Yabancı yatırımcıların TL varlıklara olan ilgisi artıyor

Okuma Süresi: 4 Dakika
Yabancı yatırımcıların TL varlıklara olan ilgisi artıyor
Doviz.com
20.01.2026 12:06

Ekonomi yönetiminin hayata geçirdiği kararlı adımlar neticesinde dezenflasyon sürecinde yaşanan olumlu ilerleme ve Türkiye'nin bölgesel plandaki güven verici tutumu, yabancı yatırımcıların Türk lirası bazlı varlıklara olan ilgisini belirgin şekilde kuvvetlendirdi.

Dünya ekonomisinin pek çok farklı zorlukla mücadele ettiği mevcut konjonktürde, ülke sınırları içerisinde uygulanan ekonomi politikalarının somut etkileri her geçen gün daha görünür bir hal alıyor.

Ekonomi kurmayları tarafından atılan stratejik adımlar doğrultusunda dezenflasyon süreci istikrarlı bir şekilde devam ederken, bu tablo gelecek dönemlerde enflasyonun hız kesmeyi sürdüreceği yönündeki piyasa beklentilerini de ön plana çıkarıyor.

Mevcut durumda küresel piyasalardaki zayıf dolar endeksi ve gerileme kaydeden petrol fiyatları, yerel dezenflasyon sürecine dışsal bir destek sunarken, hissedilen bu pozitif etkinin kısa vadeli projeksiyonda da etkisini koruyacağı öngörülüyor.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası tarafından finansal ve reel sektörün nabzını tutan 72 profesyonel katılımcıyla gerçekleştirilen ocak ayı Piyasa Katılımcıları Anketi verilerine göre, katılımcıların yıl sonu Tüketici Fiyat Endeksi artış beklentisi yüzde 23,35 seviyesinden yüzde 23,23 düzeyine gerilemiş durumda.

Türkiye'nin içinde bulunduğu coğrafi bölgede sergilediği güvenilir duruş, dış yatırımcıların Türk lirası varlıklara yönelik talebini canlandırırken, ülkenin dış borçlanma maliyetlerinde de aşağı yönlü bir seyir izleniyor.

Ülkenin 5 yıllık kredi risk primi olan CDS verileri, 2025 yılının eylül ayından bu yana düşüş trendindeki hareketini sürdürüyor.

Risk primi, 5 Ocak tarihinde 204,5 baz puan seviyesine kadar çekilerek 2018 yılının mayıs ayından bu yana en düşük noktasını test ederken, bölgedeki jeopolitik gerilimlerin hafif tırmanmasıyla birlikte oldukça sınırlı bir yukarı yönlü tepki verdi.

Yabancı yatırımcıların net alım serisi on haftaya ulaştı

Bu süreç içerisinde yabancı sermayenin özellikle tahvil ve pay piyasalarındaki alım iştahı dikkat çekici boyutlara ulaşırken, yerli bankaların yurt dışı kısımları dışarıda bırakıldığında yabancı yerleşiklerin son 10 haftalık periyotta kesintisiz şekilde net alıcı pozisyonunda yer aldığı izlendi.

Verilere göre yurt dışı yerleşikler, 9 Ocak ile biten haftada 766 milyon dolar tutarında tahvil ve 138,5 milyon dolar değerinde hisse senedi alımı gerçekleştirdi. Bu son verilerle birlikte yabancıların son 10 haftadaki toplam net Devlet İç Borçlanma Senedi alımları 3 milyar 74 milyon dolar seviyesine yükselirken, aynı zaman zarfında hisse senedi tarafında yaklaşık 1,1 milyar dolarlık bir net giriş kaydedildi.

DİBS piyasasına Türk bankalarının yurt dışı şubeleri de dahil edildiğinde, yabancı yatırımcıların 15 Ağustos haftasından bu yana en yüksek hacimli alımı gerçekleştirdiği kayıtlara geçti. Yaşanan bu ivmelenme sonucunda, yurt dışı yerleşik kişilerin elinde bulundurduğu hisse senedi stoku 9 Ocak haftası itibarıyla 36 milyar 325,3 milyon dolar seviyesine tırmandı.

