Türkiye ile Birleşik Arap Emirlikleri arasındaki ticari köprüler her geçen gün daha da sağlamlaşırken, 2025 yılı verileri iki ülke arasındaki ihracat hacminin yüzde 23,82 oranında bir artışla 6 milyar 826 milyon dolar seviyesine ulaştı. Ticaret diplomasisi kapsamında yürütülen stratejik çalışmalar ve ihracatçılara sağlanan kapsamlı teşvikler, dış ticaret verilerindeki olumlu tabloyu desteklemeye devam ediyor. Türkiye'nin geçtiğimiz yıl gerçekleştirdiği toplam dış satım, bir önceki döneme kıyasla yüzde 4,5 oranında bir yükseliş kaydederek 273,4 milyar dolar seviyesine erişti. Türkiye İhracatçılar Meclisi tarafından paylaşılan istatistikler incelendiğinde, 2025 senesinde toplam 26 alt sektörün 18'inde ihracat artışı kaydedilirken, geriye kalan 8 sektörde ise bir miktar gerileme yaşandığı görüldü. Türkiye'nin en çok ihracat yaptığı ülkeler listesinde Almanya 19,8 milyar dolarla liderliğini korurken, Birleşik Krallık 14,2 milyar dolar ve Amerika Birleşik Devletleri 13,2 milyar dolar ile takipte kalıyor; Birleşik Arap Emirlikleri ise bir yılda 1 milyar 313 milyon dolarlık ek artışla toplamda 6 milyar 826 milyon dolarlık bir hacme ulaştı. Ekonomik ilişkilerde yapısal dönüşüm dönemi Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu Türkiye-Birleşik Arap Emirlikleri İş Konseyi Başkanı Mehmet Ali Akarca, iki ülke arasındaki ticaret verilerinde gözlemlenen bu dikkat çekici yükselişin yalnızca geçici bir hareketlilik olmadığını, aksine çok katmanlı ve yapısal bir değişimin meyvesi olduğunu dile getirdi. Mevcut durumun temelinde son dönemde kurulan güçlü diplomatik ilişkilerin ve kurumsallaşan ekonomik iş birliği süreçlerinin yattığını ifade eden Akarca, şu değerlendirmelerde bulundu: "DEİK/Türkiye - BAE İş Konseyi olarak 'İşimiz Ticari Diplomasi' anlayışıyla kamu, özel sektör ve yatırım çevreleri arasında etkin bir köprü kurmaya odaklanıyoruz. Türkiye ile BAE arasında Kapsamlı Ekonomik Ortaklık Anlaşması'nın yürürlüğe girmesi, firmalarımız açısından pazara erişimi kolaylaştırmış ve uzun vadeli ticari planlamayı teşvik etti. BAE'nin küresel ölçekte bir ticaret ve lojistik merkezi olması, Türkiye'nin ihracatını yalnızca bu pazara değil, üçüncü ülkelere de taşıyabilmesine imkan tanıyor. Türkiye'nin tedarik zincirlerinde güvenilir ve etkin bir ortak olarak konumlanması, bölgesel pozisyonunu daha da sağlamlaştırdı. Yatırım tarafında da BAE kaynaklı finansmanların Türkiye'de artış göstermesi, ticaretin sürdürülebilirliğini destekleyen önemli bir güven unsuru oluşturuyor." Stratejik koordinasyon ve ortak yatırım hedefleri Mehmet Ali Akarca, Türkiye-BAE İş Konseyi'nin temel vizyonunun devlet kurumları ile iş dünyası arasında sonuç almaya odaklı, dinamik bir eşgüdüm mekanizması kurmak olduğunu belirtti. Ekonomik ve Ticari Ortaklık Komitesi gibi hükümetler arası yapıların daha pratik ve somut sonuçlar doğuracak biçimde işletilmesinin kritik bir öneme sahip olduğunu vurgulayan Akarca, şu ifadeleri kullandı: "Bunun yanında ortak yatırım ve ortak girişim modellerinin yaygınlaştırılması, ticari ilişkilerin kalıcılığını artıracak. Türk firmalarının BAE serbest bölgelerine erişimini kolaylaştıracak pazar giriş programları ve üçüncü ülkelerde ortak projelere yönelik iş