Hürmüz boğazı’nda artan gerilimle birlikte 1.600 gemide bulunan yaklaşık 20.000 denizci belirsizlik ve risk altında bekliyor. İran ile ABD arasındaki çatışma sürecinde denizciler hem güvenlik tehditleri hem de temel ihtiyaçlara erişimde yaşanan sorunlarla karşı karşıya kalıyor. Hürmüz Boğazı’nda yaşanan gelişmeler, bölgede faaliyet gösteren denizcilik sektörünü doğrudan etkiliyor. İran ile ABD arasında yükselen tansiyonun ardından geçiş güvenliği tartışmalı hale gelirken, Basra Körfezi’nde bekleyen gemilerde görev yapan binlerce denizci için süreç giderek zorlaşıyor. Çelişkili açıklamalar ve sahadaki riskler nedeniyle sefer planları belirsizliğini koruyor. Sahadaki durum ve çelişkili açıklamalar İkinci kaptan James Perez, Basra Körfezi’nde yaklaşık iki ay süren bekleyişin ardından dönüş tarihine dair netlik bulunmadığını aktarıyor. Bölgedeki geçiş durumuna ilişkin farklı açıklamaların kafa karışıklığı yarattığını ifade eden Perez, "Boğaz açık. Boğaz kısıtlamalarla açık. Boğaz bir nevi açık. Boğaz kapalı. Bu çılgınlık," sözleriyle mevcut durumu özetliyor. Cuma günü yapılan “boğaz açık” açıklamasının ardından bazı gemilerin geçiş denemesinde bulunduğu, mayın ve saldırı ihtimaline rağmen hareket eden gemilere ateş açıldığı bildiriliyor. 28 Şubat tarihinde başlayan çatışma sürecinden bu yana bölgede bekleyen gemilerdeki mürettebatın üzerindeki baskı artıyor. Nakliye şirketlerinin açıklamalara dayanarak geçiş talimatı verebildiği, buna karşı çıkan personelin iş güvencesine dair endişe yaşadığı aktarılıyor. Çatışma ortamında yaşam koşulları Çatışmanın ilk günlerinde yoğun hava hareketliliği yaşandığı belirtiliyor. Perez, "Gece gündüz daha önce hiç görmediğimiz şeyler görürdük," diyerek süreci anlatıyor. Savaş uçaklarının birkaç mil mesafede droneları düşürdüğü, havada patlamalar yaşandığı ve füzelerin “ıslık” sesinin duyulduğu ifade ediliyor. Aynı dönemde gözetleme dronelarının gemi çevresinde yoğun şekilde hareket ettiği aktarılıyor. Denizciler arasında hedef belirlemenin net olmaması risk seviyesini artırıyor. Perez, doğrudan isabet alan Kuveyt tankeri Al-Salmi’yi gördüğü anı "Bunu gerçekten görmezden gelemezsiniz. Yanan bir gemi," sözleriyle anlatıyor. Yaşanan saldırıların ardından bazı gemilerin demirlediği, zamanla bölgede bekleyen gemi sayısının arttığı bildiriliyor. Yaklaşık iki ay içinde 1.600 gemide bulunan yaklaşık 20.000 denizcinin belirsizlik içinde beklediği ifade ediliyor. Patlamaların bir süre durduğu ancak riskin devam ettiği belirtiliyor. Krizin sayısal boyutu Mahsur kalan denizci sayısı: 20.000 Bölgede bekleyen gemi sayısı: 1.600 Savaşta hayatını kaybeden denizciler: En az 10 ITF'e ulaşan destek talebi: 1.800 Savaşın başlangıç tarihi: 28 Şubat Birleşmiş Milletler verileri, süreç boyunca düzinelerce geminin saldırıya uğradığını ve en az 10 denizcinin hayatını kaybettiğini gösteriyor. Günlük yaşam ve psikolojik etkiler Gemilerde görev yapan mürettebatın büyük bölümü rutin bakım çalışmalarıyla zaman geçiriyor. Çalışma sürelerinin günde 12 saate kadar çıktığı, uzun süredir kesintisiz uyku sağlanamadığı ifade ediliyor. Gıda ve su ihtiyacının belirli ölçüde karşılanabildiği, nisan ayı başında üç aylık erzak takviyesi yapıldığı belirtiliyor. Mürettebatın iletişim imkanları uydu bağlantılarıyla sınırlı kalıyor. Telsiz üzerinden diğer gemilerle kurulan iletişim, zaman zaman kaynak sıkıntısı yaşayan ekiplerin yardım taleplerini de ortaya çıkarıyor. Bazı gemilerde maaş ödemelerinde aksama yaşandığı bildiriliyor. Uluslararası Taşıma İşçileri Federasyonu’nun verilerine göre 1.800 destek talebinin yaklaşık yarısı hak ihlallerine ilişkin olurken, yüzde 20’si geri dönüş taleplerinden oluşuyor. 10’da 1 oranında başvuruda ise yakıt ve kumanya eksikliği dile getiriliyor. Güvenlik riskleri ve ayrılma zorlukları Basra Körfezi’nin savaş benzeri operasyon alanı olarak değerlendirilmesi, denizcilere ek haklar tanıyor. Sahadaki uygulamalar, bu hakların kullanımını sınırlı hale getiriyor. Yeni mürettebat teminindeki zorluklar ve güvenli geçiş imkanının bulunmaması, gemiden ayrılma süreçlerini geciktiriyor. Tıbbi acil durumlar da önemli risk başlıkları arasında yer alıyor. Mart ortasında 47 yaşındaki tanker kaptanı Rakesh Ranjan Singh’in kalp krizi sonucu hayatını kaybettiği bildiriliyor. ITF Genel Sekreteri Stephen Cotton, "Bunlar, kendilerinin yaratmadığı bir çatışmanın ortasında kalan sivil işçilerdir. Her gün destek için bize ulaşıyorlar ve birçoğu sadece işlerini yaptıkları için savaş bölgesinde mahsur kalmanın psikolojik bedeline katlanmak zorunda kalıyor," ifadelerini kullanıyor. Gemilerde görev yapan personelin sözleşme sürelerini aştığı, bazı denizcilerin denizde bir yıla yaklaşan süreler geçirdiği belirtiliyor. Bölgedeki belirsizlik devam ederken, denizciler gelecek süreçte güvenlik risklerinin yeniden artıp artmayacağını sorguluyor.