Finisterre Capital kıdemli makro ekonomisti Pasquale Diana, Türkiye ekonomisinin savaş sonrası enerji fiyatları ve güven kaybı ekseninde çift yönlü baskı altında kaldığını belirtti. Rezerv kullanımı ve faiz artışı gibi seçeneklerin masada olduğunu ifade eden Diana, kurun serbest bırakılmasının mevcut enflasyon görünümü nedeniyle en son başvurulacak yol olduğunu vurguladı. Finisterre Capital Kıdemli Makro Ekonomisti Pasquale Diana, İran savaşı sonrası Türkiye ekonomisinin çift yönlü baskı altında olduğunu belirterek en büyük etkinin enerji fiyatları üzerinden enflasyon ve cari açıkta bozulma olduğunu söyledi. Savaşın sadece bir fiyat şoku değil, aynı zamanda güven şoku yaratarak sermaye akımları ve kur üzerinde de baskı oluşturduğunu dile getiren Diana, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın şu ana kadar kur istikrarını korumak adına rezerv müdahalesini tercih ettiğini ancak politika seçeneklerinin giderek zorlaştığını anlattı. Merkez Bankası’nın politika tercihleri içinde kurun serbest bırakılmasının en son seçenek olduğunu belirten Diana, Türkiye ekonomisinin savaş sonrası iki yönlü bir baskıyla karşı karşıya olduğunu vurguladı. Ekonomist Diana, piyasalardaki durumu şu sözlerle özetledi: “Bu bir fiyat şoku; enflasyonu ve cari açığı etkiliyor. Aynı zamanda bir güven şoku; risk iştahını ve sermaye akımlarını zayıflatıyor. Kur üzerinde baskı var ve Merkez Bankası buna rezerv müdahalesiyle karşılık veriyor. Bu da enflasyon beklentilerini çıpalamak açısından kritik görülüyor” Rezervlerdeki değişim ve müdahale miktarı Merkez Bankası’nın kur istikrarını sağlamak için rezervleri aktif şekilde kullandığına dikkat çeken Diana, rezervlerdeki düşüşe dair verileri paylaştı. Mevcut tabloda Merkez Bankası’nın alternatif likidite araçlarının da devrede olduğunu kaydeden Diana, sürecin detaylarını şu ifadelerle aktardı: “Net rezerv pozisyonu savaş öncesine göre ciddi şekilde geriledi. Yaklaşık 70 milyar dolardan 18 milyar dolar civarına indi. İlk bakışta 50 milyar doların üzerinde bir kayıp var gibi duruyor ama bunun tamamı döviz müdahalesinden kaynaklanmıyor; altın fiyatlarındaki düşüş de önemli bir etken. Gerçek döviz müdahalesi muhtemelen 30-40 milyar dolar bandında ve bu da azımsanacak bir rakam değil.” Merkez Bankası’nın bu müdahaleyi ne kadar sürdürebileceği ya da başka araçlara yönelip yönelmeyeceği sorusunun kritik olduğunu belirten Diana, altın rezervlerini swap işlemleriyle likiditeye çevirmek gibi seçeneklerin masada bulunduğunu ifade etti. Altının bir kısmının Londra’da tutulmasının bu tür işlemleri mümkün kıldığını söyleyen Diana, kısa vadede zor bir tercih olsa da faiz artışının tamamen masadan kalkmadığını bildirdi. Faiz artışı ve kur politikası tercihleri Piyasa güvenini sağlamak adına hiçbir seçeneği tamamen dışlamanın doğru olmadığını savunan Diana, sürece dair şu değerlendirmeyi yaptı: “Hiçbir seçeneği tamamen dışlamak doğru değil. Faiz artışı da bir noktada gündeme gelebilir. Çünkü merkez bankaları için asıl amaç güveni sağlamak. Böyle bir ortamda 300-400 baz puanlık bir artış bile güveni yeniden tesis etmek açısından düşünülebilir” Mevcut politika çerçevesinde kurun serbest bırakılmasının en son tercih olacağını ifade eden Diana, seçeneklerin sıralamasını şu şekilde paylaştı: “Aslında araç var, mesele tercih meselesi. İlk adım rezerv kullanımı, ardından altın gibi alternatif kaynaklar ve gerekirse faiz artışı gelebilir. Kurun serbestçe ayarlanmasına izin vermek ise mevcut enflasyon görünümü nedeniyle en son başvurulacak seçenek. Şu an için tablo oldukça akışkan ve kararlar bu çerçevede şekillenecek.” Döviz talebinde beklenen artışın görülmemesini önemli bir gösterge olarak değerlendiren Diana, dolarizasyonun beklenilen ölçüde gerçekleşmemesinin mevcut politika çerçevesine olan güveni ve yüksek faizlerin cazibesini yansıttığını ancak bu dinamiğin çok hızlı değişebileceğini kaydetti. Turizm gelirlerinin Türkiye ekonomisi açısından kritik olduğunu hatırlatan Diana, jeopolitik risklerin turizmi olumsuz etkilemesi durumunda enerji faturasıyla birlikte cari açık üzerinde çift yönlü bir baskı oluşabileceğini belirtti. Küresel yatırımcıların mevcut ortamda belirsizlik nedeniyle temkinli hareket ettiğini vurgulayan Diana, varlıklar ucuz görünse bile durum netleşmeden ciddi risk alınmadığını söyledi. Küresel ekonomik görünümün hızlı şekilde bozulduğunu ve yıl başındaki iyimserliğin yerini stagflasyon tartışmalarına bıraktığını anlatan Diana, bu durumun riskli varlıklar için en olumsuz senaryo olduğunu dile getirdi. [news_id:798787]