Otomotiv Sanayii Derneği Başkanı Cengiz Eroldu, Türk otomotiv sektörünün geçen yıl hem iç pazarda hem de dış satışlarda büyüme kaydederek toplam üretim hacmini yükselttiğini ifade etti. Türkiye otomotiv sektörünün çatı kuruluşu olan Otomotiv Sanayii Derneği’nin Yönetim Kurulu Başkanı Cengiz Eroldu, geçtiğimiz dönemde sektörün sergilediği performansa dair kapsamlı değerlendirmelerde bulundu. Eroldu, imalat hacminin bir önceki yıla kıyasla yüzde 4 oranında artış göstererek 1 milyon 419 bin adet seviyesine ulaştığını kaydetti. Bu verilerin yıl içinde paylaşılan projeksiyonlarla tam uyum içinde olduğunu dile getiren Başkan Eroldu, 2025 yılının gerçekleştirilen yatırımların meyvelerinin toplanmaya başlandığı kritik bir dönem olarak kayıtlara geçtiğini ifade etti. İhracatta tarihi zirve ve cari açığa katkı Sektörün geleceğine dair vizyonunu paylaştığı basın buluşmasında konuşan Eroldu, otomotiv sanayisinin 2025 yılında üstün başarılar sergilediğini anlattı. Sektörün 41,5 milyar dolarlık satış rakamıyla ülke tarihinin en yüksek ihracat seviyesine ulaştığını açıklayan Eroldu, bu başarının Türkiye’nin cari açıkla mücadele ettiği bir süreçte ekonomiye çok değerli bir katkı sunduğunu belirtti. Hafif ticari araç grubunda da 435 bin adetlik dış satımla tüm zamanların rekorunun kırıldığını söyleyen Eroldu, Türkiye’nin Avrupa kıtasındaki en güçlü hafif ticari araç üreticilerinden biri olma konumunu sağlamlaştırdığını dile getirdi. Otobüs ve minibüs üretiminde Avrupa’nın merkezi Türkiye’nin hem Avrupa hem de diğer küresel pazarlar için otobüs ve minibüs üretiminde stratejik bir üs olma vasfını koruduğunu anlatan Eroldu, 2025 yılında bu segmentte 12 bin 655 adetlik bir üretim hacmine ulaşıldığını ve bunun tarihin en yüksek ihracat verisi olduğunu aktardı. Bu üç ana göstergenin, otomotiv sanayisinin 2025 yılını nasıl bir dönüm noktası olarak geçirdiğini net biçimde kanıtladığını vurgulayan Eroldu, sanayinin ülke içinde büyük ölçekli yatırımlar yapmaya aralıksız devam ettiğini ve geçtiğimiz yılın bu yatırımların somut çıktılarının alındığı bir dönem olduğunu sözlerine ekledi. Sektörün toplam ihracattaki payı yükseldi İhracat verileri sektör bazlı incelendiğinde otomotivin zirvedeki yerini daha da güçlendirdiğini bildiren Eroldu, 2025 senesinde Türkiye’nin toplam dış satımından alınan payın yüzde 16,5 düzeyinden yüzde 17,6 seviyesine tırmandığını kaydetti. Bu yükselişin sektörün millî ekonomi için ne denli hayati bir önem taşıdığını bir kez daha gözler önüne serdiğini anlatan Eroldu, 2025 yılının birçok parametrede rekorlar yılı olduğunu belirtti. Kilogram başına düşen ihracat değerinde de otomotivin ülke ortalamasının çok üzerinde bir grafik çizdiğini belirten Eroldu, ana sanayide birim değerin 12,19 dolardan 13,10 dolara çıktığını, toplam sektör genelinde ise bu rakamın 8,3 dolardan 9,1 dolara yükselerek yaklaşık 1 dolarlık artış sağladığını ifade etti. Otomobil ithalatındaki dengesizlik ve yatırım ihtiyacı OSD Başkanı Eroldu, sektörün en büyük sorunlarından birinin otomobil segmentindeki dış ticaret dengesizliği olduğunu hatırlatarak, Türkiye’nin hâlen sattığından daha fazla otomobil ithal eden bir yapıda olduğunu vurguladı. Bu tablonun otomotiv sanayisinin sorumluluk alması gereken temel alanlardan biri olduğunu savunan Eroldu, yerli üretim otomobillerin iç pazardaki payının artırılması ve yatırımların bu yönde teşvik edilmesinin büyük önem taşıdığını