Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Başkanı Ömer Abdullah Karagözoğlu, 15 yaşından küçük çocukların sosyal medya platformlarını kullanımına yönelik denetim ve kısıtlama odaklı düzenlemelerin salt teknik bir bariyer olmadığını, çocukları dijital dünya içinde muhafaza eden kapsamlı bir devlet politikası niteliği taşıdığını dile getirdi. İletişim Başkanlığı tarafından gerçekleştirilen "Sosyal Medyada Sorumluluk, Özgürlük ve Güvenlik Paneli" dahilinde katılımcılara hitap eden Ömer Abdullah Karagözoğlu, günümüzde dijital mecraların artık tali bir yol olmaktan çıkıp hayatın ana merkezi haline dönüştüğünü vurguladı. Çocukların bu geniş dijital meydanın tam merkezinde bulunduklarını ifade eden Karagözoğlu, sosyal ağlarda sorumluluk, hürriyet ve emniyet unsurlarının nasıl bir arada ve dengeli şekilde yürütülebileceğine dair önemli analizler sundu. Karagözoğlu, bu konunun sadece bir yasaklama veya serbest bırakma ikilemi olmadığını, temel hedeflerinin çocukları tehlikelerden korurken özgürlük alanlarını da genişletecek bir denge kurmak olduğunu aktardı. Türkiye genelinde internet kullanımının 77,3 milyon kişiye ulaştığını ve dijital ağların toplumun her katmanına temas ettiğini belirten Karagözoğlu, 58,5 milyon aktif sosyal medya kullanıcısının toplam nüfusun yüzde 66,7'sine karşılık geldiğini bildirdi. Vatandaşların sosyal mecralarda günde ortalama 2 saat 43 dakika vakit geçirdiğini ve her ay yaklaşık 7,6 farklı platformun kullanıldığını da sözlerine ekledi. Dijital kalabalıkların güvenliği ve manipülasyon riskleri Bu denli yoğun bir dijital nüfusun kendi başına güvenli bir ortam oluşturamayacağına dikkat çeken Karagözoğlu, ağlar büyüdükçe dezenformasyon, algı yönetimi, siber tehditler, özel hayatın gizliliğinin ihlali ve çocukların maruz kaldığı zararlı içeriklerin de eş zamanlı olarak arttığını ifade etti. Çocukların artık tek bir uygulama ile sınırlı kalmadıklarını hatırlatan Karagözoğlu, dijital algoritmaların sadece içerik sunmakla yetinmediğini, aynı zamanda kullanıcı davranışlarını şekillendirdiğini, hisleri kontrol ettiğini ve yapay gündemler inşa ettiğini kaydetti. 15 yaş altı bireylerin sosyal medya erişimlerine dair yapılması planlanan düzenlemelerin teknik bir sınırlandırmanın çok ötesinde anlamlar barındırdığını söyleyen Karagözoğlu, burada ifade özgürlüğü, veri güvenliği, devletin denetim yetkisi ve platformların yükümlülükleri arasında hassas bir terazi kurulması gerektiğini belirtti. Sosyal medyayı durmaksızın akan bir nehre benzeten Karagözoğlu, asıl gayelerinin bu nehrin önüne set çekmek değil, suyun akacağı yatağı sağlıklı bir şekilde belirlemek olduğunu ifade etti. Kural koymaktan öte toplumsal benimseme ve uygulama süreci Ülkemizde 80,7 milyon mobil telefon kullanıcısının bulunduğunu ve dijital erişimin artık ceplerdeki ekranlar aracılığıyla her an yaşandığını belirten Karagözoğlu, sadece yasal kurallar ihdas etmenin yeterli olmayacağını, bu kuralların toplum tarafından idrak edilmesi ve titizlikle uygulanması gerektiğini vurguladı. Çocukları koruma politikalarının doğru iletişim stratejileriyle halka anlatılmasının toplumsal desteği artıracağını ve yanlış bilgilerin önüne geçeceğini dile getirdi. Çocukların dijital ayak izlerini muhafaza etmenin onların geleceğini teminat altına almak olduğunu belirten Karagözoğlu, sürecin çok paydaşlı yapısına vurgu yaptı. Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu'nun sadece bir düzenleyici değil, bilinçli ve güvenli bir dijital ekosistemin kurucusu olarak hareket ettiğini anlatan Karagözoğlu, BTK Akademi üzerinden milyonlarca kişiye dijital okuryazarlık, siber farkındalık ve güvenli internet eğitimi verildiğini, bilincin en etkili savunma hattı olduğunu söyledi. Ulusal siber güvenlik ve milli beka vurgusu Ulusal Siber Olaylara Müdahale Merkezi'nin (USOM) yürüttüğü faaliyetlerin kritik önemine değinen Karagözoğlu, siber güvenliğin teknik bir terimden ziyade milli güvenliğin vazgeçilmez bir parçası haline dönüştüğünü kaydetti. Çocukları dijital çağın risklerinden korumayı geleceği korumakla eşdeğer gören Karagözoğlu, temel önceliklerinin çocukların kötü niyetli içeriklerle temasını kesmek, mahremiyetlerini korumak, yasa dışı bahis ve suç odaklarından onları uzak tutmak olduğunu ifade etti. Ailelerin farkındalığı, öğretmenlerin rehberliği, platformların sorumluluk alması ve devletin denetim gücünün bir bütün halinde çalışması gerektiğini belirten Karagözoğlu, dijital dünyayı ne bir yasaklar listesine ne de kontrolsüz bir risk alanına çevirmemek gerektiğini dile getirdi. Akıl ve veriye dayalı bir yöntemle özgürlüğü koruyup güvenliği pekiştirmeyi öneren Karagözoğlu, güçlü bir toplumun ancak çocukları güvende olan bir toplumla mümkün olabileceğini belirterek konuşmasını tamamladı. [news_id:797444]