Cumhurbaşkanı yardımcısı Cevdet Yılmaz, Hürmüz Boğazı'nın kapanmasıyla tetiklenen küresel krizde Türkiye'nin sağlam makro ekonomik temellerle süreci yönettiğini açıkladı. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatmasıyla derinleşen enerji ve üretim krizine karşı Türkiye’nin sürece sağlam makro temellerle girdiğini belirterek, "eşel mobil" sistemi ve bütçeden yapılan fedakarlıklarla savaşın büyüme ve enflasyon üzerindeki olumsuz etkilerinin sınırlandırıldığını vurguladı. Türkiye'nin istikrarını hedef alan odakların hiçbir zaman başarılı olamayacağını dile getiren Yılmaz, emniyet teşkilatına ve güvenlik güçlerine teşekkürlerini sundu. Yılmaz, konuşmasına şu sözlerle devam etti: "Türkiye'nin istikrarına kast edenler var. Yalnız bunlar hiçbir zaman bugüne kadar başarılı olamadılar, bundan sonra da olamayacaklar. Terör eylemi yapanlar kadar, bunun arka planındakileri de tabii ki dikkatle analiz etmek, tartışmak gerekiyor. Türkiye'nin istikrarına kast edenler hiçbir zaman başarılı olamayacaklar. Biz bu anlamda kolluk kuvvetlerimize gerçekten şükranlarımızı sunuyoruz. Polisimizle, tüm güvenlik güçlerle Türkiye her unsuruyla güvenliğini sağlamaya devam edecektir. Bu tür saldırılara karşı da gerekli cevapları vermeye devam edecektir. Hangi ad altında olursa olsun tüm terör örgütleriyle kararlı bir şekilde mücadelesini sürdürecektir. 'Terörsüz Türkiye, Terörsüz Bölge' diyoruz. Bu hedefe ulaşmada hiçbir dış güç bizi engelleyemeyecektir." Bölgesel çatışmaların sona erdirilmesi için yürütülen diplomasi trafiği ABD ve İsrail'in İran'a yönelik operasyonlarına değinen Yılmaz, çatışmaların yayılmaması adına Türkiye'nin yoğun bir diplomasi yürüttüğünü, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderler düzeyinde temaslarda bulunduğunu belirtti. Savaşın sona ermesi için Dışişleri Bakanlığı başta olmak üzere tüm kurumların sahada aktif olduğunu kaydeden Yılmaz, Türkiye'nin hukuk ve adaletten yana olan sağlam duruşunu koruduğunu söyledi. Adil bir barışın herkes için faydalı olduğunu vurgulayan Yılmaz, sorunların müzakere masasında çözülmesi gerektiğini ifade ederek şu ifadeleri kullandı: "Temenni ederiz ki iki tarafın bir noktada buluştuğu bir sonuç ortaya çıksın. Buna da Türkiye Cumhuriyeti olarak her zaman katkı vermeye hazır olduk, bundan sonra da hazırız. Yeter ki bölgemizdeki bu ateş sönsün ve daha istikrarlı bir yapı oluşsun." Enerji arz güvenliği ve eşel mobil sisteminin ekonomik etkileri Hürmüz Boğazı’nın kapatılmasının ardından derinleşen enerji krizine karşı Merkez Bankası, SPK ve Borsa İstanbul aracılığıyla hızlı kararlar alındığını belirten Yılmaz, enerji ve gübre gibi temel ürünlerdeki fiyat baskısını yönetmek için kamu bütçesinden önemli bir yük üstlenildiğini açıkladı. En pahalı enerjinin "olmayan enerji" olduğunu söyleyen Yılmaz, tedarik kanallarının çeşitlendirilmesi ve yerli üretim hamleleri sayesinde Türkiye'de bir arz problemi yaşanmadığının altını çizdi. Yakıt fiyatlarındaki artışı dizginlemek adına uygulanan sisteme dair şu örneği paylaştı: "Bir referans gün olarak 6 Nisan'ı alacak olursak, 6 Nisan'da motorinin fiyatı 77 lira, biz eşel mobil sisteme geçmemiş olsaydık bu 94 lira olacaktı. Yani yüzde 22 daha pahalıya vatandaşımız bunu tüketmiş olacaktı." Merkez bankası altın rezervleri ve savunma sanayindeki yerlilik hamlesi Merkez Bankası'nın altın rezervlerini likidite sağlamak amacıyla aktif şekilde yönettiğini kaydeden Yılmaz, altın birikiminin tam da bu tür olağanüstü dönemler için yapıldığını belirtti. 2016 yılında 377 ton olan altın rezervinin 27 Mart itibarıyla 702 tona yükseldiğini ve değerinin 100 milyar dolara ulaştığını açıklayan Yılmaz, bu güçlü pozisyonun Türkiye'ye güven verdiğini ifade etti. Savunma sanayisindeki devrime de değinen Yılmaz, dışa bağımlılığın yüzde 80 seviyelerinden yerlilik oranının yüzde 80’in üzerine çıktığı bir noktaya evrildiğini, geçen yıl itibarıyla savunma ihracatında 10,5 milyar dolarlık rekorun aşıldığını sözlerine ekledi.