Samanyolu'nda magma okyanusuyla kaplı cehennem gezegeni keşfedildi

Okuma Süresi: 4 Dakika
Samanyolu'nda magma okyanusuyla kaplı cehennem gezegeni keşfedildi
Doviz.com
17 Mart 2026 10:31

Gökbilimciler Samanyolu içerisinde yüzeyi tamamen magma okyanusuyla kaplı ve atmosferi zehirli gazlarla dolu sıra dışı bir gezegen tespit etti. Dünya'ya yaklaşık 34 ışık yılı uzaklıkta bulunan bu gök cismi, aşırı sıcaklığı ve kükürt oranı yüksek yapısıyla bilim dünyasında cehennem gezegeni olarak adlandırıldı.

Astronomlar, Samanyolu Galaksisi'nde Dünya'ya komşu sayılabilecek bir noktada, yüzeyi uçsuz bucaksız bir magma okyanusuyla kaplı ve zehirli, aşırı sıcak, kükürt açısından zengin bir atmosfere sahip eşsiz bir "cehennem gezegeni" gözlemledi.

Erimiş haldeki bu gezegenin çapı Dünya'dan yüzde 60 daha büyük olsa da yoğunluğu gezegenimizin yalnızca yüzde 40'ı kadar bir seviyede kalıyor.

Gezegen, Dünya'dan yaklaşık 34 ışık yılı (yaklaşık 320 trilyon kilometre) uzaklıkta, Uçan Balık (Volans) takımyıldızında yer alan Güneş'ten daha küçük ve daha sönük bir yıldızın yörüngesinde dönüyor.

Gezegenin katmanları ve magma yapısı

Pazartesi günü Nature Astronomy dergisinde yayımlanan araştırmanın başyazarı ve Cambridge Üniversitesi Astronomi Enstitüsü'nden doktora sonrası araştırmacı Harrison Nicholls, gezegenin yapısını şu sözlerle anlattı:

"Gezegenin magma okyanusu içinde belirgin bir yapısı yok; yani bir kabuk, üst manto veya alt manto bulunmuyor. Magma okyanusu, tek ve derin, lapa gibi bir tabakadan ibaret."

Nicholls, mantoyu oluşturan çalkantılı sıvı magmanın içinde küçük katı kaya kristallerinin sıkışmış olabileceğini sözlerine eklerken, araştırmalara göre gezegenin metalik çekirdeği nispeten küçük bir hacme sahip.

Gezegenin iç yarıçapının yüzde 70 ila 90'ını kaplayan devasa magma okyanusunun derinliği 4.465 ile 5.740 kilometre arasında değişiyor.

Zehirli atmosfer ve koku özellikleri

Gezegenin kalın atmosferi ağırlıklı olarak hidrojenden oluşuyor, fakat kükürt oranı oldukça yüksek seviyelerde seyrediyor.

Atmosferin yaklaşık yüzde 10'unu, ortalığa çürük yumurta kokusu yayan zehirli hidrojen sülfür gazı oluşturuyor.

Kalın atmosfer tabakası, gezegenin yüzeyini sürekli erimiş halde tutacak kadar ısıyı hapseden "kontrolden çıkmış bir sera etkisine" neden oluyor. Oxford Üniversitesi ve Massachusetts Teknoloji Enstitüsü'nden (MIT) gezegen bilimci ve araştırmanın eş yazarı Raymond Pierrehumbert, durumu şu sözlerle açıkladı:

"İnsan burnu milyarda bir konsantrasyondaki hidrojen sülfürü bile algılayabilir. Yani bu gezegen ezici bir şekilde kötü kokuyor. Bu aşırı sıcak atmosferde o kokuyu fark edecek kadar uzun süre hayatta kalamazdınız."

Özellik Değer / Tanım
Gezegen Adı L 98-59 d
Dünya'ya Uzaklık 34 ışık yılı (320 trilyon km)
Çap (Dünya'ya kıyasla) Yüzde 60 daha büyük
Yoğunluk (Dünya'ya kıyasla) Yüzde 40
Yüzey Sıcaklığı 1.500 santigrat derece üstü
Magma Derinliği 4.465 - 5.740 km

Keşif süreci ve sistem özellikleri

"L 98-59 d" adı verilen bu gezegen ilk olarak 2019 yılında keşfedildi. 2024'te James Webb Uzay Teleskobu ve 2025'te yer tabanlı gelişmiş teleskoplar tarafından detaylı olarak mercek altına alınan gezegenin tarihini yeniden kurgulamak için araştırmacılar gelişmiş bilgisayar simülasyonları kullandı.

Dünya'dan biraz daha yaşlı olan ve yaklaşık 5 milyar yıllık bir geçmişe sahip olan bu gezegen, Güneş'in kütlesinin yaklaşık yüzde 30'una ve parlaklığının yalnızca yüzde 1'ine sahip olan "kırmızı cüce" tipi bir yıldızın yörüngesinde bulunuyor. Kendi yıldız sisteminde bilinen beş gezegen arasında yörünge mesafesi bakımından üçüncü sırada yer alan gök cismi, 1990'lardan bu yana keşfedilen 6.100'den fazla ötegezegen arasında magma okyanusu ve kükürt yüklü atmosferin eşsiz birleşimiyle tek olma özelliği taşıyor.

Uzayda başka erimiş gezegenler de bilinmesine rağmen bunların çoğu yıldızlarına çok yakın oldukları için kavruluyor. L 98-59 d'nin durumu ise tamamen farklılık gösteriyor.

Başyazar Nicholls, "Burada kabul edilmesi gereken temel nokta şu; Dünya da dahil olmak üzere tüm gezegenler başlangıçta erimiş haldedir. Ancak bu gezegen, bir dizi faktörün bir araya gelmesi nedeniyle erimiş kalmaya devam etti" dedi. Sıcak atmosfer magmanın kayaya dönüşerek katılaşmasını engellemede başrolü oynarken, magma okyanusu da bu zorlu atmosferi beslemeyi sürdürüyor. Yıldızın radyasyonu ve sistemdeki diğer gezegenlerle olan kütleçekimsel etkileşimler de cehennem sıcaklığının korunmasına yardımcı oluyor. Bilim insanları ötegezegenlerde olası yaşam belirtileri ararken, 1.500 santigrat dereceyi (2.732 fahrenheit) aşan yüzey sıcaklığı nedeniyle bu gezegen umut verici bir aday olarak görülmüyor. Nicholls, "Gezegenin yüzey sıcaklığı 1.500 santigrat dereceyi (2.732 fahrenheit) aşıyor, bu nedenle bildiğimiz anlamda bir yaşama ev sahipliği yapması imkansız" diye konuştu.

Araştırmacı Pierrehumbert ise keşfin önemini şu sözlerle özetledi: "Ötegezegen keşifleri çağı bize sürekli yeni dünyalar, gerçekten de 'tuhaf yeni dünyalar' gösteriyor. Bunlar genellikle Star Trek'teki her şeyden daha tuhaf. Bu durum, temel fiziği yepyeni yollarla bir araya getirmek için bize her türlü heyecan verici fırsatı sunuyor."

REKLAMI KAPAT X