TEPAV Para Politikası Çalışma Grubu, enflasyondaki seyrin faiz indirimi için uygun bir zemin oluşturduğunu ancak fon krizinin yol açtığı belirsizlikler nedeniyle politika faizinin yüzde 37 seviyesinde korunması gerektiğini belirtti.
Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı (TEPAV) Para Politikası Çalışma Grubu, Ekim 2026’ya ait 31’inci Para Politikası Değerlendirme Notu’nu yayımladı.
Değerlendirmede, son Para Politikası Kurulu toplantısının ardından ortaya çıkan fon krizinin ekonomik güveni zedelediği ve para politikasında ihtiyatlı yaklaşımın sürdürülmesini zorunlu hale getirdiği belirtildi.
Geri dönmeyen krediler artabilir, şirketler likidite sorunu yaşayabilir
Çalışma Grubu, fon krizi nedeniyle geri dönmeyen kredilerde artış yaşanabileceğine, şirketlerin likidite yetersizliği ve bilanço zafiyetleriyle karşılaşabileceğine dikkat çekti.
Bu riskleri hafifletecek ihtiyati önlemlerin TCMB tarafından Finansal İstikrar Komitesi’nde gündeme getirilmesi gerektiği belirtilen notta, finans piyasalarında bu tür krizleri önlemekten sorumlu kurumların da incelenmesi gerektiği vurgulandı.
MSCI kararı ve fon krizi Türkiye İçin yeni risk oluşturuyor
MSCI’ın 15 Ekim’de Türkiye endekslerindeki belirli değişiklikleri dondurma kararı aldığı hatırlatılan notta, fon krizine ilişkin belirsizliklerle birlikte bu kararın Türkiye ekonomisi açısından yeni ve önemli bir risk kaynağı oluşturduğu ifade edildi.
Çalışma Grubu, TCMB’nin piyasalarda güveni sağlayacak tedbirler alınana kadar tekimli davranması gerektiğini belirtti.
2026 hedefi aşılabilir, 2027 tahmini de risk altında
Eylül ayında yıllık tüketici enflasyonunun yüzde 29,73, aylık enflasyonun yüzde 1,84 ve mevsim etkilerinden arındırılmış aylık enflasyonun yüzde 1,61 olduğunu hatırlatan TEPAV, enflasyon beklentilerinin çıpalanamamasının fiyatlama davranışlarındaki ataleti sürdürdüğünü kaydetti.
2027-2029 Orta Vadeli Programı’nda 2027 yıl sonu enflasyon hedefinin yüzde 21 olmasına karşılık TCMB’nin 13 Ağustos tarihli Enflasyon Raporu’nda yüzde 15 hedefini korumasını, para politikasına güveni azaltan bir uyumsuzluk olarak nitelendiren Çalışma Grubu, mevcut programın eksiklikleri ve yaklaşan seçimler nedeniyle yüzde 21’lik hedefe ulaşılmasının da zor göründüğünü paylaştı.
Enflasyonla mücadele için vergi reformu ve yapısal dönüşüm çağrısı
Değerlendirmede, maliye politikasının enflasyonla mücadeleyi desteklemesi için kapsamlı vergi reformu, kayıt dışılıkla mücadele, kamu harcamalarının etkin biçimde yeniden yapılandırılması ve koşullu gelir garantilerinin gözden geçirilmesi önerildi.
BDDK, SPK, TCMB ve TÜİK’in politik baskılara karşı bağımsızlığını güçlendirecek yasal düzenlemelerin de önemine değinilen notta, hukukun üstünlüğü, etkin bir yargı sistemi ve verimlilik, eğitim, yeşil dönüşüm ile gelir eşitsizliği alanlarındaki yapısal reformların önemi vurgulandı.
Çalışma Grubu ayrıca enflasyon hedeflerine öngörülen sürelerde ulaşılamama olasılığı doğduğunda nedenlerin ve alınması gereken önlemlerin kamuoyuna açıklanması gerektiğini yineledi.
TCMB’ye beklentilere aykırı faiz çağrısı
Fon krizi yaşanmasaydı politika faizinin 200 baz puan indirilerek yüzde 35’e düşürülebileceği belirtilen notta, fon krizinin yarattığı belirsizlikler nedeniyle politika faizinin yüzde 37’de sabit tutulmasının yerinde olacağı ifade edildi.
Piyasalardaki genel beklenti ise perşembe günü faizin 100 baz puan indirimle yüzde 36’ya çekilmesi yönündeydi.