Milli Muharip Uçak KAAN'ın ana motoru çalıştırılmadan önce gereksinim duyduğu tüm enerjiyi üretecek yerli yardımcı güç ünitesinin ilk entegrasyon süreci yıl içerisinde gerçekleştirilecek. Türkiye, havacılık sektörünün her branşında olduğu gibi motor ve güç sistemleri sahasında da global konumunu pekiştirmek amacıyla yoğun bir çalışma yürütüyor. İnsansız hava araçlarından helikopterlere, eğitim uçaklarından beşinci nesil gelişmiş muharebe uçaklarına kadar uzanan geniş bir yelpazede sürdürülen faaliyetler, motor teknolojileri alanında da somut sonuçlar veriyor. Türk savunma sanayisi içerisinde faaliyet gösteren TRMOTOR, hava araçlarına yönelik ana motor ve yardımcı güç sistemleri alanında sürdürülebilir, yerli ve yüksek teknoloji ürünleri sunma vizyonuyla çalışmalarını sürdürüyor. Şirket, savunma sanayisi platformlarının itki ve güç sistemleri ihtiyaçlarında dışa bağımlılığı tamamen sona erdirecek altyapıyı geliştirme ve dünya ölçeğinde rekabetçi bir oyuncu olma hedefiyle ilerliyor. TRMOTOR, gaz türbinli motor teknolojileri ve güç sistemleri alanında tasarım, üretim ve doğrulama kabiliyetlerini ülkeye kazandırmaya odaklanan bir teknoloji merkezi olarak dikkat çekiyor. KAAN'ın kritik sistemlerinde yerli imzası 2017 ile 2021 yılları arasındaki dönemde Türkiye'nin gereksinim duyduğu milli ve özgün güç sistemleri alanında AR-GE ve teknoloji yapılanmasına yönelik önemli roller üstlenen TRMOTOR, 2021 senesinde beşinci nesil Milli Muharip Uçak KAAN için hayati önem taşıyan Yardımcı Güç Ünitesi (APU) ve Hava Türbinli Başlatıcı (ATS) sistemlerinin tasarım ve geliştirme iş paketini bünyesine dahil etti. KAAN uçağının ana motorunun kavramsal tasarım kontratını 2022'de imzalayan kurum, 2024 yılında KAAN'ın kalbi olarak nitelendirilen TF35000 motorunun geliştirilmesi gayesiyle TEI ile bir konsorsiyum anlaşmasına imza koydu. Bu süreç içerisinde TRMOTOR, APU ve ATS çalışmalarını farklı platformlarla uyumlu hale getirmek üzere yeni projeleri de hayata geçirdi. 2025 yılına gelindiğinde, bir yerli platform için yürütülen sistem geliştirme faaliyetlerinde kritik aşamalar başarıyla tamamlandı. Türk Havacılık ve Uzay Sanayiinin yayın organı olan GÖKVATAN dergisinde paylaşılan güncel bilgilere göre, Türkiye'de ilk kez tamamen yerli imkanlarla üretilen APU-60 için ilk entegrasyonun 2026 yılı içerisinde tamamlanması hedefleniyor. APU-60, uçak ana motorlarını devreye almadan evvel gerekli gücü sağlayarak iklimlendirme ve aviyonik sistemlerin çalıştırılması gibi kritik görevleri yerine getirecek. Sistemin test süreçleri devam ederken, KAAN'a yapılacak entegrasyonla beraber Türkiye'nin bu özel alandaki kabiliyet havuzu da ciddi oranda genişlemiş olacak. Operasyonel esneklik ve hızlı hazırlık süreci Yardımcı güç ünitesi olarak tanımlanan APU, hava platformları için vazgeçilmez bileşenler arasında yer alıyor. Ana motorla kıyaslandığında daha küçük ölçekli bir gaz türbinli motor olan APU, ana motorlar henüz çalışmaya başlamadan devreye girerek platformun aviyonik ve elektronik düzeneklerinin enerji ihtiyacını karşılıyor. APU tarafından üretilen basınçlı hava, bir diğer önemli bileşen olan ATS sistemine iletiliyor ve böylece ana motorun çalıştırma prosedürü başlatılıyor. ATS sistemi, aldığı basınçlı hava sayesinde kendi içindeki türbini döndürüyor. Sonrasında ana motorun milini çevirerek ilk dönme hareketini sağlıyor ve motorun tam kapasite çalışması için gerekli olan başlangıç koşulları tesis ediliyor. Harici yer ekipmanlarına olan ihtiyacı asgariye indiren bu sistem bütünüyle operasyonel esnekliği artırırken, uçakların yerde bekleme ve hazırlık sürelerini de kısaltıyor. Bu sayede çok daha bağımsız ve süratli operasyonlar gerçekleştirmek mümkün hale geliyor. Yeni modeller ve stratejik beka vizyonu TRMOTOR, APU-60 modelinin yanı sıra yeni bir yardımcı güç ünitesi üzerinde daha mesai harcıyor. APU-40 adı verilen bu yeni modelin hem uçak hem de döner kanatlı platformlara entegre edilmesi planlanıyor. Bu sayede platformlar için hayati bir ekipman daha yerlileştirilmiş olacak. APU-40 projesinde çekirdek motor entegrasyon işlemleri devam ederken, 2026 yılının ilk çeyreğinde test faaliyetlerine geçilmesi öngörülüyor. Ana motoru çevreleyen tüm alt sistemlerin geliştirilme süreçlerini sistem bütünlüğü odağında değerlendiren şirket; elektrik-kontrol, yağlama, yakıt, ateşleme, aktivasyon, pnömatik ve dişli kutusu gibi yüksek hassasiyet isteyen alanlarda uzmanlığını derinleştirmeye devam ediyor. TRMOTOR Genel Müdürü Osman Saim Dinç, konuya dair yaptığı açıklamalarda motor teknolojilerinin stratejik karakterine vurgu yaptı. Motor teknolojilerinin günümüzde sadece bir mühendislik başlığı olmadığını, aynı zamanda bağımsızlık ve tedarik güvenliğinin kesişim noktası olduğunu belirten Dinç, yerli motor çalışmalarını bir beka meselesi olarak gördüklerini ifade etti. Dinç, bu projelerle Türkiye'nin havacılık motorları teknolojilerinde katalizör etkisi yaratacak bir kabiliyet kazanacağını ve tam bağımsız savunma sanayisi hedefiyle çalışmalarını sürdürdüklerini dile getirdi.