Kabine toplantısının ardından açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ne hükümetimizin ne milletimizin yakın vadedeki siyasi koordinatlarında erken veya ara seçimin yer almadığının bilinmesini isterim” dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın başkanlık ettiği kabine toplantısı sona erdi. Beştepe'deki toplantı yaklaşık 2,5 saat sürdü. Toplantının ardından kameraların karşına geçen Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın konuşmasından öne çıkanlar şunlar oldu: “Hükümetimiz gündemine hakimdir. Bize kimse gündem dayatamaz. Kimse Türkiye'nin gündemini suni tartışmalarla saptıramaz, enfekte edemez. Ne hükümetimizin ne milletimizin yakın vadedeki siyasi koordinatlarında erken ya da ara seçimin yer almadığının bilinmesini istiyorum. Biz ülkemizin itibarını hem ulusal hem de uluslararası ölçekte artırmanın mücadelesini veriyoruz. Önümüze bakıyoruz, Türkiye'yi güçlü, büyük ekonomisiyle küresel oyuncu haline getirmeye bakıyoruz. Teknolojiden ulaştırmaya, iletişimden tarıma geniş yelpazede eser ve hizmet maratonumuzu sürdürdük. "Ekonomi yakın tarihin en ağır şoklarından biriyle karşılaşıyor" Muhalefetin israf diyerek 'ne gerek var' diyerek kötülediği yatırımlarımız bugün görüyoruz ki küresel rekabette bizi çok avantajlı bir konuma getirdi. İran'a yönelik saldırıların başlamasıyla küresel ekonomi yakın tarihin en ağır şoklarından biriyle yüzleşiyor. Hürmüz Boğazı fiilen kapandı. Hürmüz dünyadaki petrolün yüzde 20'sinin ve doğal gazın çok önemli kısmının taşındığı kritik bir hattır. Mesele sadece enerjide değildir petrokimya ürünleri, gübre, ilaç hammaddeleri ve helyum gibi birçok kritik mamul de bu boğazdan geçiyor. Hürmüz'ün kapanması enerji, tarım, sanayi, teknolojiye küresel ekonomiyi derinden sarsıyor. Mesela Avrupa'nın son 30 günde fosil yakıt faturası 17 milyar dolar kabardı. Doğal gaz fiyatı yüzde 100, petrol ise yüzde 60 oranında artış kaydetti. "Enerji ve gıdada arz güvenliği sorunumuz yok" Dünyaya göz attığımızda tıpkı salgın döneminde olduğu gibi bazı ülkelerde akaryakıta kota getirildiğini, okulların belirli günlerde kapatıldığını, kamu hizmetlerinin kısıtlanmasının tartışıldığını görüyoruz. Hamdolsun Türkiye bu karamsal tablonun dışındadır. Enerji arz güvenliği, tedarik ve depolama noktasında bir sorunumuz yok. Türkiye'nin Basra ve Hürmüz geçişli LNC tedariki bulunmuyor. Yüzde 10'luk petrol ve ithalatımız buradan gelmesine karşın bunlar bizim kolayca yönetebileceğimiz alanlardır. Kaynak çeşitlendirme politikamızın değeri daha fazla anlaşılmaktadır. Gübre ve hammadde tedariklerimizi çok önceden yapmıştık. Savaştan bu yana üre gübresi temini için gümrük vergisini sıfıra indirdik. Bazı gübre cinslerinde gümsür vergisini sıfırladık. Ayrıca antrepolarda bulunan üre gübresinin Türkiye üzerinden yurt dışına transitini ve yeniden ihracını durdurduk. Gübre gibi tarımsal üretim girdilerinde sıkıntımız yoktur. Aldığımız tedbirler sayesinde inşallah gıda arz güvenliğinde de hiçbir sorun yaşamayacağız. Savaş fırsatçılarına yönelik denetimlerimiz yoğun bir şekilde devam ediyor. "Petrol fiyatlarındaki artışa karşı koruma kalkanı oluşturduk" Hini hacette kullanmak amacıyla biriktirdiğimiz rezervlerimiz aynı şekilde yeterli ve güçlüdür. Dış borcumuzun ve toplam dış finansman ihtiyacımızın milli gelire oranı tarihsel ortalamaların altındadır. Dış dengeden bütçe disiplinine Merkez Bankası rezervlerinden bankacılık sektörüne kadar temel göstergelerde geçmişte karşılaşılan dış şoklara kıyasla çok daha sağlam noktadayız. Krizin ekonomiye, piyasaya menfi etkilerini proaktif yaklaşımla sınırlı tutmaya gayret ediyoruz. Savaşın başlamasından 5 gün sonra eşel mobil sistemini devreye aldık. Küresel petrol fiyatlarındaki sert artış karşısında vatandaşımıza koruma kalkanı oluşturduk. Motorinde 17 lira benzinde 12 liraya yakın artış pompaya yansıtılmadı. Şimdiye kadar toplam 50 milyar lirayı bulan ek maliyet eşer mobil sayesinde devletimiz tarafından sübvanse edilmiş oldu. "Reel sektörün nakit akışını korumayı hedefliyoruz" Elbette herşey güllük gülistanlık demiyoruz. Bölgemizdeki savaşın küresel ticarete yansımalarından ihracat boyutunda kuşkusuz biz de etkileniyoruz. Biz üretim, ihracat, turizmi ayakta tutan işletmelerimizi güçlü desteklerle koruyor bu fırtınalı dönemi atlatmalarına yardımcı oluyoruz. Hafta sonu yeni bir paketi daha kamuoyumuzla paylaştık. Hazine ve Maliye Bakanlığımızın kefalet desteğiyle turizmde yeni bir kredi imkanını devreye aldık. Bu kredinin toplam büyüklüğü 120 milyar liradır. Turizm işletmecilerine 60 milyar, ihracatçılara 42 milyar lira ve katılım finansman alanında ek 12 milyar lira limit tanıdık. Reel sektörün nakit akışını korumayı hedefliyoruz. "Vatandaşlarımız endişeye kapılmasın, iş dünyamız müsterih olsun" Dezenenflasyon programımızda herhangi taviz söz konusu değildir. İstihdam, üretim ve ihracatın korunması bu süreçte de önceliğimiz olmayı sürdürecektir. Vatandaşlarımız endişeye kapılmasın, iş dünyamız müsterih olsun. Türkiye stratejik coğrafyası, güçlü ve modern altyapısı ile İstanbul Finans Merkezi ile yeni dönemin doğal cazibe merkezinden biri olmaya namzettir. Dünyanın önde gelen şirketleriyle gerçekleştirdiğimiz toplantımızda bunun emarelerini bizzat gördük. Yurt dışında bunun sinyallerini şimdiden almaya başladık. Ülkemizde düşmanlığıyla bilinen yabancı medya organlarında bile Türkiye'nin yıldızı parlayan ülke olacağına dair haberler yazılıyor. Ekonomi kurmay ekibimiz şu an Türkiye'yi çok uluslu şirketler için bölgesel yönetim merkezi olarak güçlü şekilde konumlandırmakta. Salgın döneminde olduğu gibi bu küresel krizin de ülkemizin önünde yeni kapılar açacağına yürekten inanıyoruz."