Borsa İstanbul getiri bazında dünya ikincisi oldu

Okuma Süresi: 4 Dakika
Borsa İstanbul getiri bazında dünya ikincisi oldu
Doviz.com
01.02.2026 12:23

Borsa İstanbul'da işlem gören BIST 100 endeksi, yılın ilk ayında sergilediği performansla dünya genelindeki başlıca piyasalar arasında zirveye oynarken 1997 yılından bu yana en güçlü ocak ayı getirisini elde etti.

Türkiye'nin sermaye piyasalarında yılın ilk günlerinden itibaren gözlenen yukarı yönlü ivme ayın son işlem gününe kadar etkisini sürdürdü. Seneye alıcılı bir seyirle giriş yapan BIST 100 endeksinde yükseliş trendi ocak ayı boyunca korunurken, endeks bu süreçte pek çok kez yeni zirve noktalarını test ederek rekorlarını tazeledi. Ocak ayının açılış gününde yüzde 0,31 oranında bir değer kazancıyla 11.296,52 puan seviyesinden güne başlayan endeks, 5 Ocak tarihinde 11.726,18 puana ulaşarak senenin ilk rekoruna imza attı. Yabancı fonların ve yatırımcıların kesintisiz devam eden teveccühü sayesinde yükseliş hız kesmedi ve endeks, 29 Ocak'ta gördüğü en yüksek seviyeyi 13.906,51 puana taşıyarak tarihi zirvesini yeniledi.

BIST 100 endeksi 27 yılın en iyi ocak ayını yaşadı

Ocak ayı boyunca yatırımcısına yüzde 22,9 oranında kazanç sağlayan BIST 100 endeksi, bu sonuçla birlikte 1997 senesinden bu yana kaydedilen en başarılı ocak ayı performansına imza atmış oldu. Tarihsel veriler incelendiğinde, endeksin en son 1997 yılının ilk ayında yüzde 64 gibi oldukça yüksek bir getiri sunduğu görülüyor. Mevcut veriler ışığında Borsa İstanbul, yılbaşından bu yana sergilediği bu performansla dünya genelindeki önemli endeksler arasında getiri sıralamasında ikinci basamağa yerleşti. Aynı zaman diliminde dünya liderliğini ise yüzde 24'lük değer artışıyla Güney Kore'nin Kospi endeksi göğüsledi. Dolar bazındaki grafiklere bakıldığında ise BIST 100 endeksinin 320,38 puan seviyesine kadar tırmanarak 2 Ağustos 2024 tarihinden bu yana görülen en yüksek seviyeyi test ettiği izlendi. İşlem hacmi tarafında da yoğun bir hareketlilik yaşanırken, ocak ayında günlük ortalama 178,2 milyar liralık hacim gerçekleşti. Ayın en yüksek işlem hacmi rekoru ise 302,5 milyar lira ile yine 29 Ocak tarihinde kaydedildi.

Ekonomi politikaları ve CDS tarafındaki iyileşme dikkat çekti

Amerika Birleşik Devletleri yönetiminin izlediği politikaların küresel piyasalarda yarattığı belirsizlik ortamı devam ederken, Türkiye'de ekonomi yönetiminin attığı kararlı adımların pozitif yansımaları yerel piyasalarda net bir şekilde hissediliyor. Dünyada jeopolitik ve ekonomik risklerin yüksek seyrettiği bir dönemde yatırımcılar genel olarak temkinli hareket etse de Türk lirası bazlı varlıklara olan talebin belirgin şekilde arttığı saptandı. Uygulanan ekonomi programı kapsamında dezenflasyon süreci kararlılıkla sürerken, küresel piyasalarda doların bir miktar güç kaybetmesi de enflasyonla mücadele sürecine destek sağlayan bir unsur oldu. Türkiye'nin 5 yıllık kredi risk priminin (CDS) ocak ayı içerisinde 202,7 puan seviyesine kadar gerilemesi, makroekonomik istikrarın ve Türk lirası varlıkların yeniden fiyatlanması açısından kritik bir gelişme olarak kayıtlara geçti. Güven ortamının pekişmesi, enflasyondaki düşüş beklentisi ve faiz oranlarındaki gerileme potansiyeli, hisse senetleri gibi riskli varlıklar için elverişli bir zemin hazırladı. Bu süreçte uluslararası derecelendirme kuruluşlarının raporları da destekleyici oldu; Fitch Ratings Türkiye'nin "BB-" olan kredi notunu korurken, not görünümünü "durağan" seviyesinden "pozitif"e yükseltti.

Yabancı yatırımcıların Türk varlıklarına olan ilgisi hız kazandı

Geçtiğimiz ay boyunca yabancı yatırımcıların hem hisse senedi hem de tahvil piyasalarında gerçekleştirdiği işlemler dikkat çekici boyutlara ulaştı. Yurt dışında yerleşik yatırımcılar, ocak ayının son haftasındaki veriler hariç tutulduğunda toplamda 3 milyar 506,8 milyon dolarlık Devlet İç Borçlanma Senedi (DİBS) ve 1 milyar 27,4 milyon dolarlık hisse senedi alımı yaparak piyasada net alıcı pozisyonunda yer aldı. Bu alımlarla birlikte yabancıların elindeki hisse senedi stoku 23 Ocak haftası itibarıyla 39 milyar 866,3 milyon dolara yükselirken, DİBS stoku ise 21 milyar 510,1 milyon dolar seviyesine ulaştı. Finansal sistemin istikrarı açısından bir diğer önemli veri de Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) cephesinden geldi. Merkez Bankası'nın toplam rezervleri 23 Ocak ile biten haftada 215 milyar 614 milyon dolara ulaşarak Cumhuriyet tarihinin en yüksek seviyesini gördü.

Akademik bakış açısıyla borsadaki yükselişin nedenleri

İstanbul Bilgi Üniversitesi Ekonomi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Erhan Aslanoğlu, piyasalarda yaşanan bu hareketliliği değerlendirirken yükselişin hem yerel hem de küresel dinamiklerden beslendiğini dile getirdi. Türkiye'nin makroekonomik verilerine bakıldığında bütçe performansı ve ödemeler dengesi gibi temel alanlarda olumlu bir seyrin hakim olduğunu vurgulayan Aslanoğlu, özellikle bütçe tarafındaki sonuçların beklentilerin üzerinde bir başarı gösterdiğini ifade etti. Cari açığın sürdürülebilir seviyelerde kalmasının ve Merkez Bankası rezervlerinin rekor kırmasının piyasaya güven verdiğini belirten Aslanoğlu, "Altın tutmanın artıları da burada çok ortaya çıktı. Özellikle yabancı yatırımcının ilgisi çok artmış durumda." şeklinde konuştu. Döviz rezervlerinin yeterliliği ve kur riskinin düşük algılanmasının yabancı girişini hızlandırdığına değinen Aslanoğlu, Türk borsasının uzun süredir dolar bazında diğer gelişmekte olan ülkelerin gerisinde kaldığını ancak şimdi bu arayı hızla kapattığı bir döneme girildiğini belirtti. Küresel ölçekte gelişmiş piyasalardan gelişmekte olan piyasalara doğru bir sermaye akışı olduğunu söyleyen Aslanoğlu, Türkiye'nin düzelen makro dengeleriyle bu akımdan en çok yararlanan ülkelerden biri olarak ön plana çıktığını sözlerine ekledi.

REKLAMI KAPAT X