Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, küresel savunma harcamalarına değinerek, "Avrupa'da bazı ülkeler milli gelirlerinin yüzde 5'ini savunmaya harcıyor, Türkiye burada büyük bir fırsat görüyor" dedi. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Kanal 7 Medya Grubu tarafından düzenlenen “Yükselen Türkiye Zirveleri”nde önemli açıklamalarda bulundu. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'in açıklamalarından öne çıkanlar şunlar oldu: "Bizim uyguladığımız ekonomi programlarının kazanımlarını sizlerle paylaşmak isterim. Küresel gelişmelerin yarattığı fırsatlar üzerinde durmak istiyorum. Gerek Sayın Karaman gerekse rektörümüz çok net bir şekilde belirsizliklerin altını çizdiler. Dünya yoğun bir belirsizlikle karşı karşıya. Dünyanın çeşitli yerlerinde kutuplaşmalar, gerilimler söz konusu. Kısa vadeli bir resim var ve orta uzun vadeli bir resim var. Kısa vadeye baktığımız zaman şunu görüyoruz, İran-ABD-İsrail savaşının getirdiği emtia fiyat şokuyla karşılaşıyoruz. Petrol, doğal gazdan bahsediyorum, burada önemli kırılmaların yaşandığı bir dönemden geçiyoruz. Büyümede bir ivme kaybı konuşuluyor. Geçen hafta bunlar konuşuldu. Orta vadeye uzun vadeye baktığımız zaman jeopolitik gerilimler normalleşmiş gibi. Maalesef dünya yeni normal ile karşı karşıya. Dünya ticaretinde parçalanma var. "Büyüme eskisi kadar güçlü olmayabilir" Belki 10 kat belki bin kat daha yıkıcı gelişmelere sebep olabilecek çok kapsamlı bir devrim yaşanıyor. Dünya çok büyük bir borç ile karşı karşıya. Faizlerin yüksek olduğu bir ortamda bu soruna dönüşebilir. İklim değişikliği bir realite, ideolojik bir okuma değil. Bütün bu sorunlar ne anlama geliyor? Bizim bildiğimiz anlamda büyüme eskisi kadar güçlü olamayabilir. Bu resmi biraz daha detaylandırmak istiyorum. Aslında bu sene ve önümüzdeki dönem için emtia fiyatlarında bir düşüş öngörüyorum. Savaş ile birlikte yükseliş var. Önümüzdeki 2 yıl makro görünüm şöyle olacak demeyi dünya demekte zorlanıyor. IMF gibi ancak senaryo kurabilir. Küresel büyümenin yüzde 2'nin altına düşmesi resesyon demek. Bu aşamada küresel ekonomiye ilişkin ancak bir senaryo analizi yapılabilir. Belirsizlikler devam ettiği için çıkarımlar yapmak için erken. Biz dünyaya mal satıyoruz. Geçen sene 400 milyar doların üzerinde dünyaya ürün sattık. 400 milyar dolar önemli bir para. Bizim mal sattığımız ülkelerde büyüme nasıl? Savaşın etkisiyle büyüme dramatik bir şekilde yavaşlayacak. Bu bizim ihracatımızı etkileyebilecek bir aktör. Bir program uygulanıyor, "bu program değer kazandı o nedenle ihracat tıkandı" söylemi rahat söylenen bir söylemdir. Şimdi Merkez Bankamız bir çalışma yaptı. Esas belirleyici talep 2026 için en azından şuan için öngörülen çok da olumlu değil. Çin'in ekonomik etkisi İkinci Çin şokunu konuşmamız gerek. Birinci Çin şoku Çin'in dünya ticaret örgütüne katılmasıdır. Çin'in dış ticaret fazla 1,2 trilyon dolar. Bunun da Türkiye'ye etkisi var. Uzun bir süredir imalat sanayisinde düşüş yaşanıyor. Enflasyon yok. ABD'ye satamadığı ürünleri dünya