Fitch'ten petrol piyasası analizi: Arz fazlası riskleri dizginliyor

Okuma Süresi: 3 Dakika
Fitch'ten petrol piyasası analizi: Arz fazlası riskleri dizginliyor
Doviz.com
17.01.2026 12:16

Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Fitch Ratings, küresel piyasalarda gözlemlenen petrol arz fazlalığı sebebiyle jeopolitik risk priminin kısıtlı bir düzeyde kalmasının öngörüldüğünü, bu durumun İran ve Venezuela merkezli üretim belirsizliklerini dengeleyebileceğini duyurdu.

Fitch tarafından paylaşılan güncel analizlerde, petrol fiyatlarındaki dalgalanma ivme kazansa da dünya genelindeki arz fazlası durumunun jeopolitik risklerin fiyatlar üzerindeki etkisini sınırlayacağı vurgulandı.

Kurumun değerlendirmesine göre, İran kaynaklı yaşanabilecek muhtemel tedarik kesintilerinin halihazırda arz fazlası veren küresel piyasa tarafından kolaylıkla emilebileceği ifade ediliyor. Venezuela özelinde ise üretim miktarındaki potansiyel artışların kısa vadeli süreçte kısıtlı kalacağı, uzun vadeli bir toparlanmanın ise oldukça çetin şartlara bağlı olduğu belirtildi.

Ayrıca, Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütünün (OPEC) pazar hacmi ile fiyat istikrarı arasındaki stratejik tercihinin, önümüzdeki dönemde petrol piyasasının yönünü tayin etmede temel belirleyici olacağı ifade ediliyor.

Küresel arz ve talep dengesinde beklentiler

Fitch Ratings, içinde bulunduğumuz yıl için Brent tipi ham petrolün varil fiyatına ilişkin öngörüsünü 63 dolar olarak korurken, sektördeki petrol ve doğal gaz devlerine yönelik kredi notu değerlendirmelerini orta vadeli döngü fiyatı olan 60 dolar eşiğini baz alarak gerçekleştirdiğini açıkladı.

Yapılan projeksiyonlara göre, dünya petrol piyasasının 2026 yılına kadar arz fazlası vermeye devam edeceği tahmin ediliyor. Kurum, 2025 yılında günlük 3 milyon varillik bir arz artışı yaşanacağını, 2026 senesinde ise bu miktara 2,5 milyon varil daha ekleneceğini öngörüyor. Buna mukabil, küresel talebin her iki yıl için de yalnızca 0,8 milyon varil civarında çok daha düşük bir hızla artış göstermesi bekleniyor.

Venezuela petrol üretimindeki yapısal sorunlar

Venezuela'nın dünya üzerindeki kanıtlanmış petrol rezervlerinin takriben yüzde 17'sine hükmetmesine rağmen, Kasım 2025 verilerine göre küresel ham petrol üretiminden aldığı payın sadece yüzde 0,8 düzeyinde kaldığı bildirildi. Uluslararası yaptırımlar ve kronik yatırım eksiklikleri sebebiyle ülkenin enerji üretim kapasitesinin son 1,5 on yılda ağır bir darbe aldığı vurgulandı.

İstatistiklere göre 2010 yılında günlük 2,5 milyon varil olan Venezuela'nın üretimi, 2024 itibarıyla 0,88 milyon varile kadar geriledi. Eylül-Ekim 2025 döneminde 1 milyon varil sınırına yaklaşan üretim, ABD ile tırmanan gerilimler ve yeni yaptırımlar neticesinde Kasım 2025'te 0,86 milyon varile, günlük ihracat ise 0,67 milyon varile kadar indi.

Mevcut stokların eritilmesi ve kısıtlamaların gevşetilmesiyle üretimin kısa vadede tekrar 1 milyon varile çıkabileceği belirtilse de bunun küresel ölçekte büyük bir etki yaratması beklenmiyor. Üretimin 2010 seviyelerine dönmesi içinse harabeye dönen altyapının yenilenmesi adına devasa yatırımlara ihtiyaç duyulduğu kaydediliyor.

Özellikle ağır ve kükürtlü petrol rezervleri için uluslararası şirketlerin teknik uzmanlığına ihtiyaç duyulduğu, ancak 2007'deki el koyma olayları hafızalardayken yabancı yatırımcı için mali istikrarın şart olduğu ifade ediliyor.

İran ve Rusya üretim hattındaki son durum

İran'ın küresel enerji denkleminde çok daha kritik bir tedarikçi konumunda olduğu hatırlatılarak, ülkenin günlük petrol üretiminin 3,5 milyon varil, dış satımının ise 2 milyon varil seviyelerinde seyrettiği aktarıldı. Washington yönetiminin Kasım 2025'te İran bağlantılı denizcilik ve ticaret ağlarına getirdiği yeni yaptırımlara rağmen, ülkenin arz kapasitesinin yatay bir seyir izlediği gözlemleniyor.

İran üretiminde yaşanacak radikal bir düşüşün fiyatları tetikleyebileceği ancak mevcut küresel bolluk nedeniyle bu etkinin de marjinal kalacağı düşünülüyor. Diğer taraftan Rusya'nın günlük 9,3 milyon varillik üretimini koruduğu ve ihracat rotasını Çin ile Hindistan'a sabitlediği görülüyor.

ABD ve İngiltere'nin Lukoil ve Rosneft gibi devlere yönelik son hamlelerinin Rus ihracatının yarısını etkileyebileceği ancak muhtemel bir barış anlaşmasının arz fazlası olan bir ortamda oynaklığı daha da artırabileceği değerlendiriliyor.

REKLAMI KAPAT X