Küba hükümeti, Amerika Birleşik Devletleri tarafından Venezuela lideri Nicolas Maduro'nun görevden alınması amacıyla düzenlenen askeri operasyon sırasında hayatını kaybeden 32 askeri için resmi bir anma töreni düzenledi. Küba, Venezuela lideri Nicolas Maduro'nun ABD askeri müdahalesiyle devrilmesi esnasında yaşamını yitiren 32 askeri için Perşembe günü geniş kapsamlı bir tören gerçekleştirdi. Devrimci lider Raul Castro'nun da katılım sağladığı bu tören, ülkenin derin bir yas ve onur atmosferinde olduğunu gösterdi. ABD Başkanı Donald Trump'ın baskısı altındaki Havana yönetimi, hayatını kaybeden bu isimler için iki günlük ulusal yas ve anma programı ilan etti. Yetkililerin açıklamalarına göre, hayatını kaybeden askerlerin bir kısmı doğrudan Maduro'yu korumakla görevli ekipler içerisinde yer alıyordu. Yaşamını yitirenlerin 21'inin istihbarat servislerini koordine eden Küba İçişleri Bakanlığı bünyesinde görev yaptığı, geri kalan personelin ise doğrudan askeri birliklere mensup olduğu belirtildi. Havana'da askeri tören ve naaşların karşılanması Devlet Başkanı Miguel Diaz-Canel ve 94 yaşındaki emekli eski lider Raul Castro, Perşembe sabahı erken saatlerde askerlerin naaşlarını karşılamak üzere tam askeri üniformalarıyla hazır bulundu. Devlet televizyonunda yayınlanan görüntülerde, üzerine Küba bayrakları serilmiş olan tabutların Jose Marti Uluslararası Havalimanı'nda uçaktan indirildiği görüldü. Etkinlikte konuşan İçişleri Bakanı General Lazaro Alberto Alvarez, 3 Ocak tarihinde ABD özel kuvvetlerinin Caracas'taki konuta düzenlediği baskın ve bombardıman sırasında askerlerin "son mermilerine kadar savaştıklarını" vurgulayarak ülkenin onlara duyduğu minnettarlığı ifade etti. Bakan Alvarez, askerleri bir teslimiyet duygusuyla değil, aksine derin bir gururla karşıladıklarını dile getirerek, Birleşik Devletlerin Küba halkının onurunu asla satın alamayacağını sözlerine ekledi. Törenin ardından naaşlar ciplerle Devrimci Silahlı Kuvvetler Bakanlığı'na taşınırken, başkent sakinleri sokaklarda toplanarak konvoyu alkışlarla selamladı. Havana halkı gün boyunca saygı duruşunda bulunurken, etkinliklerin Havana'daki ABD büyükelçiliği önünde yapılacak büyük bir toplantıyla sona ereceği bildirildi. Trump'ın baskıları ve insani yardım tartışmaları Trump, Pazar günü yaptığı açıklamada Küba'ya içeriği tam açıklanmayan bir "anlaşma yapma" çağrısında bulunmuş ve aksi takdirde bunun sonuçlarına katlanacaklarını belirtmişti. Washington'ın artık Venezuela'yı fiilen yönettiğini savunan Cumhuriyetçi başkan, Caracas'ın ekonomik sıkıntı içindeki Küba'ya sağladığı tüm petrol ve para akışını kesme sözü vermişti. Son on yılların en ağır ekonomik krizinden geçen Küba ise, bu stratejik ekonomik desteği kaybetmenin şokunu yaşarken ABD'den gelen tehditlere karşı direnişçi bir tavır sergilemeyi sürdürüyor. Havana yönetimi, geçtiğimiz Ekim ayında Karayipler'de yaklaşık 60 kişinin ölümüne yol açan Melissa Kasırgası mağdurları için ABD'nin açıkladığı insani yardım teklifini "siyasi manipülasyon" olarak nitelendirerek geri çevirmişti. Diplomatik gerilim ve New York'taki yargılama süreci Küba Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, ABD hükümetinin insani bir jest gibi görünen bu adımı fırsatçı amaçlar ve siyasi müdahale için kullandığı savunuldu. Açıklamada ayrıca Washington'ın bu teslimat için doğrudan temas kurmadığı, ancak koşulsuz olması halinde yardımın kabul edilebileceği not düşüldü. ABD'nin dış yardımlardan sorumlu kıdemli yetkilisi Jeremy Lewin ise Perşembe günü Havana'yı yardımı siyasallaştırmama konusunda uyararak, bu adımı Küba halkına doğrudan yardım ulaştırma yeteneğinin bir başlangıcı olarak gördüklerini ifade etti. On yıllardır gergin seyreden ABD-Küba ilişkileri, Maduro ve eşinin ABD tarafından yakalanmasının ardından yeni bir dip noktasına ulaştı. Maduro ve eşinin uyuşturucu kaçakçılığı suçlamalarıyla New York'ta hakim karşısına çıkarılmak üzere götürüldüğü o kanlı operasyonda, 23 Venezuela askerinin de hayatını kaybettiği bilgisi paylaşıldı.