Piyasa analizleri yapan uzmanlar, bu yöndeki gelişmelerin Türkiye'de enflasyonun düşüş eğilimini koruyacağına dair fiyatlamaları perçinlediğini, bu durumun da tahvil piyasasında gözlemlenen pozitif görünümün ana itici gücü olduğunu ifade etti.

Merkez Bankası faiz kararı ve borsa beklentileri

Türkiye'de yürütülen dezenflasyon programının başarıyla tatbik edildiğine vurgu yapan analistler, bu başarının Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'na faiz indirim süreçleri için gerekli olan manevra alanını kazandırdığını belirtti. Borsa İstanbul Tahvil ve Bono Piyasası bünyesinde işlem gören 14 Temmuz 2027 vadeli gösterge tahvilin faizi, 2025 yılının kasım ayından itibaren sergilediği aşağı yönlü hareketi sürdürerek yüzde 35,98 ile son 26 ayın en düşük seviyelerini gördü.

Söz konusu makroekonomik veriler, ekonomistlerin TCMB'nin faiz politikasına dair öngörülerinde de etkisini hissettirdi.

22 Ocak Perşembe günü toplanacak olan Para Politikası Kurulu toplantısı öncesinde gerçekleştirilen ve 46 ekonomistin katıldığı beklenti anketine göre, katılımcıların 3'ü politika faizinde 100 baz puanlık bir indirim beklerken, 42 katılımcı 150 baz puan, bir katılımcı ise 200 baz puanlık bir indirim tahmininde bulundu.

Ekonomistlerin ocak ayı faiz kararına dair beklentilerinin medyan değeri, faizlerin 150 baz puan düşürülerek yüzde 36,5 seviyesine çekilmesi olarak belirlendi. Diğer taraftan, Amerika Birleşik Devletleri Merkez Bankası'nın faiz indirimlerine bu yıl içerisinde devam edeceği yönündeki beklentiler gelişmiş ülke piyasalarını desteklemeye devam ederken, gelişmekte olan piyasaların bu süreçten daha fazla pay alabileceği öngörülüyor.

Uzmanlar, gelişmekte olan ülke piyasalarının gelişmiş olanlara kıyasla daha yüksek getiri potansiyeli taşıdığını belirterek, yurt içinde beklenen faiz indirimleriyle beraber yatırımcıların riskli varlık sınıflarına yönelmesiyle Borsa İstanbul'un rekor tazelemeye devam edebileceğini paylaştı. Ayrıca uluslararası kredi derecelendirme kuruluşlarından gelebilecek olası not artırımları veya görünüm iyileştirmelerinin de TL varlıklara olan ilgiyi daha da artırması bekleniyor.

Tahvil ve pay piyasalarına sermaye girişi sürebilir

Konuyla ilgili değerlendirmelerini paylaşan Pariterium Danışmanlık kurucusu İsmet Demirkol, Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan'ın Londra'da gerçekleştirdiği sunumlar ile Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'in ABD'de yürüttüğü temasların ardından yabancıların TL varlıklara olan talebinin yükselmeye devam ettiğini dile getirdi.

Ülkenin CDS rakamlarındaki gerileme ve geçtiğimiz yılın yüzde 30 bandındaki enflasyonla tamamlanmasının yanı sıra, 2026 yılının ocak ayına kadar dezenflasyon sürecinin kesintisiz süreceği beklentisinin bu güçlü duruşu desteklediğini söyleyen Demirkol, TCMB'nin brüt döviz rezervlerinin 200 milyar dolar sınırına yaklaşması ve swap hariç net rezervlerin 70 milyar dolar barajını aşmasıyla yabancı yatırımcı gözündeki görünümün oldukça olumlu olduğunu belirtti.

Demirkol, geleceğe yönelik projeksiyonunda ise hem tahvil cephesinde hem de pay piyasalarında Merkez Bankası'nın kademeli faiz indirimlerine devam edeceği beklentisi sebebiyle yabancı sermaye girişlerinin hız kazanarak artmaya devam edeceğini öngördüklerini aktardı.

REKLAMI KAPAT X