Destici'den çerçeve yasa çıkışı: Terör örgütüne hukuki imtiyaz tanınamaz

Okuma Süresi: 5 Dakika
Destici'den çerçeve yasa çıkışı: Terör örgütüne hukuki imtiyaz tanınamaz
Doviz.com
08 Ağustos 2026 21:50

Mustafa Destici, Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi’ne yönelik partisinin eleştirilerini ve kırmızı çizgilerini kamuoyuyla paylaştı. Büyük Birlik Partisi lideri, terör örgütlerine hukuki imtiyaz tanınmasının kabul edilemez olduğunu belirterek teklifin mevcut haliyle yasalaşmasına karşı olduklarını ilan etti.

Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Mustafa Destici, partisinin genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında kamuoyunda çerçeve yasa olarak isimlendirilen Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi'ne ilişkin kapsamlı değerlendirmelerde bulundu. İncelenen kanun teklifinin mevcut haliyle kabulünün doğru olmadığını ifade eden Destici, terörün sona ermesinin milletin ve partinin en büyük arzusu olduğunu vurguladı. Terörle mücadelenin yöntemine dair görüşlerini aktaran Destici, "Ancak bunun yolu, terör örgütüne hukuki imtiyaz tanımaktan değil; örgütü hukukun ve devletin karşısında tamamen çaresiz bırakmaktan geçer" dedi. Devletin ceza politikasının bir terör örgütünün fiili tercihine göre şekillendirilemeyeceğini dile getiren Destici, "Devletin ceza politikası, bir terör örgütünün fiili tercihine göre şekillendirilemez. Kurşun sıkmış, bomba patlatmış hiçbir terör örgütü mensubunun affedilmesi kabul edilemez" ifadelerini kullandı.

Büyük birlik partisinin terörle mücadeledeki temel ilkeleri

Büyük Birlik Partisi'nin kuruluşundan bu yana terör meselesinde değişmeyen bir çizgi izlediğini belirten Destici, partisinin vazgeçilmez prensiplerini şu sözlerle sıraladı: "Birinci ilke devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğü tartışma konusu yapılamaz. Anayasa’nın ilk dört maddesi, üniter devlet yapısı, tek bayrak, tek dil, tek vatan ve tek millet anlayışı partimiz açısından müzakereye kapalıdır. İkinci ilkemiz terörle ve teröristle müzakere edilmez. Devlet otoritesi hiçbir surette pazarlık konusu yapılamaz. Devletin ceza politikası, bir terör örgütünün fiili tercihine göre şekillenemez. Üçüncü ilkemiz şehit ve gazi hukuku dokunulmazdır. Şehit ailelerinin, gazilerimizin ve terör mağdurlarının adalet beklentisi, hiçbir siyasi hedefin gerekçesi olamaz. Kurşun sıkmış, bomba patlatmış hiçbir terör örgütü mensubunun affedilmesi kabul edilemez. Dördüncü ilkemiz ceza adaletinin caydırıcılığı korunmalıdır. Partimiz, kişilere karşı işlenen suçlar bakımından dahi af düzenlemelerine öteden beri karşıdır; terör suçları bakımından bu karşıtlık evleviyetle geçerlidir. Beşinci ilkemiz hukuk devleti ve yargı bağımsızlığı esastır. Yürütmenin yargısal süreçler üzerindeki etkisini artıran her düzenleme, hangi siyasi amaca hizmet ederse etsin, partimiz açısından sakıncalıdır. Altıncı ilkemiz fesih ve nedamet, koşulsuz ve doğrulanabilir olmalıdır. PKK ve bütün türevleri resmen feshedildiğini, tamamen silahsızlandığını, Türkiye ve bölge coğrafyasındaki bütün yapılanmalarını tasfiye ettiğini ve Türkiye Cumhuriyetinin üniter yapısı üzerinde hiçbir ayrılıkçı hedef taşımadığını açık ve geri dönülmez biçimde ilan etmedikçe; ve bunun sahada somut, doğrulanabilir karşılığı görülmedikçe, bu yapılara doğrudan veya dolaylı hiçbir yasal imtiyaz tanınmamalıdır."

