İsrail, ABD ve İran arasındaki askeri gerilimin tırmandığı bir dönemde, uzun süre İran nüfuzunun merkezlerinden biri olan Suriye'de dengeler değişiyor. Yeni siyasi yönetim, bölgedeki konumunu yeniden tanımlarken Suriye kamuoyu da İran'ın ülkedeki geçmiş rolünü sorgulayan bir tutum sergiliyor. Suriye Arap Cumhuriyeti Dışişleri ve Gurbetçiler Bakanlığı tarafından yayımlanan resmi açıklama, siyasi söylemdeki değişimi ortaya koyuyor. Şam yönetimi, Arap ülkelerini hedef alan İran saldırılarını kınayarak bu ülkelerle dayanışma içinde olduğunu bildirdi. Şam'ın dış politikasında eksen değişikliği Gözlemciler, bu tutumun Beşar Esad dönemindeki Tahran odaklı dış politikadan belirgin bir kopuş anlamına geldiği görüşünde. Suriye, artık eksen siyasetinden uzaklaşarak Arap dünyasıyla ilişkilerini onarmayı ve daha geniş bir bölgesel etkileşim kurmayı hedefliyor. Suriye'deki güncel tepkiler, İran'ın savaşın ilk yıllarından itibaren ülkeye yaptığı müdahalelerle doğrudan bağlantılı görülüyor. Tahran'ın doğrudan askeri destek vermesi, danışman ve savaşçı göndermesi ve çeşitli silahlı grupları desteklemesi Suriye toplumunda derin izler bıraktı. Eski rejimin devrilmesiyle birlikte, dış nüfuzu azaltmayı ve devlet kurumlarını yeniden inşa etmeyi amaçlayan yeni güvenlik düzenlemeleri kapsamında, İran bağlantılı güçlerin kademeli olarak çekilmeye başladığı gözlemleniyor. Birçok Suriyeli bu çekilmeyi, geçmişin keskin hizalanmalarından uzaklaşılan yeni bir dönemin başlangıcı olarak nitelendiriyor. Halkın askeri operasyonlara ve İran'a bakışı Bölgedeki çatışmaların İran'a yönelmesi, Suriye halkının geniş bir kesiminde yankı buluyor. Halep sakini Hüseyin El-Said, mevcut durumun sembolik bir anlam taşıdığını belirterek şu ifadeleri kullanıyor: "Birçok Suriyeli, acılarının parçası olan bir tarafın şimdi büyük zorluklarla karşı karşıya olduğunu hissettiği için bu durum onlar için sembolik bir anlam taşıyor." El-Said, bu duygunun bir savaş arzusu değil, ülkeyi yıllarca yoran yabancı müdahalelerin azalmasına dair bir umut olduğunu ekliyor. Şamlı gazeteci Şirin El-Masri, halkın ruh halinin karmaşık olduğunu ancak genel eğilimin olumlu yönde geliştiğini ifade ediyor: "Bugün yaşananlar Suriye'yi etkileyen çatışmaların şiddetini azaltabilir." El-Masri, insanların savaşı kutlamadığını, ancak bölgesel dengelerin yeniden kurulmasının istikrar ve yeniden inşa çabalarına katkı sağlayacağına inandıklarını belirtiyor. İnsani yardım ve güvenlik perspektifi İdlibli aktivist İyad Aref, halkın tepkilerinin kuşatma ve bombardıman anılarıyla şekillendiğini vurguluyor. Aref'e göre bölge halkı, "Bölgedeki İran nüfuzunun azalması, diğer ülkelerdeki askeri müdahale senaryolarının tekrarlanma ihtimalini düşürebilir." görüşünü paylaşıyor. Suriye'nin güneyinde yaşayan Ayham Mahmoud ise savaşın içine doğan kuşu olarak bu gelişmeleri eski denklemleri değiştirmek için bir fırsat olarak görüyor: "Sevinç savaşın kendisiyle ilgili değil, Suriyelilerin çatışma alanı olduğu bir evrenin sona erme ihtimaliyle ilgili." Kamışlı'da insani yardım alanında çalışan ve isminin açıklanmasını istemeyen bir kadın, toplumun temel önceliğinin istikrar olduğunu belirterek, "Savaşa katılan güçlerin etkisindeki herhangi bir geri çekilme, geçmişin sayfasını kapatmaya yardımcı olabilir." diyor. Bununla birlikte halk, bölgesel çatışmaların genişlemesinden ve tüm bölgeyi etkilemesinden endişe duymaya devam ediyor. Resmi söylem ve toplumsal beklentiler Suriye'nin yeni liderliği, toplumsal beklentilere rağmen resmi söylemde egemenlik, müdahale etmeme ve diplomatik çözüm ilkelerine odaklanan temkinli bir duruş sergiliyor. Şam yönetimi, iç istikrarı sağlama, ekonomiyi yeniden inşa etme ve uluslararası destek alma sürecinde doğrudan bir kutuplaşmanın getireceği risklerin farkında hareket ediyor. Suriye, bölgesel düzenin yeniden şekillendiği bu süreçte sadece askeri bir çatışma alanı değil, yeni ortaklıklar kurmaya çalışan ve gerilimden kaçınan bir aktör olarak konumlanmaya çalışıyor.