Etiyopya ziyareti dönüşünde gazetecilerin sorularını yanıtlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, İran'da olası bir çatışmanın kazananının olmayacağının altını çizerek, "Biz duvar ören, çatışmaları körükleyen değil, köprü kuran, barışa zemin hazırlayan bir ülke konumundayız. İran'ı hedef alan yeni bir savaş kimseye bir şey kazandırmaz" dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Etiyopya temaslarını tamamlamasının ardından yurda dönüş yolunda uçakta gazetecilerle bir araya geldi. Cumhurbaşkanı Erdoğan'a yöneltilen sorular ve yanıtları şunlar oldu: SORU- İran konusunda Türkiye’nin arabuluculuk çabalarını biliyoruz. Siz de yoğun temaslar yürütüyorsunuz. Sayın Dışişleri Bakanımız da aynı şekilde… Bugün de Cenevre'de bazı görüşmeler vardı. Oradan çıkan açıklamaları da sanırım takip etmişsinizdir. Sizce İran meselesi savaşa mı, barışa mı daha yakın? Nasıl görüyorsunuz son durumu? İran ile ABD arasındaki sorunlar, diyalog yoluyla çözülsün istiyoruz. Her iki ülke ile de en üst düzeyde temas halindeyiz. Her iki ülke bu noktada. İşte en son İran Cumhurbaşkanı ile görüştüm. Hemen ertesi gün aynı zamanda ABD Başkanı Trump ile görüşmemi yaptım. Bütün bu görüşmelerde nasıl bir yol alabiliriz bunları konuştuk. Biz duvar ören, çatışmaları körükleyen değil, köprü kuran, barışa zemin hazırlayan bir ülke konumundayız. İran'ı hedef alan yeni bir savaş kimseye bir şey kazandırmaz, aksine bölgemiz kaybeder. Biz barışın tarafında olmaya devam ederek müspet temennilerle meseleye yaklaşıyoruz. Türkiye olarak İran'a yönelik askeri müdahaleye karşı olduğumuzu bütün muhataplarımıza ilettik. Böylesi bir askeri tırmanmanın, yükselen tansiyonun bölgemizi daha fazla belirsizliğe sürükleyeceğini anlatmayı sürdüreceğiz. Diplomasi kapısı açık olduğu sürece ümit vardır. Biz de bu umudu koruyacağız ve güçlendireceğiz. SORU- Sayın Cumhurbaşkanım ben de Gazze ile ilgili bir soru soracağım. Kurulan Barış Kurulu ilk toplantısını 19 Şubat'ta yapmayı planlıyordu. Siz daha evvel “davet gelmedi” demiştiniz. Acaba Türkiye'ye bir davet geldi mi? Türkiye katılacak mı? Gazze Barış Kurulu'nun Gazze'de özlenen kalıcı istikrar, ateşkes ve nihayetinde barışa katkı sunmasını umuyorum. Gazze meselesi insanlığın bana göre vicdan sınavıdır. Biz bu sınavda nerede olduğumuzu ilk günden beri açıkça ortaya koyduk. Gazze'deki Filistinli kardeşlerimizin yaşadıkları acılar artık son bulmalıdır. Burada amaç; ateşkesi kalıcı hale getirmek, insani yardımları Gazze'ye kesintisiz ulaştırmak ve iki devletli çözüm zeminini güçlendirmek olmalıdır. Bütün bunların yanında Gazze Barış Kurulu'nun böylesi bir amaca hizmet etmesini arzu ederiz. Türkiye olarak Gazzeli kardeşlerimizin hayrına olan her türlü girişime destek vereceğimizi açık bir şekilde ilan ettik. Barış Kurulu toplantısı için davet geldi. Türkiye olarak toplantıya katılacağız. Ramazan ayının ilk gününe denk geldiği için toplantıda ülkemizi Dışişleri Bakanımız Hakan Fidan Bey temsil edecektir. SORU: Türkiye F-16’larının Baltık hava sahasını korumak üzere acilen göreve çağrıldığı biliniyor. NATO'nun Almanya'daki dev tatbikatında da Türkiye öne çıktı. Bu NATO tatbikatında Bayraktar TB3, TGC Anadolu'dan kalkarak hedeflerini tam isabetle vurdu. 2000 askerimiz sahada görev yaptı. Türkiye'nin bu varlığı, Avrupa'nın güvenliğinde Türkiye'nin gücü ve iradesi olmadan Avrupa güvenliğinin söz konusu olmayacağı şeklinde yorumlanabilir mi? Yıllardır her platformda ülkemizin Avrupa Birliği'ne birçok yönden olumlu katkılarının olacağını anlatıyoruz. Avrupa'nın mevcut savunma ve güvenlik mekanizmalarına Türkiye'yi dahil etmesinin vakti çoktan gelmiştir. Dünya değişiyor, Avrupa Birliği hızla dönüşümlerin yaşandığı bu çağda daha ne kadar dar gündemlerin esiri olabilir? Bunu anlamak mümkün değil. İyi tercih, Türkiye'nin Avrupa'yla bütünleşmesinin önündeki ideolojik bariyerleri kaldırmak ve Avrupa'nın gücüne güç katmaktır. Türkiye'yi dışlayan, dünya gerçeklerini göz ardı eden tutumların hiç de mantıklı olmadığını artık kabul etmeleri gerekir. Avrupa’da yeni bir savunma mimarisi kurmak… Eğer bu niyettelerse, bunun Türkiye’siz oluşturulmasının yetersiz bir çaba olacağı aşikardır. Türk ordusu bugün NATO içindeki en büyük ve en etkin ordulardan biridir. Ordumuza olan güvenimiz tamdır. Bu sayede sadece masa başında konuşan değil, sahada yeteneklerini ortaya koyan bir ülkeyiz. Umarım Türkiye olmadan Avrupa'nın ayakları yere basan bir güvenlik denklemi kurmasından söz edilemeyeceğini artık herkes anlamıştır.