Hisse senedi fonlarında likidite krizi ve ponzi benzeri döngü uyarısı

Okuma Süresi: 3 Dakika
Hisse senedi fonlarında likidite krizi ve ponzi benzeri döngü uyarısı
Doviz.com
27 Eylül 2026 15:02

Türkiye’de 455 binden fazla yatırımcıyı etkileyen 131 yatırım fonunun tasfiye süreci devam ederken fon portföylerindeki varlıkların gerçek satış değerleri konusundaki belirsizlik sürüyor. Sermaye Piyasası Kurulu tarafından başlatılan bu süreçte yaklaşık 891 milyar liralık bir büyüklüğün nasıl nakde dönüşeceği ve yatırımcıların kayıplarının boyutu piyasalar tarafından yakından takip ediliyor.

Türkiye sermaye piyasalarında 455 binden fazla yatırımcıyı doğrudan ilgilendiren 131 yatırım fonunun tasfiye işlemleri sürerken, fonların elindeki varlıkların hangi fiyatlardan nakde çevrilebileceği sorusu gündemdeki yerini koruyor. Krizin odağında, fiili dolaşımı düşük hisselerde fon alımlarıyla yapay şekilde yükselen fiyatların yeni yatırımcıları sisteme çektiği ve nakit girişiyle kendi kendini besleyen bir döngü yer alıyor. Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), bazı fonların düşük dolaşımlı hisselerde şirketlerin ekonomik gerçekliğiyle bağdaşmayan fiyat hareketlerine yol açtığını 2025’in son çeyreğinde tespit ettiğini duyurdu. Kurul, 28 Ağustos’ta yürürlüğe giren düzenlemelerin temel amaçlarından birinin fonlar üzerinden yapılan manipülasyon imkanlarını kısıtlamak olduğunu açıkladı.

Düşük likiditeli hisseler ve ponzi benzeri mekanizmanın işleyişi

Yeni düzenlemelerin devreye girmesiyle birlikte bazı fonlarda likidite problemleri baş gösterdi ve yatırımcıların pay iade talepleri karşılanamaz hale geldi. SPK, bu gelişmeler üzerine 17 Eylül’de yedi portföy yönetim şirketine bağlı 131 fonun tasfiyesine karar verirken, 38 kişi hakkında piyasa dolandırıcılığı iddiasıyla suç duyurusunda bulundu. Kadir Has Üniversitesi’nden Prof. Dr. Özgür Orhangazi, bazı fonların yatırımcılardan topladıkları kaynaklarla hacmi düşük hisselerde büyük pozisyonlar açtığını belirtiyor. Orhangazi’ye göre alımlar fiyatları yükselttikçe fonların kağıt üzerindeki getirileri artıyor ve bu yüksek getiriler yeni yatırımcıları cezbediyor. Orhangazi süreci, "Yeni para girişleri hisse alımlarına, bu alımlar hisse senetlerinin fiyatlarının yükselmesine, o da fonların getirilerinin yükselmesine, yeni yatırımcılar gelmesine, yeni para girişine yol açıyor" sözleriyle tarif ediyor. Mekanizmayı klasik saadet zincirinden ayıran Orhangazi, paranın doğrudan eski yatırımcıya ödenmesi yerine hisse alımına yönlendirildiğini ifade ediyor.

Tasfiye sürecindeki fonların finansal büyüklüğü ve satış riski

Sistemin en zayıf halkasını, fonların ekranlardaki değeri ile hisseler satıldığında ele geçecek gerçek nakit arasındaki fark oluşturuyor. Düşük likiditeli bir hissede milyonlarca adetlik satış yapıldığında fiyatın hızla düşme riski, kağıt üzerindeki milyarlarca liralık varlığın gerçek değerinin çok daha altında kalmasına neden olabiliyor. Orhangazi bu tehlikeyi, "Sizin yaptığınız işlemler sonucunda fiyatı bu kadar yükselen hisse senetlerini satmak zorunda kaldığınızda o fiyatlardan gerçek bir alıcı bulamazsınız. Bulamadığınız zaman da bütün düzenek kilitlenir" diyerek vurguluyor. Tasfiye kapsamındaki fonların toplam büyüklüğü 891 milyar liraya ulaşsa da bu rakamın ne kadarının yatırımcıya iade edilebileceği satışların başarısına bağlı görünüyor. SPK, panik satışlarının genele yayılmasını önlemek amacıyla başlangıçta üç ay olarak belirlediği tasfiye süresini altı aya çıkararak varlıkların uygun fiyatlardan elden çıkarılmasını hedefliyor.

Tasfiye Süreci Verileri Değer / Miktar
Etkilenen Yatırımcı Sayısı 455 binden fazla
Tasfiye Edilen Fon Sayısı 131 adet
Tasfiye Edilen Fonların Toplam Büyüklüğü 891 milyar lira
Suç Duyurusunda Bulunulan Kişi Sayısı 38 kişi
Tasfiye Süresi 6 ay

Denetim süreçleri ve krizin yayılma ihtimaline yönelik görüşler

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, yaşanan sorunların sınırlı sayıda fonla ilgili olduğunu ve sistemik bir risk öngörmediklerini ifade etti. SPK verilerine göre sorun 2025’in son çeyreğinde saptandı ve 2 Aralık 2025’te Finansal İstikrar Komitesi’nde görüşüldü. Takip eden süreçte nitelikli yatırımcı olmak için gereken finansal varlık sınırı 1 milyon liradan 10 milyon liraya yükseltildi. Prof. Dr. Özgür Orhangazi, uluslararası endeks sağlayıcısı MSCI’ın haziran ayında Türkiye piyasasına dair şeffaflık kaygılarını dile getirdiğini hatırlatarak müdahalenin zamanlamasını sorguluyor. Orhangazi, "28 Ağustos’a kadar müdahale niye yapılmadı? Yahut niye daha erken yapılmadı, niye kademeli bir müdahale yapılmadı sorusu ortada duruyor" diyerek eleştirilerini dile getiriyor. Fonların diğer finansal kurumlarla olan karmaşık bağları nedeniyle yayılma riskinin tam olarak kestirilemeyeceğini savunan Orhangazi, tasfiye sonunda gerçek satış fiyatlarının netleşeceğini belirtiyor.

Yorum yaz...
Yorumlar yükleniyor…