Kanser tedavisinde likit biyopsi dönemi başlıyor

Okuma Süresi: 2 Dakika
Kanser tedavisinde likit biyopsi dönemi başlıyor
Doviz.com
02 Şubat 2026 10:35

Kanser tanısı ve tedavi süreçlerinde klasik yöntemlere alternatif olarak geliştirilen likit biyopsi teknolojisi sayesinde kan ve vücut sıvıları üzerinden tümörün genetik yapısına dair kritik veriler toplanabiliyor.

Medipol Bahçelievler Hastanesi Tıbbi Onkoloji Bölümü'nden Doç. Dr. Abdullah Sakin, kanser tanısı ve tedavi yöntemlerinde geleneksel doku biyopsisinin yerini almaya aday olan likit biyopsi hakkında önemli açıklamalarda bulundu.

Sakin, bu yöntemin kan ve benzeri vücut sıvılarından yararlanarak tümörün genetik karakteristiklerine dair hayati bilgiler sunduğunu ifade etti.

Hastane aracılığıyla paylaşılan bilgilerde, likit biyopsinin herhangi bir cerrahi müdahaleye ihtiyaç duymadan tümör yapısı hakkında detaylı bir veri seti sağladığına dikkat çekildi. Doç. Dr. Sakin, genellikle kan numunesi üzerinden gerçekleştirilen ancak gerekli hallerde idrar, beyin omurilik sıvısı, akciğer veya karın içi sıvıların da değerlendirilebildiği bu tekniğin, hem teşhis hem de tedavi planlama aşamalarında doktorlar için rehber niteliği taşıdığını vurguladı.

Kanser tedavisinde genetik haritanın önemi

Likit biyopsi aracılığıyla tümör kaynaklı hücrelerin ve DNA fragmanlarının detaylıca analiz edilebildiğini dile getiren Sakin, konuyla ilgili şu bilgileri paylaştı:

"Bu örneklerde tümör hücresi, tümöre ait DNA ya da tümörden kopmuş parçacıkları inceleyebiliyoruz. Likit biyopsinin en önemli avantajlarından biri de cerrahi girişime gerek kalmadan bilgi sağlaması oluyor. Bazen hastadan doku biyopsisi almak zor ya da riskli olabiliyor. Likit biyopsi sayesinde yalnızca kan örneğiyle bile tümörün genetik haritasını çıkarabiliyoruz. Böylece tümörün akıllı ilaçlara ya da hedefe yönelik tedavilere uygun olup olmadığını değerlendirebiliyoruz."

Hastalığın takibinde ve direnç tespitinde yeni dönem

Tedavi aşamasında tümör yapılarının zaman içerisinde kullanılan ilaçlara karşı savunma mekanizması geliştirerek direnç kazanabildiğini hatırlatan Sakin, likit biyopsi tekniğiyle bu dirence sebebiyet veren moleküler düzeydeki mutasyonların henüz başlangıç aşamasında belirlenebildiğini söyledi.

Yöntemin sadece teşhis anında değil, hastalığın izlenmesi sürecinde de kritik rol oynadığını belirten Sakin, şu ifadeleri kullandı:

"Tümörün gidişatı, nasıl davranabileceği ve ilerleme potansiyeli hakkında da önemli bilgiler elde ediyoruz. Ameliyat olmuş hastalarda kanda dolaşan tümör hücrelerine bakarak tamamlayıcı tedaviye ne kadar ihtiyaç olduğunu anlayabiliyoruz. Tedavisi tamamlanan hastalarda ise erken dönemde nüks gelişip gelişmediğini yine kan analizleriyle tespit etmek mümkün."

Sakin ayrıca, likit biyopsinin belirli kanser türlerinde standart prosedür haline geldiğini, erken teşhis konusundaki bilimsel araştırmaların ise hız kesmeden sürdüğünü ifade etti. Şu aşamada genetik çözümleme, tedavi direnci ve nükslerin erkenden fark edilmesi noktalarında aktif bir kullanım olduğunu, yakın bir gelecekte ise kanserin erken tanısında bu yöntemin çok daha yaygınlaşacağını öngördüklerini aktardı.

REKLAMI KAPAT X