pazarına yüklüyor. Yeşil teknolojilerde Çin'in otomotiv üretim kapasitesi dünyanın yarısı kadar. Yüksek teknolojilerde de benzer şekilde. Nadir toprak elementlerinden tutun hemen hemen her alanda Çin'in etkisi var. Çin'de kırmızı çizgi sanayi üretimi ve bunu dünyaya satmak zorunda. Çin'in Afrika'ya ihracatı, Trump'ın 1 Nisan açıklamalarından bu yana yüzde 26 yükseldi. ABD, Çin ürünlerini yasakladığı için. Çin'in Türkiye'ye ihracatı yüzde 10 şekilde artış göstermiş durumda. İkinci Çin şokunu bir kenara bırakıyorum. "Savunma harcamaları bizim için fırsattır" Dünya eski dünya değil. Karşımıza büyük bir trend çıkıyor. Küresel savunma sanayii harcamaları. Avrupa'da bazı ülkeler milli gelirlerinin yüzde 5'ini savunma sanayisine harcıyor. Türkiye burada büyük bir fırsat penceresi görüyor. Küresel savunma sanayi harcamaları 6,6 trilyon dolara çıkacak. Dolayısıyla savunma sanayisinde Türkiye çok güçlü bir altyapıya sahip. Bundan dolayı da biz bunu büyük bir fırsat olarak görüyoruz. "Yeni nesil ticaret anlaşmaları için çalışıyoruz" Orta koridor dediğimiz yani Asya'yı Avrupa'ya bağlayan ana koridorlardan bir tanesi Anadolu'dan geçiyor. Bu koridoru biz güçlendiriyoruz. İstanbul'da 3. Köprü üzerinden geçecek demir yolu bağlantısı için çalışmalar başlattık. Biz bağlantısallığa yatırım yapıyoruz. Biz bu koridorları Türkiye'nin menfaatine güçlendiriyoruz. Yeni nesil ticaret anlaşmaları için çalışıyoruz. Sağlık turizmi, eğitim, turizm, yeniden inşa, bunlar da ihracat. Bizim bildiğimiz anlamda bir korumacılık henüz yok. Bundan dolayı Türkiye'nin bu yönleri güçlü olduğu için bundan sonra yapacağımız ticaret anlaşmalarına diyoruz ki, "Bunları da katalım". Aslında Avrupa Birliği ile ticaretimiz yıllık 200 milyar dolar. Bunu 500 milyar dolara çıkarabiliriz ama AB kendi siyasi sorunları nedeniyle bunu gerçekleştiremiyor. Afrika ile çok ciddi işbirlikleri içerisindeyiz. Asya'yı yeniden keşfediyoruz. "Yapay zeka verimliliği artıracak bir teknolojidir" Yapay zeka, otonom sistemler o kadar hızlı bir şekilde geliyor ki, bu tabi dünya için büyük bir fırsat. Ama maalesef eşit dağılmayacak. Yapay zekanın en büyük ayağı verimliliği artıracak bir teknolojidir. İstihdam piyasalarına büyük etkisi var. Geçmişte nitelikli gördüğümüz alanlar şuanda çok hızlı bir şekilde yapay zekayla arka plana itilmekle karşı karşıya. Bölgeler arasında dengesizlik büyük bir risk. Otonom sistemler dedik, yapay zekayla destekli sistemlerden bahsediyoruz. Oturup şikayet edeceğimize küresel robot piyasası çok küçük bir piyasa ama bu piyasa 2050 yılına kadar 100 milyar dolardan 25 trilyon dolarlık bir pazara dönüşecek. Şimdi bizim sanayicilerimizin bu trendleri ıskalamaması lazım. Çünkü katma değer burada, kar marjları burada. "Biz de borçluluk yüksek seviyede değil" Biz de borçluluk yüksek seviyede değil. Bu rakamlar bizim ürettiğimiz rakamlar değil. Yüksek borçluluk noktasında avantajlı olduğumuz görünüyor. Biz enflasyonu tek haneye düşürürsek büyüme katlanır. "Enflasyonla mücadele çok oluyor, artık bir yerde duralım" yaklaşımları var. Çünkü kalıcı büyümenin formülü tabi ki düşük enflasyondur. 