Oxfam International İcra Direktörü Amitabh Behar, dünyadaki süper zenginlerin katlanan gücünün halk iradesini baskıladığına ve zengin ile fakir kesim arasındaki makasın artık bir siyasi tehdit oluşturduğuna yönelik uyarıda bulundu. Dünya Ekonomik Forumu'nun bu yıl 56. kez gerçekleştirilen yıllık toplantıları kapsamında küresel boyuttaki eşitsizliğin vardığı kritik noktaları değerlendiren Amitabh Behar, son dönemdeki gelişmeleri mercek altına aldı. Yapılan açıklamalara göre, dünya genelindeki milyarderler son 12 aylık periyotta kişisel servetlerine toplamda 2,5 trilyon dolar daha ilave ederek büyük bir artış kaydetti. Bu ekleme ile birlikte milyarderlerin elinde bulundurduğu toplam servetin 18,3 trilyon dolarlık rekor bir seviyeye ulaştığı kaydedildi. Bu büyüme ivmesinin geçmiş beş yıllık ortalamanın üç katı hıza ulaştığını ifade eden Behar, sadece son bir yılda biriken bu 2,5 trilyon dolarlık kaynağın, yerküre üzerindeki yoksulluğu tam 26 defa tamamen ortadan kaldırmaya yetecek büyüklükte bir meblağ olduğunu dile getirdi. Milyarderlerin siyasi mekanizmalar üzerindeki etkisi Gününümüzdeki süper zenginlerin yalnızca finansal anlamda devleşmediğini, aynı zamanda siyasi karar alma süreçlerini de kontrolleri altına aldığını belirten Behar, bu durumun tehlikelerine işaret etti. Kuruluşun hazırladığı Küresel Eşitsizlik Raporu verilerine dayanan Behar, bir milyarderin herhangi bir siyasi makama seçilme veya o makamı elde etme ihtimalinin sıradan bir vatandaşa oranla 4 bin kat daha yüksek olduğunu aktardı. Milyarderlerin medya kuruluşlarını, siyaset dünyasını ve hatta doğrudan hükümet yapılarını satın alma gücüne sahip olduğunu savunan Behar, bu durumun ekonomi politikalarının halk yararına değil, dar bir zengin grubun çıkarlarına göre dizayn edilmesine neden olduğunu belirtti. Ekonomik yetersizliğin açlığı beraberinde getirdiğini, siyasi dışlanmışlığın ise büyük bir öfkeye zemin hazırladığını söyleyen Behar, bugün dünyada tanık olunan durumun tam olarak bu siyasi tepki olduğunu anlattı. Zengin ve yoksul arasındaki derin uçurumun demokratik sistemler için bir tehdit unsuru haline geldiğini savunan Behar, küresel eşitsizliğin sürdürülemez bir siyasi boşluk yarattığı konusunda uyarılarda bulundu. Zenginlerin servet biriktirmesinin yeni iş alanları yaratacağı düşüncesinin bir efsaneden ibaret olduğunu dile getiren Behar, ekonomik kazanımların çok daha hakkaniyetli bir şekilde bölüştürülmesi gerektiğini ifade etti. Dünyaca ünlü yatırımcı Warren Buffett'ın kendi resepsiyonistinden daha az vergi ödediğine dair itirafını anımsatan Behar, adaletin tesisi için vergi sistemlerinin baştan aşağı düzenlenmesi gerektiğini bildirdi. Eşitlikçi bir toplum yapısı için atılması gereken adımlar Teknolojik ilerlemelerin eşitsizlik tablosunu daha da kötüleştirdiğini vurgulayan Amitabh Behar, en popüler 10 sosyal medya platformundan 9'unun ve yapay zeka alanındaki en büyük 10 girişimden 8'inin yine milyarderlerin mülkiyetinde olduğuna dikkat çekti. Kamusal hizmetlere aktarılacak yatırımların eşitsizliği gidermede anahtar rol oynayacağını ifade eden Behar; eğitim, sağlık hizmetleri ve temiz suya erişimin birer temel hak olarak garantiye alınması gerektiğini, ayrıca her çalışanın onurlu bir hayat sürebileceği düzeyde ücret almasının şart olduğunu paylaştı. Toplantıların yapıldığı kürsüden zenginlere seslenen Behar, daha eşitlikçi bir toplum inşa edilmesi gerektiğini, aksi takdirde mevcut adaletsiz düzenin hem sosyal yapıyı hem de siyaseti kırılgan bir hale getirerek belirsiz ve istikrarsız bir geleceğe kapı aralayacağını sözlerine ekledi. [news_id:799050]