Japonya Başbakanı Takaiçi Sanae'nin kabine içerisindeki gücünü pekiştirmek amacıyla erken seçime gideceğine dair yayılan haberler Asya piyasalarının merkezine yerleşirken, Takaiçi yönetiminin izlediği politikaların Japonya Merkez Bankası (BoJ) üzerinde ciddi bir baskı unsuru oluşturabileceği değerlendiriliyor. Japonya'da yaşanan siyasi hareketlilik, ulusal ekonominin istikameti üzerinde belirleyici bir rol oynamaya devam ediyor. Takaiçi Sanae'nin geçtiğimiz yılın ekim ayında başbakanlık koltuğuna oturmasıyla birlikte, ülkenin ekonomik işleyişinde yeni bir dönem kapılarını açtı. Eski Başbakan Abe Şinzo'nun siyasi çizgisini takip eden Takaiçi, onun ekonomik mirasını sürdüren bir figür olarak tanınıyor. Mali genişleme politikaları aracılığıyla ekonomik büyümeyi canlandırmayı temel hedef olarak belirleyen Takaiçi'nin, Japonya Merkez Bankası tarafından atılan faiz artırımı adımlarına karşı net bir tutum sergilemesi dikkat çekiyor. Ülkenin mevcut borç yüküne rağmen kamu harcamalarını ve mali teşvikleri artırma yönündeki eğilimi, ekonomi çevrelerinde belirsizliklerin artmasına yol açtı. Başbakan, ekonomik daralmanın önüne geçmek için mali destekleri devreye sokmayı planlarken, bu durumun enflasyonist riskleri tetikleyebileceği yönündeki endişeler de gündemdeki yerini koruyor. Erken seçim takvimi ve siyasi stratejiler Son dönemdeki gelişmelere bakıldığında, Başbakan Takaiçi Sanae'nin Temsilciler Meclisi'ni feshetme niyetinde olduğu ve bu hamlenin şubat ayı içerisinde bir erken seçimi beraberinde getirebileceği yönünde güçlü iddialar bulunuyor. Mevcut planlamalara göre Takaiçi'nin, 23 Ocak tarihinde gerçekleştirilecek parlamento açılış oturumunda fesih kararını açıklaması bekleniyor. Şayet alt meclis feshedilirse, normal şartlarda 2028 yılında yapılması gereken genel seçimler için kampanya sürecinin 27 Ocak veya 3 Şubat tarihlerinde başlayabileceği öngörülüyor. Bu senaryo dahilinde Japon halkının 8 Şubat ya da 15 Şubat tarihlerinde sandık başına giderek tercihlerini yapması kuvvetle muhtemel görünüyor. Hükümetin geçtiğimiz kasım ayında onayladığı 21,3 trilyon yen değerindeki devasa ekonomik teşvik paketi, Takaiçi'nin genişlemeci maliye politikasının ilk somut ve büyük adımı olarak kayıtlara geçti. Ancak bu hamle, mali disiplinin zayıflayacağı yönündeki korkuları da beraberinde getirdi. Piyasalarda rekor seviyeler ve müdahale beklentisi Başbakan Takaiçi'nin parlamentodaki çoğunluğunu pekiştirerek daha fazla teşvik harcaması yapabilmek adına erken seçimi bir araç olarak kullanacağı tahmin ediliyor. İktidar partisinin son seçim süreçlerinde kaybettiği siyasi mevzileri bu yolla geri kazanmayı hedeflediği belirtiliyor. Hükümetin mali muslukları daha fazla açacağı beklentisi piyasalarda risk iştahını zirveye taşırken, Japonya'nın gösterge endeksi Nikkei 225, 54.522 puan seviyesine ulaşarak tarihi bir rekor kırdı. Döviz cephesinde ise dolar/yen paritesi 159,5 seviyesine tırmanarak Temmuz 2024'ten bu yana görülen en yüksek noktayı test etti. Ekonomi analistleri, dolar/yen kurunun 160 sınırını geçmesi durumunda yetkililerin kura doğrudan müdahale edebileceğini ifade ediyor. Bu tür bir müdahale olasılığının, Japonya Merkez Bankası'nın faiz artırımı konusundaki takvimini nisan ayına kadar ertelemesine neden olabileceği öngörülüyor. Kamuoyu desteği ve dış politika ekseni Konuya dair görüşlerini paylaşan Asya piyasaları analisti Sadi Kaymaz, erken seçim iddialarının ciddiyetine dikkat çekerek geçtiğimiz hafta Japon medyasında yer alan haber akışının önemini vurguladı. Kaymaz, piyasaların bu senaryoyu şimdiden fiyatladığını belirterek, Takaiçi'nin 23 Ocak'ta meclisi feshetme planının koalisyon ortakları tarafından da şaşkınlıkla karşılanmadığını dile getirdi. Kaymaz, "Bilindiği gibi son birkaç seçimde iktidar partisine destek azalmıştı, oy oranları ve meclis varlığında ciddi bir erime yaşandı. Fakat Takaiçi'nin eli şu an güçlü. Kamuoyu desteği yüksek seyrediyor ve bunu bir seçim fırsatı olarak görüyor." şeklinde konuştu. Başbakanın ilk aylarında geçim sıkıntısı ve milliyetçi dış politika olmak üzere iki temel konuya odaklandığını belirten Kaymaz, Takaiçi'nin Çin'e karşı sergilediği sert tutumun ve genişlemeci maliye politikalarının halktan onay alarak parti içi muhalefeti pasifize etme stratejisi taşıdığını ifade etti. Meclis aritmetiği ve ekonomik normalleşme sancıları Sadi Kaymaz, mevcut meclis yapısında iktidar blokunun çoğunluğunun oldukça kırılgan olduğunu ve Takaiçi'nin radikal politikalarını hayata geçirmek için daha geniş bir koltuk sayısına ihtiyaç duyduğunu belirtti. Mevcut durumda LDP, Japonya Yenilik Partisi ve bağımsızların desteğiyle ucu ucuna sağlanan çoğunluğun Başbakan için yeterli olmadığını kaydeden Kaymaz, seçim atmosferinin hisse senetlerini yukarı taşırken yen üzerinde baskı kurduğunu söyledi. Takaiçi döneminin uzun sürmesinin BoJ'un faiz normalleşme sürecini zorlaştırabileceğini ifade eden Kaymaz, "Piyasalar Takaiçi'nin görece uzun süre iktidarda kalacağını fiyatlıyor. Takaiçi yönetiminin uzun görev süresi BoJ üzerinde dolaylı baskı anlamına geliyor." dedi. Analist ayrıca, genişlemeci politikaların tahvil ihraçlarını artırarak para birimini zayıflatabileceği ve uzun vadeli tahvil getirilerini yükselterek enflasyon beklentilerini artırabileceği uyarısında bulundu. Kaymaz, güçlü bir seçim zaferinin Çin ile olan gerilimi tırmandırabileceğini, bunun da turizm gelirleri ve kritik ham madde tedariki üzerinde risk oluşturabileceğini belirterek sözlerini noktaladı.