2000'li yılların başında AK Parti hükümetlerinin ilk 10 yılı, büyüme ikiye katlanmış, yüzde 6 civarına çıkmış, enflasyon tek haneye düşmüş. Diğer bir meydan okuma dünyada hızla yaşlanan bir nüfus var. Türkiye'de de nüfus hızlı yaşlanacak. Bunların getirdiği dramatik etkileri var. Biz fırsat penceresine bakacağız. Şimdi bizim uygulamakta olduğumuz ekonomi programının 3 evresi var. Birinci evre risklerin kontrolü. Tarihimizin en büyük felaketi yaşandı, 13 ilimiz büyük bir depremden etkilenmiş. Bu program olmasaydı enflasyon nereye giderdi? "En büyük petrol krizi yaşanıyor" Bütün önceki petrol krizlerinin toplamından daha büyük bir kriz yaşanıyor. İkinci evre ekonomideki dengesizlikleri azaltmaktı yani enflasyonu azaltmak, KKM'den çıkış, bütçe açıklarını kapatmak. İkinci evreyi de geride bıraktık. Ana hedeflerin tamamında ilerleme sağladık. Şimdi üçüncü evre var, önü açık bir evre. Bu evrenin tamamlanması için 2027'nin sonu olarak bakıyoruz. Bu sene çok daha devasa büyük bir şokla karşı karşıyayız ve bunlar üçüncü evreyi etkiliyor. Bütün dünya bu şokun etkileriyle mücadele edecek. 3. devrede bugüne kadar ki kazanımları pekiştirmekti, yani politika ile bir yere varırsınız ve bunu kalıcı hale getirmek için reform yapmanız gerekir. Tek haneli enflasyon ve cari açığın kalıcı olarak çözüldüğü. Bu dönemin ne kadar süreceği meselesi iç ve dış fonksiyonlara bağlı. Şimdi enflasyon 2022'de yüzde 85 ile zirveyi bulmuş, yılı 64 ile kapatmış. Ondan sonra 2023'de biz enflasyonu yüzde 65'te tutmuşuz. Şimdi de yüzde 31 civarı. Dezenflasyonda bir değişiklik olmayacak ve bu bir kazanımdır. Neden? Bakın hemen gelir dağılımına yansımış. Daha gideceğimiz mesafe var. Dünyada bu kadar büyük bir yükün altından çıkabilen kaç tane ülke vardır? Deprem için 90 milyar dolar harcamamıza rağmen, EYT'ye rağmen. Kamuda tasarruf milletimizin büyük bir beklentisi, gittiğimiz her yerde söyleniyor. Biz gittik Cumhurbaşkanımızın tasarruf iradesiyle birlikte yetkiyi Hazine ve Maliye Bakanlığına aldık. "Vatandaşlarımızın tercihlerine saygılıyız" Cari açık ciddi bir düşüş trendindeydi. Geçen seneki açık altın hariç yüzde 0,6. Altın bir tüketim malzemesi değil. Vatandaşımızın tercihlerine tabi ki saygılıyız. Bu sene petrol şoku nedeniyle cari açık yükselecek. Bizdeki iyileşme dünyaya göre yüzde 9 kat daha yüksek. Program olmasa bu olabilir mi? 144 milyar dolarlık KKM vardı, Türkiye için büyük bir riskti. Aradaki farkı Merkez Bankası ödüyordu. 144 milyar dolarlık yükümlülük kalktı. "Reel sektörde iyileşme yok" deniyor, evet bazı sektörlerde sorun olduğunu görüyoruz. Büyüme dünyada büyüme son 3 yılda yüzde 3 iken biz ne kadar büyümüşüz, yüzde 4 civarında. Gönül ister ki Türkiye yüzde 5 ve üzeri büyüsün. Bu program bünyeyi sağlamlaştıracak. Bakın bu programın yükünü işçiler çekti diye söylemler var. İş gücü ödemelerinin payı düşmüş mü? Artmış mı? Rakamlar söylemleri desteklemiyor. Ama insanlar rakamlara bakmak yerine eski söylemlerle yoluna devam ediyor."