Orta Doğu'daki askeri gerilim Türkiye ekonomisini nasıl etkiler? Uzmanlar yorumladı

Okuma Süresi: 5 Dakika
Orta Doğu'daki askeri gerilim Türkiye ekonomisini nasıl etkiler? Uzmanlar yorumladı
Doviz.com
05 Mart 2026 09:53

Orta Doğu'da yükselen askeri gerilim Türkiye ekonomisi için enerji kaynaklı yeni riskleri beraberinde getiriyor. Uzmanlar ise petrol fiyatlarındaki artışın enflasyon ve cari açık üzerindeki olası etkilerine karşı uyarılarda bulunuyor.

ABD ve İsrail’in İran’a yönelik askeri harekatı sonrası Orta Doğu’da artan gerilim, enerji piyasaları üzerinden Türkiye ekonomisi için yeni riskleri gündeme getirdi.

Uzmanlara göre petrol fiyatlarında her 10 dolarlık artış Türkiye’de enflasyonu yaklaşık 1 puan yükseltirken cari açığı da milyarlarca dolar artırabilir.

CNBC-e'ye konuşan ekonomistler, savaşın süresine bağlı olarak Türkiye ekonomisinde farklı senaryoların ortaya çıkabileceğine dikkat çekti.

İktisatçı Mahfi Eğilmez, ABD ve İsrail'in İran'a askeri harekat düzenlemesinin ekonomiye olası etkilerini değerlendirirken Türkiye'nin net enerji ithalatçısı bir ülke olduğu için petrol fiyatlarının sert yükseldiği bir ortamda ilk etkinin akaryakıt fiyatlarında görüleceğine işaret etti.

Eğilmez değerlendirmesinde, "Ardından da taşımacılık maliyetleri artar; üretim ve gıda üretim ve gıda fiyatları zincirleme biçimde yükselir. Enerji faturası kabardıkça daha fazla dövize ihtiyaç duyulur. Bu durum kur üzerinde baskı yaratır." ifadelerini kullandı.

Küresel riskten kaçış başladığında gelişmekte olan ülkelerden sermaye çıkışının hızlanacağını ve Türkiye'nin de bu grupta yer aldığını belirten Eğilmez, yabancı yatırımcıların dolar talebini artıracağını, dolayısıyla da kurun yükseleceğini ifade etti.

Petrol fiyatlarındaki artışın makroekonomik dengeler üzerindeki etkisi

Petrolün varil fiyatındaki her 10 dolarlık artışın, mevcut varsayımlar altında cari açığı en az 2,5 milyar dolar, enflasyonu da yaklaşık 1 puan yükselteceğini hesaplayan Eğilmez, kurda ve diğer enerji fiyatlarında eş zamanlı artış yaşanması hâlinde bu etkinin cari açıkta 5 milyar dolara, enflasyonda 1,2 puana kadar çıkabileceğinin altını çizdi.

Petrolün 100 dolara yükselmesi durumunda cari açığın 9 milyar dolar, enflasyonun ise 3–3,5 puan artma riskinin ortaya çıkacağını belirten Eğilmez, "Bu durum, para politikasının manevra alanını daraltır, faizlerin düşürülmesi beklentisini rafa kaldırabilir. Bu aşamada Merkez Bankası rezervlerinin yüksekliği önemli bir tampon sağlayacaktır" dedi.

Nasıl Bir Ekonomi Gazetesi Yazarı Alaattin Aktaş, 2026’nın ilk ayında yüzde 5’e yaklaşan enflasyon sonrası Merkez Bankası'nın yılın ilk enflasyon raporunda yüzde 16’yı sabit tutmakla birlikte tahmin aralığını yüzde 13-19’dan yüzde 15-21’e revize ederek kendine bir alan yaratmaya çalıştığını hatırlattı. Orta Doğu’da başlayan savaşın bu alanı tamamen yok ettiğine işaret eden Aktaş, savaşın ilk etkisiyle ham petrol fiyatlarında yaşanan tırmanış ve bunun sonucu olarak akaryakıta geleceği hesaplanan zammın, eşel mobil uygulaması devreye alınarak şimdilik engellendiğini belirtti. Aktaş, “Maliye’de bunun bütçeye getireceği yük üzerinde kapsamlı bir çalışma yapıldı. Ama şimdilik kaydını düşmek gerekir, petrol fiyatlarının daha da tırmanması ve üç haneli düzeye çıkması halinde bütçe dengesini gözetecek olan iktidar eşel mobille bu zammı erteleme olanağını bir kez daha bulamayabilir” değerlendirmesinde bulundu.

Savaşın cari açık, kur istikrarı ve büyümeye olası etkilerini de ele alan Aktaş, cari açığın çok aşırı artması gibi bir sorunun ortaya çıkmayacağını ve şehir efsanesine dönüşen ‘ya cari açığı finanse edemezsek” durumunun söz konusu olmadığını vurguladı.

