Sosyal güvenlik sistemi 1994 yılından bu yana ilk defa yılı gelir fazlasıyla kapattı. Açıklanan verilerin ardından düşen aktif/pasif oranına vurgu yapan Noyan Doğan ise sistemin sürdürülemez olduğunu dile getirdi. Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK), süregelen bütçe açığı geleneğini 2025 yılında sona erdirdi. SGK’nın 3 trilyon 752,5 milyar lira öngörülen prim gelirleri 4 trilyon 36,2 milyar lira olarak gerçekleşti. Prim gelirlerindeki artışa bağlı olarak toplanan primlerin dörtte biri oranındaki devlet katkısı da 864,9 milyar lira yerine 888,7 milyar lira olarak hesaplandı. Böylece SGK bütçesi hazırlanırken 2025 yılında 5 trilyon 182,7 milyar lira olarak öngörülen toplam gelirler 5 trilyon 599,1 milyar lira oldu. SGK’nın harcama tahmininde ise sadece 58 milyar liralık sapma oldu. Bütçe hazırlanırken 5 trilyon 505,5 milyar lira öngörülen toplam harcamalar 5 trilyon 563,3 milyar lira olarak gerçekleşti. Emekli aylığı ödemeleri için 3 trilyon 739,1 milyar liralık harcama öngörülürken, gerçekleşen ödeme 3 trilyon 775,5 milyar lira seviyesinde kaldı. 2025 yılında 1 trilyon 343,7 milyar lira olarak öngörülen sağlık harcamaları için ise yıl sonunda 1 trilyon 353,1 milyar lira harcama yapıldı. Sosyal güvenlik sistemi 1994’ten beri ilk defa fazla verdi 2006 yılına kadar Türkiye’de SSK, Emekli Sandığı ve BAĞ-KUR ayrı ayrı faaliyet gösteriyordu. BAĞ-KUR’a bütçeden ilk defa 1991 yılında, SSK’ya ise 1994 yılında kaynak aktarılmaya başlanmıştı. 2008 yılından itibaren ise devlet katkısı uygulamasına geçilmiş ve toplanan her 100 liraya karşılık devlet 25 lira katkı sağlamaya başlamıştı. Devlet katkısına rağmen SGK’nın gelir gider dengesi 2025 yılına kadar hep açık vermeye devam etmişti. Böylelikle sosyal güvenlik sistemi 1994 yılından bu yana ilk defa 2025 yılında gelir fazlası vermiş oldu. Kaynak: Ahmet Kıvanç Konuyu bugünkü “İşte sosyal güvenliğin 2025 karnesi” başlıklı köşe yazısında değerlendiren Hürriyet yazarı Noyan Doğan ise bütçenin fazla vermesinin nedenlerine ilişkin şunları söyledi: “Asgari ücret artışı, sigortalı sayısındaki artış, memur maaş katsayısındaki değişimler, prim yapılandırma gelirlerindeki meydana gelen artış, ortalama prime esas kazancın asgari ücretin üzerinde gerçekleşmesi nedenleriyle SGK’nın prim gelirleri arttı ve bu durum, bütçenin fazla vermesine yol açtı. Ayrıca üniversite hastanelerinin SGK’ya olan borçlarının silinmesi, doğal afet katılım payı tutarlarının 2025 yılı içinde kuruma aktarılması ve özelleştirmeden gelen gelirler de bütçenin fazla vermesine neden oldu.” “1,62 çalışan, 1 emekliye bakıyor” Sosyal güvenlik sisteminin sürdürülebilirliği konusuna yönelik eleştirilerini de aktif/pasif oranı üzerinden dile getiren Doğan, yazısını şöyle tamamladı: "Çalışanlara aktif sigortalı; emekli, dul, yetim, malul sigortalılara pasif sigortalı deniliyor. Aktif/pasif oranı da kaç aktif çalışanın, kaç pasif çalışanı finanse ettiğini gösteriyor. Bir başka deyişle; kaç aktif çalışan kaç emekliye bakıyor? Geçen sene bu oran, 1,62 olmuş. Bu da şunu gösteriyor ki, 1,62 çalışan, 1 emekliye bakıyor. 2024 yılında aktif/pasif oranı 1,61, bir önceki yıl, 1,66 olmuştu. Daha önceki yıllara bakacak olursak aktif/pasif oranı 1,90’ların üzerinde, hatta 2022 yılında 2’nin de üzerinde olmuştu. O yıllar 2 çalışan 1 emekliye bakıyordu. 2023 yılında sonra ise çalışanın emekliye bakma oranı düştü. Bu durum sosyal güvenlik sisteminin sürdürülebilirliği açısından iyi bir durum değil.” [news_id:803122]