söyledi. Yaklaşık 7,7 milyar dolarlık açığın ekonomi yönetimi açısından göz ardı edilemeyecek kadar kritik olduğunu sözlerine ekledi. Rekabet gücü ve verimlilik odaklı çalışmalar Yatırım kararlarının çok önceden planlandığını ve bugün 2023–2024 yıllarında atılan imzaların sonuçlarının yaşandığını anlatan Eroldu, orta vadede rekabet gücü kaybı yaşama riskinin bulunduğuna dikkat çekti. Sektörün bu tehlikeye karşı verimlilik odaklı çalışmalara ağırlık vermesi gerektiğini dile getiren Eroldu, hem ana sanayi hem de yan sanayi temsilcilerinin daha etkin çalışmak zorunda olduğunu belirtti. Her şeyi kamudan beklemek yerine sanayicinin kendi hamlelerini yapması gerektiğini savunan Eroldu, son birkaç yıldır döviz kurlarındaki hareketliliğin yarattığı maliyet baskısını verimlilik artışlarıyla göğüslemeye çalıştıklarını ifade etti. Kapasite kullanımı ve yeni yatırım hedefleri Sanayideki üretim kapasitesine de değinen Cengiz Eroldu, 2025 yılında yapılan yeni hamlelerle toplam kapasitenin artırıldığını bildirdi. 2024 yılında yüzde 70 olan kapasite kullanım oranının, toplam kapasitenin 2 milyondan 2,2 milyona çıkarılması nedeniyle yüzde 67 seviyesinde gerçekleştiğini açıklayan Eroldu, bu oranın yükseltilmesinin rekabetçilik açısından şart olduğunu söyledi. Hedeflerinin yeni yatırımlarla bu kullanım oranını yukarı çekmek olduğunu aktaran Eroldu, 2025’te yakalanan yüzde 4’lük üretim artışının planlanan hedeflere ulaşma yolunda çok değerli bir adım olduğunu yineledi. Avrupa Birliği’nin “Made in EU” riski ve ticari ilişkiler Avrupa Birliği tarafından gündeme getirilen “Made in EU” düzenlemesinin potansiyel bir risk oluşturduğunu belirten Eroldu, bu sürecin dikkatle yönetilmesi gerektiğini vurguladı. Türkiye ile AB arasındaki otomotiv ticaretinin karşılıklı çıkar ve tamamlayıcılık üzerine kurulu güçlü bir yapıya sahip olduğunu hatırlatan Eroldu, Türkiye’nin ihracatının yüzde 70’inin AB’ye yapıldığını, AB’nin de toplam otomotiv ihracatında Türkiye’nin dördüncü büyük pazarı olduğunu bildirdi. Bu dengeli ticaret yapısı nedeniyle yeni düzenlemenin Türkiye’yi çok sert etkilemesini beklemediklerini, ancak 28 Ocak’ta netleşecek taslağı yakından takip edeceklerini ifade etti. 2026 yılı beklentileri ve pazar öngörüleri Geçen yılın yüzde 12’lik dolar bazlı ihracat geliri artışı ve yüzde 10’luk pazar büyümesiyle başarıyla kapandığını hatırlatan Eroldu, 2026 yılı için de iyimser olduklarını dile getirdi. Gelecek yıl için yapılan ilk tahminlerde 2025 rakamlarına yakın bir seyir beklediklerini söyleyen Eroldu, Avrupa’daki hafif ticari araç pazarında görülen daralma sinyallerine rağmen, devreye girecek yeni ürünler ve markalar sayesinde bu riskin telafi edileceğini öngördü. Eroldu, 2026 yılında da mevcut başarılı gidişatın korunması için gerekli hazırlıkları yaptıklarını belirtti. Hurda teşviki ve çevreci dönüşüm Hurda teşvikiyle ilgili bir soruyu da yanıtlayan Eroldu, şu an için somut bir çalışma bulunmasa da emisyon değerlerinin düşürülmesi açısından bu tür teşviklerin son derece önemli olduğunu söyledi. Türkiye’de kara taşımacılığından kaynaklanan çevre kirliliğinin büyük bölümünün 1990 öncesi üretilmiş eski araç parkından kaynaklandığını vurgulayan Eroldu, devletin bu yaşlı araç parkını yenileyecek uzun vadeli bir planlama yapmasının hem çevre sağlığı hem de otomotiv sanayisinin dinamizmi açısından çok olumlu sonuçlar doğuracağını ifade ederek konuşmasını tamamladı.