Aktaş, “Çünkü önce açık verilip sonra finansman sağlanmaz, önce finansman sağlanır, sonra açık verilir. Dolayısıyla finansman yoksa cari açık da yoktur. Yurt dışından finansman sağlanmasında sorun olabilir, bu normaldir. Türkiye belli nedenlerle ithalatını çok artırmak durumunda kalırsa (enerji faturasının çok büyümesi gibi) o durumda Merkez Bankası rezervleri kullanılarak bu finansman sağlanır. O durumda cari açık doğal olarak büyük ama öyle çok büyük bir sorun oluşmaz.” dedi.

Enerji faturasının büyümesinden dolayı ithalatın çok artacağı ve bunun cari dengeyi sarsacağı beklentisinin gerçekçi olmadığını ifade eden Aktaş, “Enerji ithalatına dayalı bir cari açık artış beklentisi biraz toptancı bir yaklaşım” ifadesini kullandı.

Savaştan olumlu etkilenecek sektörlerin ihracata katkı sağlayacağını ve dış ticaret açığı kaynaklı bir cari açık artışı olmayacağını belirten Aktaş, “Cari denge tabii ki yalnızca dış ticaretten ibaret değil. Dikkat edilmesi gereken en önemli sektörler turizm ve taşımacılık olacaktır. Turizmde Körfez ülkelerinden ve Mısır’dan Türkiye’ye bir kayma olabilir ve bu da lehte bir durum yaratabilir” dedi.

Aktaş, Merkez Bankası’nın haftalık repo ihalelerine bir süreliğine son vererek faizi dolaylı yoldan artırmasının faiz indirimlerinin askıya alındığını gösterdiğini dile getirdi. Gelecek hafta perşembe günü bir faiz indirimi beklenmediğini, hatta 12 Mart’taki PPK toplantısında faizin yükseltilebileceğini belirten Aktaş, reel sektörün krediye erişiminin zorlaşacağını ve bunun büyüme üzerinde etkileri olacağını kaydetti.

Enflasyon hedefleri ve petrol fiyatı senaryoları

İstanbul Nişantaşı Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Zeynep Ökten, Orta Doğu’da tırmanan gerilimin petrol fiyatları üzerinden enflasyon hedefinde sapmalara neden olabileceğine dikkat çekti.

Ökten, “Yılın ilk iki ayında açıklanan yüksek enflasyon verileri, Merkez Bankası’nın yıl sonu enflasyon tahmini revizesinin iyimser bulunmasına yol açmışken; enerji fiyatlarındaki yükseliş maliyet yanlı enflasyon ile dezenflasyon sürecinin zorlanmasına yol açacaktır” değerlendirmesini yaptı.

Merkez Bankası’nın revize ettiği 15-21 enflasyon tahmin aralığında petrol fiyatının 60 Dolar/varil olarak alındığını hatırlatan Ökten, 12 Martta faiz indirimi beklemediğini, petrolün 80/100 Dolar bandına çıkması durumunda faiz indirimlerinin duracağını, 100 dolar üstünde ise faiz artırımının gündeme gelebileceğini ifade etti.

İstanbul Bilgi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Erhan Aslanoğlu, petrol fiyatlarındaki her 10 dolarlık artışın cari açığı yaklaşık 4 milyar dolar artıracağını ve enflasyona 1 ile 1,5 puan arasında yukarı yönlü etki yapacağını belirtti.

Hürmüz Boğazı’nın kapatılması ve petrolün 100-150 dolar bandına yükselmesi durumunda enflasyonda ciddi sapmalar oluşacağını vurgulayan Aslanoğlu, “Petrolde bir-iki aylık yukarı yönlü hareket bile enflasyonda ciddi bir sapmaya yol açabilir ve Merkez Bankasını daha sert bir para politikası duruşuna zorlayabilir. Yüzde 25 seviyesindeki enflasyonun, yalnızca bir-iki aylık petrol artışıyla dahi yüzde 30’lara gitmesi mümkün” dedi.

Savaşın 5 haftadan uzun sürmesi halinde turizm sektörünün risk altına girebileceğini belirten Aslanoğlu, kısa süreli bir gerilimin daha yönetilebilir olacağını ifade etti.

Yatırım stratejileri ve piyasa beklentilerindeki değişim

Piyasanın daha önce yıl sonunda enflasyonun yüzde 25’in altında kalmasını, politika faizinin ise yüzde 30’un altına gerilemesini beklediğini hatırlatan Ünüvar, son gelişmelerle enflasyon tahminlerinin yüzde 27 seviyelerine yükselebileceğini ve faiz indirimlerinin yerini "pas geçme" beklentisine bırakabileceğini ifade etti.

Ünüvar, arz yönlü şokların enflasyon üzerindeki etkisini sınırlamak için alınacak önlemlerin bütçe üzerinde yük oluşturabileceğini ve bu durumun hem hisse senetleri hem de tahvil-bono piyasasında yatırım stratejilerini etkileyebileceğini kaydetti.

REKLAMI KAPAT X