birlikleri ise Türkiye–BAE ticari ilişkilerini ikili ticaretin ötesine taşıyarak küresel ölçekte stratejik bir ortaklığa dönüştürecek." İhracatın lokomotifi olan sektörler ve yeni fırsatlar İki ülke arasındaki ticaret sepetinde yer alan ürünlerin dağılımına ve 2025'te parlayan sektörlere dair detaylar paylaşan Akarca; mücevherat, makine sanayi, yapı malzemeleri, gıda ürünleri, otomotiv, kimya ve savunma sanayisinin uzun yıllardır ihracatın ana gövdesini oluşturduğunu anlattı. BAE'nin yüksek refah düzeyi ve projeye dayalı büyüme modelinin bu sektörler için hala büyük fırsatlar barındırdığını söyleyen Akarca, açıklamasını şu sözlerle sürdürdü: "Bu alanlar, BAE'nin yüksek gelirli pazarı ve proje bazlı ekonomik yapısı sayesinde ihracatta ağırlığını korumaya devam ediyor. Geçen yıl özellikle dijital teknolojiler, yazılım, yapay zeka, siber gelecek ve finansal teknolojiler alanlarında belirgin bir ivmelenme gözlemlendi. DEİK/Türkiye-BAE İş Konseyi olarak gerçekleştirdiğimiz sektörel ticaret heyetleri ve ikili iş görüşmeleri de bu alanlarda somut iş fırsatlarının oluştuğunu gösteriyor. Bunun yanında altyapı ve lojistik yatırımlarına bağlı olarak makine–ekipman ve inşaat malzemeleri ihracatında da istikrarlı bir artış söz konusudur." Yeşil dönüşüm ve geleceğin teknoloji vizyonu Birleşik Arap Emirlikleri pazarının katma değeri yüksek ürünlere olan ilgisine dikkat çeken Mehmet Ali Akarca, yeşil dönüşüm ve teknoloji odaklı ihracat stratejileri konusunda tavsiyelerde bulundu. Türkiye'nin teknolojik kapasitesini sergileyebileceği dijitalleşme ve sürdürülebilirlik odaklı alanlarda büyük potansiyel olduğunu belirten Akarca, şunları söyledi: "Özellikle dijital ve yeşil dönüşüm, yenilenebilir enerji, enerji verimliliği, karbon yönetimi ve sürdürülebilir yakıtlar Türkiye açısından önemli fırsat alanları oluşturuyor. Akıllı şehir çözümleri, kritik altyapı güvenliği, endüstriyel dijitalleşme ve sağlık teknolojileri, Türkiye'nin teknolojik üretim gücünü öne çıkarabileceği alanlar arasında yer alıyor. Stratejik olarak önerimiz, ürün satışının ötesine geçerek ürün, yazılım ve mühendislik hizmetlerini entegre eden çözümlerle pazarda etkin olmak yönündedir. Bu yaklaşım, ihracatın hem hacmini hem de niteliğini artıracaktır." Orta ve uzun vadeli ticaret hacmi hedefleri Akarca, son olarak 2026 yılı ve sonrası için öngörülen ticaret rakamlarına ve büyüme potansiyeli taşıyan alanlara yönelik beklentilerini paylaştı. Yürürlükteki Kapsamlı Ekonomik Ortaklık Anlaşması'nın sağladığı avantajlarla ticaret hacminin kademeli olarak artacağını öngördüklerini belirten Akarca, konuşmasını şu şekilde tamamladı: "Orta vadede ise iki ülkenin ortaya koyduğu ortak vizyon doğrultusunda ticaret hacminin 25 milyar doların üzerine, beş yıllık perspektifte ise 40 milyar dolara ulaşması hedefleniyor. Bu toplam hacim içerisinde Türkiye'nin ihracatının güçlü konumunu korumasını, özellikle teknoloji ve hizmet ihracatının payının artmasıyla daha dengeli bir yapıya kavuşmasını bekliyoruz. 2026 itibarıyla BAE özelinde dijital teknolojiler, yenilenebilir enerji ve enerji dönüşümü, lojistik ve proje ekonomisine bağlı sektörler yükseliş potansiyeli en yüksek alanlar olarak öne çıkarıyor." [news_id:778179]