İran'ın son şahının oğlu Rıza Pehlevi, on yıllardır süren sürgün hayatının ardından İsrail ziyareti ve muhalefet içindeki yeni ittifak arayışlarıyla siyasi arenada daha aktif bir rol üstlenmeye çalışıyor. İslam Cumhuriyeti karşıtı protestoların ve milliyetçi duyguların yükseldiği bir dönemde Pehlevi, kendisini demokratik bir geçiş sürecinin temsilcisi olarak konumlandırırken muhalif gruplar arasındaki liderlik tartışmaları ve iç çekişmeler etkisini sürdürüyor. 2023 yılının Nisan ayında bir bahar sabahı Rıza Pehlevi, Yahudiliğin en kutsal mekanlarından biri olan Kudüs'teki Ağlama Duvarı önünde durdu. Eşi Yasmin Pehlevi'nin eşlik ettiği bu ziyarette, "İran ve İsrail halkları arasındaki tarihi dostluğu" yeniden tesis etme olasılığından bahsetti. İslam Cumhuriyeti'nin kırk yılı aşkın süredir en amansız düşmanı olarak gördüğü bir ülkenin kutsal mekanında İran'ın son şahının oğlunun durması, uluslararası medya ve Farsça yayın yapan kuruluşlarda geniş yankı buldu. Pehlevi destekçileri için bu sembolizm 1979 devrimi öncesindeki yakın bağları hatırlatırken, eleştirenler ise iki ülke arasındaki çatışmanın yoğunlaştığı bir dönemde bu jestin siyasi stratejisini ve doğuracağı sonuçları sorguladı. İsrail ziyareti ve değişen siyasi kimlik İsrail İstihbarat Bakanı Gila Gamliel'in davetiyle gerçekleşen bu gezi, resmi diplomatik ilişkileri devrimden sonra kesilen iki halk arasında "köprüler ve iş birlikleri inşa etme" çabası olarak nitelendirildi. Ziyaret sırasında Pehlevi, Başbakan Binyamin Netanyahu dahil İsrailli yetkililerle bir araya geldi, Yad Vaşem Holokost anıtını ziyaret etti ve İslam Cumhuriyeti sonrası İran ile İsrail arasındaki ilişkilerin geleceğine dair kamuoyu etkinliklerine katıldı. Bu seyahat sadece diplomatik bir jest olmanın ötesinde, Pehlevi'nin kamuoyundaki rolünün tarihi bir figürden potansiyel bir siyasi aktöre dönüşümünü simgeledi. Tahran'dan 1979 devrimi sonrası ayrılan Pehlevi, uzun yıllar boyunca muhalefet siyasetinde lider bir rol üstlenmekten kaçınan ve 2000'li yılların başında daha çok aile hayatından bahseden bir profil çizdi. Kasım 2023'te Patrick Bet-David'in podcast programı PBD'ye katıldığında sürgün hayatına dair "Dürüst olmak gerekirse son kırk yıldır hayatım burada, Amerika Birleşik Devletleri'nde geçti. Çocuklarım burada yaşıyor, arkadaşlarım burada ve tanıdığım hemen hemen herkes burada. Dolayısıyla geri dönecek olsaydım, bu onlara karşı neredeyse haksızlık olurdu. Tam olarak neye geri dönecektim?" ifadelerini kullandı. Münih gibi yerlerde yaptığı daha yakın tarihli konuşmalarında ise İran'a dönmeye ve siyasi geçiş sürecine rehberlik etmeye hazır olduğunu belirterek farklı bir tutum sergiledi. İran toplumunda 1990'ların sonundan itibaren reformist siyasetçilere bağlanan umutların 2017 ve 2018 yıllarındaki protestolarda atılan "Reformistler, muhafazakarlar, oyun bitti" sloganıyla sönmesi, dikkatleri rejim dışındaki figürlere yöneltti. Hamidrıza Jalaeipour ve Reza Zia‑Ebrahimi gibi sosyologların da işaret ettiği üzere, genç nesiller arasında kültürel ve tarihsel milliyetçiliğin canlanması Pehlevi isminin yeniden tartışılmasına zemin hazırladı. "Ne Gazze ne Lübnan, canım feda İran'a" sloganları ve Pasargad'daki Büyük Kiros Günü etkinlikleri, halkın bir kesiminin İslam Cumhuriyeti öncesindeki ulusal kimliğe duyduğu bağlılığı simgeliyor. Muhalefet koalisyonu ve dijital alandaki hareketlilik Mahsa Amini'nin Eylül 2022'deki ölümüyle başlayan "Kadın, Yaşam, Özgürlük" protestoları sırasında Pehlevi'nin görünürlüğü arttı. 