ABD Başkanı Donald Trump’ın, Netflix yönetim kurulu üyesi Susan Rice’ın görevden alınmasını talep etmesi, iş dünyasında geniş yankı uyandırdı. Trump, Netflix yönetiminden Susan Rice’ın görevine son verilmesini isterken, bu talebin yerine getirilmemesi halinde şirketin "sonuçlarına katlanacağını" ifade etti. Bu çıkış ise Washington ile yoğun ilişkileri bulunan tüm büyük ölçekli şirketleri alarma geçirdi. Trump'ın mevcut talebi, bir medya devinin el değiştirmesinin ötesinde, siyasi otoritenin kurumsal yapılara doğrudan müdahalesi olarak değerlendirildi. Satın alma sürecindeki rekabet ve siyasi boyut Warner Bros. Discovery için yürütülen yarışta Netflix'in yanı sıra Paramount da adaylar arasında bulunuyordu. Trump daha önce iki şirket arasındaki bu rekabete "dahil olacağını" belirtmiş, fakat sonrasında bu söyleminden geri adım atmıştı. Netflix’i doğrudan hedef alan son açıklamalar ise sürecin siyasi boyutunu yeniden ön plana çıkardı. Adalet Bakanlığı ve antitröst süreçleri Geleneksel olarak ABD başkanları ile federal kolluk kurumları arasında mesafeli bir ilişki bulunuyordu. Trump ise Adalet Bakanlığı’nın kendi siyasi çizgisiyle uyumlu hareket etmesi gerektiğini açıkça dile getirmişti. Bu yaklaşım, dev şirket birleşmelerini yöneten CEO’lar açısından belirsizliği artıran bir faktör olarak görüldü. Geçmişteki benzer CEO ve yönetici hedefleri Trump geçmişte de çeşitli şirket yöneticilerini hedef alarak istifa çağrıları yapmıştı. Bu çağrıların tamamı somut bir sonuç doğurmasa da başkanın büyük ölçekli birleşmeler sırasında uyguladığı baskı, iş dünyasında yeni bir dönemin kapılarını araladı. Geçen yaz Intel CEO’su Lip-Bu Tan’ın istifasını isteyen Trump, birkaç gün sonra kendisiyle görüşerek Tan'ı "başarılı" bulduğunu söylemişti. Benzer bir durum Microsoft yöneticisi Lisa Monaco için de yaşanmış, Trump’ın görevden alınma talebine rağmen Monaco görevini sürdürmüştü. Trump’ın taleplerinin şirketler üzerinde ne derece karşılık bulacağı henüz netlik kazanmadı. Beyaz Saray’dan gelen son mesajlar, ABD’deki büyük ölçekli şirket evliliklerinin artık sadece ekonomik verilerle değil, aynı zamanda siyasi bir zeminde şekillendiğini ortaya koyuyor. [news_id:794456]