Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'in iran saldırılarının türkiye için tedarik zinciri çeşitliliği ve yeni ticaret koridorları açısından fırsatlar yaratacağı yönündeki açıklamaları, bölgedeki lojistik rotaların geleceğine dair tartışmaları beraberinde getirdi. Ortadoğu'da derinleşen çatışmaların hürmüz boğazı ve babülmendep gibi kritik noktaları baskı altına almasıyla birlikte, orta koridor gibi alternatif güzergahların ekonomik ve güvenlik riskleri yeniden değerlendiriliyor. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'in geçtiğimiz hafta, İran'a yönelik saldırıların tedarik zincirlerini çeşitlenmeye zorlayacağı ve yeni ticaret koridorları açarak Türkiye için fırsatlar yaratacağını söyledi. Şimşek'in "önemli fırsat" olarak nitelendirdiği Orta Koridor, Çin'den Avrupa'ya Orta Asya, Hazar, Kafkasya ve Türkiye üzerinden uzanıyordu. Rusya'dan geçen kuzey güzergahının yaptırımlar nedeniyle devre dışı kalması ve Süveyş Kanalı'nın çatışmalarla kısıtlanması, bu rotayı daha görünür kılıyordu. Bölgede "Uluslararası Barış ve Refah İçin Trump Rotası" (TRIPP) olarak adlandırılan ve Türkiye ile Azerbaycan arasında Zengezur Koridoru olarak bilinen güzergah, Ermenistan'ın İran sınırındaki dar şeridi aşarak Azerbaycan'ı Nahçıvan ve Türkiye'ye bağlamayı hedefliyor. Azerbaycan; Doğu-Batı ekseni, Kuzey-Güney ekseni ve Karadeniz enerji bağlantılarının kesiştiği kilit bir düğüm noktası olarak konumlanırken, İsrail'in bölgedeki varlığına dair iddialar riskleri artırıyor. Tahran yönetiminin, kendi sınırlarındaki Azeri nüfus nedeniyle iç istikrarsızlık korkusu taşıması veya Bakü'nün hamisi konumundaki Türkiye ile doğrudan çatışmaya girmek istememesi, şu ana kadar Azerbaycan altyapısına yönelik bir misillemeyi engellemiş görünüyor. Washington ve Pekin arasındaki rekabetin bir parçası haline gelen bu rotada, ABD'nin Ermenistan'ı Rus yörüngesinden çekme çabaları ve Orta Asya'daki güvenlik varlığını genişletme stratejisi, Moskova ve Tahran tarafından endişeyle takip ediliyor. Hindistan-Ortadoğu-Avrupa koridoru ve dijital ittifaklar 2023 G20 Yeni Delhi Zirvesi'nde duyurulan Hindistan-Ortadoğu-Avrupa Ekonomik Koridoru (IMEC), Çin'in girişimlerine bir alternatif olarak sunulsa da, yüklerin Hindistan'dan BAE'ye gemiyle, oradan trenle İsrail'e ve tekrar gemiyle Avrupa'ya taşınmasını öngören yapısı nedeniyle verimsiz bulunuyor. Trump yönetiminin "tarihin en büyük ticaret yolları" olarak tanımladığı bu proje, İsrail'in öncü rol oynadığı bir yapay zeka ve dijital denetim ağına evrilmiş durumda. ABD Dışişleri Bakanlığı tarafından açıklanan "Pax Silica" girişimiyle Japonya, Güney Kore, Hindistan ve Hollanda gibi ülkeleri yapay zeka tedarik zincirinde birleştirmeyi amaçlayan bu model, Körfez sermayesi ile Amerikan çiplerini bir araya getiriyor. Körfez ülkelerindeki veri merkezleri ve enerji tesisleri çatışma riski altındayken, Trump ailesinin bölgedeki dijital varlık yatırımları dikkat çekiyor. Eric Trump’ın World Liberty Financial şirketinin, BAE devletine ait yapay zeka yatırım firması MGX ile 2 milyar dolarlık bir anlaşması bulunuyor. MGX'in bu işlemlerde kullandığı ve Trump’ın "USD1" isimli stabil kripto parasıyla ilişkilendirilen kaynaklar, Binance üzerinden milyarlarca dolarlık işleme aracılık ediyor. Körfez ülkelerinden sağlanan bu yatırımların, Tahran'da olası bir rejim değişikliği veya savunma garantileri karşılığında yapıldığına dair tartışmalar sürerken, mevcut savaş ortamının bu projelerin uygulanabilirliğini ne ölçüde etkileyeceği belirsizliğini koruyor.