan gelişmeler mortgage ve diğer kredi maliyetlerini de doğrudan etkilemişti. Mirabaud’dan Al Cattermole, savaşın büyük ölçüde sona ermesiyle çok yüksek faiz artışı veya tahvil satış dalgası korkusunun azaldığını, ancak "bunun doğrudan büyük bir tahvil rallisine dönüşmediğini" dile getirdi. JPMorgan küresel faiz stratejisi başkanı Barry, Bloomberg Television’a verdiği demeçte, "ABD getiri eğrisindeki orta vadeli kesimin getirisi muhtemelen 20 ya da 25 baz puan kadar düşük seviyede işlem görüyor" ifadesini kullandı. BBH’den Elias Haddad ise enerji şokunun azalmasına rağmen küresel faiz beklentilerinde büyük bir düşüş olmadığını savundu. Petrol akışlarının savaş öncesi seviyelere dönmesinin zaman alacağını ifade eden Haddad, jeopolitik risk priminin bir süre daha fiyatlarda kalacağını belirtti. [news_id:885221]