TİM Başkanı Mustafa Gültepe, enflasyon ve maliyet artışlarının rakip ülkelerden farklılaşmasının Türk ihracatçısının rekabet gücünü zayıflattığını belirtti. Gültepe, pazar kaybı yaşayan firmaların dönüşüm için gerekli kaynakları ayırmakta zorlandığını belirterek, son yıllarda fiyat rekabetçiliğinde yaşanan gerilemenin ihracatın geleceği açısından stratejik bir risk oluşturduğunu ifade etti.
Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) ile PwC Türkiye iş birliğinde hazırlanan “İhracatta Rekabetçiliğin Geliştirilmesi” başlıklı rapor, TİM Başkanı Mustafa Gültepe tarafından kamuoyuna tanıtıldı.
Gültepe, çalışmada otomotiv, kimya, makine, elektrik-elektronik, tekstil, hazır giyim, çelik, demir dışı metaller ve mobilya olmak üzere imalat sanayisinin dokuz ana sektörünün incelendiğini belirtti.
Küresel rekabet gücünün önündeki maliyet engelleri
Raporun masa başında değil sahada hazırlandığını belirten Mustafa Gültepe, süreci şu sözlerle anlattı:
"Rapor masa başında değil sahada hazırlandı. Dokuz sektörde, 200’den fazla ürün grubunu değerlendirdik. Her sektörle ayrı ayrı çalıştaylar düzenledik. 20’den fazla rakip ülkenin verileri üzerinden karşılaştırma yaptık. Maliyetler, verimlilik ve teknoloji kapasiteleri, lojistik imkânları, teşvikler, insan kaynağı, sanayi ve ticaret politikalarında artıları ve eksileri ortaya koyduk. Bu parametrelerin birçoğunda iyi bir yerdeyiz. Üretim kapasitemiz hâlâ çok güçlü. İhracat tecrübemiz var. Avrupa’ya ve Ortadoğu'ya yakınız. Esnek üretim ve hızlı teslimat kapasitesine sahibiz. Lojistikte ve navlun maliyetlerinde kısmen avantajlıyız. Ancak bu avantajlarımıza rağmen üretim kapasitemizi küresel rekabet gücüne dönüştüremiyoruz. Çünkü yıllardır üstüne basa basa söylediğimiz gibi sorunun temelinde maliyetler var. Rapor, dışarıdan bir gözle sorunun nereden kaynaklandığını net bir şekilde gösteriyor."
Türkiye’de işçilik, enerji, finansman, hammadde ve lojistik maliyetlerinin rakip ülkelere göre çok daha hızlı yükseldiğinin altını çizen Gültepe, 2019-2025 döneminde Türkiye’de ortalama yıllık enflasyonun yüzde 38 civarında olduğunu ifade etti.
Pazar kayıpları ve istihdamda yaşanan gerileme
Kurun aynı hızda yükselmemesi sebebiyle dolar bazında enerji fiyatlarında yüzde 74, asgari ücrette yüzde 51, genel maliyetlerde ise yüzde 55 artış yaşandığını kaydeden TİM Başkanı, sektörel bazdaki maliyet artışlarına ve pazar kayıplarına dikkat çekerek şunları söyledi:
"Karşılaştırma yaptığımız rakip ülkelerin hepsinde ortalama enflasyon tek hanelerde. Ortalama enflasyonu yüzde 8’in üzerine çıkan ülke yok. İşte bu ayrışma doğrudan ihracatçının maliyetine eklendi. 2019’dan bu yana asgari ücret yüzde 1290, hammadde ve ara malı fiyatları yüzde 1250, enerji fiyatları yüzde 1490 arttı. Aynı dönemde dolar kurundaki artış ise yüzde 860'ta kaldı. Kur aynı hızda yükselmediği için dolar bazında enerji fiyatlarında yüzde 74, asgari ücrette yüzde 51, genel maliyetlerde yüzde 55 artış oldu. Örneğin ülkemizde bir makine ürününün dolar bazında üretim maliyeti 2022'ye göre yüzde 60 arttı. Bu oran hazır giyimde yüzde 58 mobilyada ise yüzde 55 oldu. Rakip ülkelerde daha istikrarlı seyreden maliyet yapısı Türkiye'de bozuldu. İncelediğimiz bütün sektörlerde maliyet yapımız ve rakip ülkelerle aramızdaki makroekonomik ayrışma öne çıkan başlık oldu. Fiyatlama kabiliyetimizin zayıflaması, beraberinde pazar kayıplarını getirdi. Küresel ihracattan aldığımız pay, iki yılda yüzde 1,08’den yüzde 0,98’e geriledi. Pazar kaybı, kapasiteye ve istihdama da yansıdı. İmalat sanayinde sigortalı çalışan sayısı dört yılda 480 bin azaldı. Biz yıllarca fiyat-performans ülkesi olarak öne çıkıyor, kaliteli ürünü makul fiyat ve hızlı teslimatla sunuyorduk. Rapor, bu dengenin iki taraftan zorlandığına işaret ediyor. Asya'nın düşük maliyetli üreticileri fiyatla baskı kurarken, Avrupa'daki rakiplerimiz aynı pazarlarda bizimle yarışıyor. Örneğin Polonya, dokuz sektörün yedisinde karşımıza rakip olarak çıkıyor. Sonuç bizim için sürpriz olmadı. Yıllardır sahadan dile getirdiğimiz sorun, bağımsız bir çalışmanın verileriyle teyit edildi."
İhracatın geleceği için politika önerileri
Rekabetçilikte yaşanan sorunun ihracatın geleceğini yakından ilgilendirdiğini belirten Mustafa Gültepe, teknoloji, Ar-Ge, inovasyon, ikiz dönüşüm, tasarım ve markalaşmaya daha fazla kaynak ayırılması gerektiğini vurguladı.
Gültepe, ilgili paylaşımında şunları aktardı:
"Dönüşümün ön koşulu fiyat rekabetçiliği. İhracatçının bütün bu alanlara yatırım yapabilmesi için önce pazarlarda güçlü olması gerekiyor. Pazar kaybeden firma, dönüşüme kaynak ayıramaz. Bugün rekabet edemezsek yarına yatırım yapamayız. Fiyat rekabetçiliğinde son yıllarda yaşanan aşınma, ihracatın geleceği için stratejik bir soruna dönüşme riski taşıyor. Dolayısıyla, rekabetçiliği önceleyen politikalara ihtiyacımız var. Rekabetçiliğimizi yeniden güçlendirmek için bir yol haritası niteliğindeki rapor, dokuz sektör için 189 politika adımı öneriyor. Raporda sektörlere özel spesifik öneriler yer alıyor. Hedef pazarlarda kalıcı konum elde edilmesi, desteklerin katma değer ve performans temelinde yapılandırılması, Ar-Ge, ürün geliştirme ve inovasyona daha fazla destek ve Avrupa Birliği (AB) ile Gümrük Birliği’nin güncellenmesi ise tüm sektörlerin ortaklaştığı başlıklar olarak öne çıkıyor."
Türkiye'nin üretim potansiyeline ve 160 bini aşkın üyesi bulunan ihracat ailesine güvendiğini dile getiren Gültepe, üç dört yıl önceki rekabet koşullarının sağlanması durumunda yıllık çift haneli artışlarla hedeflere ulaşılabileceğini söyledi.