Dünya Nükleer Birliği'nden Türkiye ve Akkuyu NGS değerlendirmesi

Okuma Süresi: 4 Dakika
Dünya Nükleer Birliği'nden Türkiye ve Akkuyu NGS değerlendirmesi
Doviz.com
26.01.2026 11:55

Dünya Nükleer Birliği Genel Direktörü Sama Bilbao y Leon, Akkuyu Nükleer Güç Santrali projesinin Türkiye'nin gelecekteki enerji dengeleri ve endüstriyel konumu açısından kritik bir rol oynayacağını ifade etti.

Dünya Nükleer Birliği (WNA) Genel Direktörü Sama Bilbao y Leon, Akkuyu Nükleer Güç Santrali'nin (NGS) Türkiye adına gerçek bir "oyun değiştirici" niteliği taşıdığını dile getirerek, "Akkuyu, Türkiye'nin nükleer enerji alanındaki ilk girişimi olma özelliğini taşıyor ve ülkeyi küresel nükleer endüstrisinin ayrılmaz bir parçası haline getirecek." şeklinde bir açıklamada bulundu. Bilbao y Leon, Dünya Ekonomik Forumu bünyesinde gerçekleştirilen Davos Yıllık Toplantıları sırasında küresel nükleer enerji sektörü ve Akkuyu NGS projesine dair kendisine yöneltilen soruları yanıtladı.

Akkuyu projesinin Türkiye ve bölge için önemi

Türkiye'nin bu takvim yılı içerisinde Akkuyu NGS'nin ilk ünitesini işletmeye almasının beklendiğini hatırlatan Bilbao y Leon, bu devasa tesisin Türkiye için stratejik bir dönüşüm noktası olacağının altını çizdi.

Santralin Türkiye'nin elektrik enerjisi üretiminde çok önemli bir yer edineceğini vurgulayan Bilbao y Leon, "Lakin Akkuyu, sadece bir enerji üretim tesisi değil; Türkiye'nin ilk nükleer projesi olarak ülkeyi uluslararası nükleer topluluğuna dahil edecektir. Akkuyu ile birlikte Türkiye içerisinde ciddi bir yerelleşme hamlesi de gözlemleniyor. Bu durum, çok sayıda sanayi aktörünün, üretim faaliyeti yürüten kurumun ve donanımlı iş gücünün küresel nükleer piyasasında kritik roller üstlenebileceği manasına geliyor." ifadelerini kullandı.

Bu perspektiften bakıldığında Akkuyu'nun yerel düzeyden başlayarak ulusal çapta ve sonrasında Avrupa, Orta Doğu ile Kuzey Afrika'yı içine alan geniş bir coğrafi alanda pozitif ekonomik etkiler doğuracağını öngördüğünü belirten Bilbao y Leon, "Türkiye pek çok kıtanın buluşma noktasında konumlanıyor ve bu santralin tüm bu bölgeler arasında son derece olumlu bir bütünleştirici görev üstleneceğine inanıyorum." dedi.

Nükleer kapasitede büyüme ve küresel liderler

Geçtiğimiz hafta kamuoyuyla paylaştıkları Küresel Nükleer Görünümü raporundaki verileri paylaşan Bilbao y Leon, dünya genelindeki nükleer enerji kapasitesinin 2050 yılına gelindiğinde mevcut seviyenin üç katından fazla artarak 1400 gigavatın üzerine çıkacağını kaydetti.

Bu kapasite artışında özellikle Çin, Amerika Birleşik Devletleri, Fransa, Rusya ve Hindistan'ın başı çekeceğini aktaran Bilbao y Leon, bu dev ekonomilerin dışında kalan pek çok ülkede de farklı ölçeklerde çok sayıda projenin planlama safhasında olduğunu belirtti.

Nükleer enerji sektöründe hedeflenen bu projelerin gerçeğe dönüşebilmesi için isabetli politikaların yanı sıra somut sanayi stratejilerine, etkin finansman metotlarına ve hızlandırılmış düzenleyici çerçevelere ihtiyaç duyulduğuna dikkat çekerek, buna paralel olarak tedarik zincirlerinin tahkim edilmesi ve uzman personel istihdamının sağlanması gerektiğini vurguladı.

2050 yılına kadar öngörülen bu devasa kapasite artışı gerçekleşse dahi, nükleer kaynağın dünya elektrik arzındaki payının mevcut yüzde 10 seviyelerini koruyacağını ifade eden Bilbao y Leon, "Dünya genelinde elektrik talebi çok hızlı bir ivmeyle artıyor. Bu artışa artık yapay zekanın gereksinim duyduğu yüksek enerji talebi de dahil oldu. Elektrifikasyonun hayatın her alanına yayıldığı bir çağda, nükleer enerji de aynı ivmeyle büyümek durumunda; çünkü kesintisiz, karbon salınımı olmayan ve baz yük sağlayan bu enerji kaynağına duyulan ihtiyaç her geçen gün artıyor." sözlerini kaydetti.

Avrupa nükleerden uzaklaşmanın bedelini ödüyor

Almanya Başbakanı Friedrich Merz tarafından dile getirilen "nükleerden çıkış stratejik bir hataydı" yönündeki tespiti değerlendiren Bilbao y Leon, Almanya'nın geçmişte son derece yüksek performansla çalışan nükleer tesislerini devre dışı bıraktığını anımsattı.

Buna karşın Avrupa ülkelerinin büyük bir bölümünün mevcut nükleer santrallerini kullanmaya devam ettiğini ve hatta bazılarının bu tesislerin hizmet sürelerini uzatma yoluna gittiğini belirten Bilbao y Leon, sözlerini şu şekilde tamamladı:

"Avrupa ölçeğinde bakıldığında çok büyük bir nükleer kapasite kaybı yaşanmadı ama ciddi bir zaman kaybı söz konusu. Asıl kaybettiğimiz değer ise belki de endüstriyel yetkinliğimiz ve tedarik zinciri kabiliyetimiz oldu. Nükleer enerjide tarihin bizlere sunduğu bu fırsatı değerlendirebilmek ve hayata geçirebilmek adına bu yetkinliği bir miktar yeniden inşa etmemiz şart. Bugün Çin veya Güney Kore'nin ulaştığı teknik noktada bulunabilirdik; ancak henüz hiçbir şey için geç değil ve bu ülkelerle aradaki farkı kapatabiliriz."

Dünya nükleer enerji verileri ve gelecek projeksiyonu

WNA tarafından sağlanan resmi verilere göre, şu an itibarıyla dünya genelinde 31 ayrı ülkede yaklaşık 400 gigavatlık bir nükleer kurulu güç bulunuyor ve bu kapasite küresel elektrik ihtiyacının yüzde 9'luk kısmını tek başına karşılıyor.

Dünya hükümetlerinin duyurduğu resmi planlar ve stratejik hedefler doğrultusunda, mevcut reaktörlerin çalışma ömürlerinin 80 yıla çıkartılması ve yeni planlanan ya da tasarım aşamasında olan reaktörlerin devreye girmesiyle birlikte, küresel nükleer güç kapasitesinin 2050 yılında 1446 gigavata ulaşacağı hesap ediliyor.

İLGİLİ HABER Akkuyu Nükleer Santrali’nde ilk reaktörün yüzde 99’u tamamlandı Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Akkuyu Nükleer Güç Santrali’nin birinci reaktör inşaatında %99’luk bir ilerleme kaydedildiğini ifade etti.
REKLAMI KAPAT X