Douglas Macgregor, Donald Trump'ın İran karşısında stratejik avantajı kaybettiğini ve küresel bir aşağılanmadan kaçınmak için devasa bir konvansiyonel güce bel bağladığını ifade etti. İran'ın modern savaş teknolojilerini ustalıkla kullandığını belirten Macgregor, ABD yönetiminin İkinci Dünya Savaşı döneminden kalma askeri mantıkla hareket etmesinin ağır sonuçları olabileceği konusunda uyardı. Pentagon'un eski danışmanlarından emekli Albay Douglas Macgregor, Orta Doğu'daki çatışmaların gidişatına dair sert uyarılarda bulunarak İran'ın şu anda stratejik üstünlüğü elinde tuttuğunu iddia etti. Başkan Donald Trump'ın elindeki uygulanabilir seçeneklerin tükendiğini öne süren Macgregor, Cumhuriyetçi liderin tüm askeri imkanlarını İran'a yöneltmek zorunda kalabileceğini dile getirdi. İran'ın modern savaş yöntemlerini başarıyla uyguladığını savunan eski danışman, Trump'ın stratejisini "İkinci Dünya Savaşı düşüncesinin en kötü hali" olarak nitelendirdi. İran stratejik üstünlüğü elinde tutuyor India Today’den Rajdeep Sardesai’ye verdiği kapsamlı röportajda mevcut durumu değerlendiren Macgregor, "Bence İran sürücü koltuğunda oturuyor ve yurt içinde ile dünya çapında çok gerçek bir aşağılanma olasılığıyla karşı karşıya olan Başkan Trump için kalan tek umut, İran devletini ve halkını dize getirmek için üzerlerine yeterli miktarda konvansiyonel patlayıcı ve ateş gücü atabilmesidir" dedi. Tarihsel bir kıyaslama yapan emekli albay, "Bunu 1945'te Japonlara yaptık ve işe yaramadı. Japonya'daki durumu değiştirmek için nükleer seçenek gerekti. Bu yüzden bunun Başkan Trump'ın istediği sonucu vermeyeceğini düşünüyorum. Kendisi orada durup İran ulusunun teslimiyetini kabul etmek istiyor. Bunun gerçekleşeceğini görmüyorum" ifadelerini kullandı. Trump tarafından ilan edilen 5 günlük "ateşkes" kararının büyük ölçüde hayali olduğunu vurgulayan Macgregor, "Tabii ki görmezden gelinen bu sözde ateşkese sahibiz. Gelecekteki saldırı operasyonlarına hazırlanmak amacıyla beş gün ara vereceğimizi fiilen tek taraflı olarak söyledik" dedi. Bu duraklamanın aslında daha büyük bir saldırı için askeri varlıkların yığılması amacıyla kullanıldığını belirten Macgregor, Washington'un İran'ı tamamen etkisiz hale getirmeyi amaçlayan ağır bir hava harekatına hazırlandığını kaydetti. Süreci analiz eden uzman, "Şu anda tanık olduğumuz şey, Başkan Trump ve yakın çevresinin, İran devletinin fiilen parçalanmasına neden olarak savaşı bitirmesini umduğu cezalandırıcı bir saldırı başlatmak üzere tasarlanmış devasa bir hava gücü yığınağıdır" değerlendirmesinde bulundu. Modern savaş yöntemleri ve petrol stratejisi Tahran'ın askeri gücünü değerlendirirken bu yaklaşımın etkinliğini sorgulayan Macgregor, "İran, 21. yüzyılın savaş biçimidir; füzeler, insansız sistemler ve bunların sürekli, kesintisiz olan uzay tabanlı gözetleme ile bağlantılı halidir" diyerek mevcut stratejinin güncelliğini yitirdiğini savundu. İran'ın önemli petrol merkezi olan Hark Adası'nın ele geçirilmesine yönelik planları özellikle eleştiren emekli albay, bu tür operasyonların son derece tehlikeli olduğunu ifade etti. "Bu devirde bir adayı ele geçirmek intihardır" diyen Macgregor, adaya yerleştirilen her türlü gücün uzun menzilli hassas vuruşlara açık hale geleceğini ve uzaktan imha edilebileceğini belirtti. Hark Adası'nın stratejik değerine dair ise "Buranın yok edilmesi veya işgal edilmesi durumunda İran'ın petrol işinden çıkacağı düşüncesi saçmadır" açıklamasını yaptı. İranlı komutanlara yönelik suikastların ters tepebileceğini öne süren Macgregor, "Halef bulmakta hiç zorluk çekmiyor gibi görünüyorlar. Muhtemelen daha genç, daha açık fikirli, yenilikçi askeri erkek ve kadınları ortaya çıkardınız" dedi. ABD'nin bu savaşa İsrail tarafından sürüklendiği görüşünü savunan Macgregor, İran'ın Amerika için doğrudan bir tehdit oluşturmadığını iddia etti. Trump'ın siyasi imajını korumaya çalıştığını belirten emekli albay, "Trump, başarılı ve zafer kazanmış izlenimi veren bir şekilde bunu sona erdirmenin bir yolunu bulmalı. Bunu yapabileceğini sanmıyorum" ifadelerini kullandı. Pakistan'ın arabuluculuk rolünü reddederek çözümün Yeni Delhi'de aranması gerektiğini savunan Macgregor, Başbakan Modi ile Trump arasındaki dostluğun bu süreçte kilit rol oynayabileceğini ekledi. Ekonomik boyut ve çatışmanın geleceği Çatışmanın ekonomik boyutuna dikkat çeken Macgregor, küresel aksaklıkların nihayetinde İran'ın lehine işleyebileceği konusunda uyardı. Enerji arzı baskılarının uluslararası alanda arttığını belirten uzman, "Küresel ekonomi bizim için çalışıyor" diyerek durumun karmaşıklığına işaret etti. Ateşkesin sona ermesiyle birlikte saldırıların şiddetleneceğini öngören Macgregor, "Ateşkes sona erdikten sonra bu devasa hava saldırısı başlayacak" dedi ve bu saldırının Basra Körfezi'ndeki stratejik noktaları ele geçirme girişimleriyle eş zamanlı olabileceğini belirtti. Trump'ın temel amacının kesin bir zaferden ziyade siyasi görünüm olduğunu iddia eden emekli albay, stratejiyi şu sözlerle özetledi: "Bu, Başkan Trump için tabiri caizse son nefestir; oraya girmeli, İran'ın mümkün olduğunca büyük bir kısmını fiilen yok etmeli ve bunun onları teslim olmaya zorlamasını ummalı."