Teklifin hukuki kusurları ve af niteliğine dair itirazlar

Ceza hukukunun temel ilkelerinden birinin, herkesin yalnızca kendi fiilinden sorumlu olması ve kusur ilkesine göre ceza tayin edilmesi gerektiğini hatırlatan Destici, hazırlanan teklifte bireyin hukuki durumunun örgütün kolektif davranışına bağlandığını savundu. Kişi pişmanlık göstermese dahi örgütün silah bırakması ve MGK kararı yayımlanması durumunda düzenlemeden yararlanabileceğine dikkat çeken Destici, "Teklifte ise bireyin hukuki durumu, büyük ölçüde örgütün kolektif davranışına bağlanmaktadır. Kişi pişmanlık göstermemiş, nedamet beyan etmemiş, hatta fiilini savunmaya devam ediyor olsa dahi; örgüt silah bıraktığı ve MGK kararı yayımlandığı takdirde düzenlemelerden yararlanabilecektir. Teklif, meri hukukumuzdaki etkin pişmanlık kurumundan tam olarak bu noktada ayrılmaktadır. TCK madde 221, örgütten ayrılma iradesinin ortaya konulmasını, teslim olmayı, örgütün yapısı ve faaliyetleri hakkında bilgi vermeyi, yani bireysel ve doğrulanabilir bir davranışı şart koşarken teklifteki çerçeve, hukuki sonucu bütünüyle örgütün kolektif tercihine bağlamaktadır. Bu tercih, ceza hukuku dogmatiği bakımından klasik kusur teorisinden uzaklaşma anlamına gelmektedir. Nedamet getirmemiş, fiilinden pişmanlık duymamış kişilerin, salt örgütün stratejik tercihi nedeniyle soruşturmadan ve cezadan kurtulması ihtimali kabul edilebilir değildir" dedi. Düzenlemenin fiilen affa eşdeğer sonuçlar doğurduğunu vurgulayan Destici, Anayasa'nın 87. maddesindeki nitelikli çoğunluk şartının bu yöntemle aşılamayacağını savundu.

Eleştirilen Temel Noktalar Öngörülen Hukuki Sonuçlar
Kolektif Sorumluluk Bireysel pişmanlık aranmaksızın örgüt kararıyla cezasızlık.
Fiili Af Etkisi Soruşturma erteleme, davanın düşmesi ve infazın tamamlanmış sayılması.
Güvenlik Riski 40 yıl silah sıkmış kişilerin hak yoksunluklarının kaldırılarak kamuya sızma ihtimali.

Mağdur haklarının yok sayılması ve uluslararası standartlar

Teklifin en büyük eksiğinin mağdurun metinde yer almaması olduğunu belirten Destici, şehit ailelerinin ve gazilerin adalet beklentisinin siyasi hedeflere feda edilemeyeceğini söyledi. Kasten öldürme suçlarının kapsam dışı bırakılmasının doğru bir tercih olduğunu ifade eden Destici, ağır yaralama ve sivillere yönelik saldırılar gibi eylemler için öngörülen erteleme ve düşme kararlarının kabul edilemez olduğunu dile getirdi. Destici, "Hukuk devleti yalnızca fail bakımından değil, mağdur bakımından da adalet üretmek zorundadır. Teklifin en büyük eksiği, mağdurun metinde neredeyse hiç yer almamasıdır. Kırk yılı aşkın mücadelede on binlerce şehidimiz, gazimiz ve terör mağdurumuz vardır. Bu insanların ve ailelerinin adalet beklentisi, bir hukuk devletinde siyasi hedeflere feda edilebilecek bir husus değildir. Teklifin kasten öldürme suçlarını kapsam dışı bırakması, bu bakımdan doğru ve korunması gereken bir tercihtir. Ancak gazilerimizi sakat bırakan ağır yaralama fiilleri, sivillerin hedef alındığı patlayıcı saldırıları, kaçırma, alıkoyma ve fidye eylemleri, köy boşaltmaları ve zorla yerinden etmeler bakımından teklif erteleme öngörmekte ve sürenin sonunda düşme kararı verilmesini kabul etmektedir. Mağdur, bu süreçte hiçbir usuli imkana sahip değildir. Görüşü alınmaz, davaya katılma hakkı işlevsizleşir, tazmin ve onarım öngörülmez, hakikatin tespitine yönelik hiçbir mekanizma kurulmaz" açıklamasında bulundu. Karşılaştırmalı hukuktaki ciddi örneklerde mağdur haklarının merkezde yer aldığını kaydeden Destici, teklifin mevcut haliyle toplumsal mutabakata hizmet etmeyeceğini yineledi.