10 Şubat 2023'te Washington'daki Georgetown Üniversitesi'nde Mesih Alinejad, Nazanin Boniadi ve Hamed Esmaeilion gibi isimlerle bir araya gelerek birlik mesajı verdi. Bu ittifak, liderlik ve karar alma süreçlerindeki anlaşmazlıklar nedeniyle birkaç ay içinde dağıldı; Alinejad ve Esmaeilion gibi isimler Pehlevi'yi gruba kendi kararlarını dayatmakla suçladı. Bu iç çekişmeler sürerken İsrail ziyareti duyuruldu. Haaretz gazetesinin Ekim 2025 tarihli bir araştırması, Toronto Üniversitesi'ndeki Citizen Lab verilerine dayanarak, Farsça dilli koordineli bir çevrimiçi nüfuz kampanyasını raporladı. Bu ağların Pehlevi'nin profilini parlatmak ve monarşinin restorasyonunu teşvik etmek için yapay zeka videoları ve dijital avatarlar kullandığı iddia edildi. Ayrıca Mediapart gibi kuruluşlar, Avrupa Liderlik Ağı (ELNET) gibi yapıların Pehlevi'yi demokratik değişim için potansiyel bir lider olarak öne çıkaran lobi faaliyetlerine dikkat çekti. Pehlevi'nin danışmanı Justin Forsyth, bu ilginin halktaki gerçek bir değişimi yansıttığını savunarak "Onun misyonu her zaman İran halkına hizmet etmek ve laik, demokratik bir hükümet kurmak olmuştur. Değişen şey zamanlamadır. İran halkı seçimini yaptı. 43.000'den fazla insan nükleer anlaşma için ölmedi; özgürlük ve demokrasi için öldü" açıklamasını yaptı. Forsyth, Pehlevi'nin ordu ve güvenlik kurumlarından rejimden ayrılmak isteyen on binlerce kişiyle güvenli kanallar üzerinden iletişimde olduğunu ve amacının kişisel bir monarşi kurmak değil, demokratik sürece zemin hazırlamak olduğunu belirtti. Eski müttefiklerin eleştirileri ve geçiş süreci planları Pehlevi ile geçmişte çalışmış olan Ramin Parham gibi isimler ise bu iyimser tabloya katılmıyor. Parham, Pehlevi'nin bir devrim liderliği için gereken karizmaya sahip olmadığını ve Ocak ayındaki protestolar sırasında halkı sokağa çağırıp ordunun kendisiyle iletişimde olduğunu iddia ederek "duygusal gençlerde gerçekçi olmayan beklentiler ve illüzyonlar" yarattığını savunuyor. Şiddetli baskıların ardından ikinci bir çağrı yapmaması konusunda uyarıldığını belirten Parham, Pehlevi'nin çevresinin "dalkavuklar ve evet efendimciler fabrikası" olan bir saray ortamına benzediğini iddia ediyor. Diğer eski danışman Marty Youssefiani de mevcut danışmanlar Amir Etemadi ve Saeed Ghasseminejad'ın Pehlevi'ye erişimi kısıtladığına dair eleştirileri dile getiriyor. Yazarlar ve entelektüeller arasında da tartışmalar sürerken, sol görüşlü yazar Chahla Chafiq genç nesillerin demokrasi ve İranlılık taleplerinin Pehlevi'nin sunduğu projeyle örtüşebileceğini düşünüyor. Chafiq, Ocak ayında öldürülen protestocuların cenazelerindeki milli sembollerin yeni bir siyasi tahayyülü temsil ettiğini belirtiyor. Rıza Pehlevi son dönemde, Nobel ödüllü Şirin Ebadi başkanlığında bir "geçiş dönemi adaleti çerçeve taslak komitesi" kurarak vizyonunu hukuki temellere oturtmaya çalışıyor. İran Refah Projesi kapsamında insanlığa karşı suçlar için özel mahkeme ve "hakikat komisyonu" gibi mekanizmalar önerilse de, bu girişimlerin siyasi karşılığı henüz belirsizliğini koruyor. İran halkı bir yanda bölgesel savaş korkusu, diğer yanda baskıcı mekanizmalar arasında kalırken, Pehlevi'nin bu süreçteki rolünün sembolik bir figürden gerçek bir iktidar aktörüne dönüşüp dönüşmeyeceği tartışılmaya devam ediyor.