Pluxee Türkiye'den "İş Dünyasında Bağlılığın Yeni Tanımı" raporu

Okuma Süresi: 4 Dakika
Pluxee Türkiye'den
Doviz.com
16.01.2026 12:49

Pluxee Türkiye, iş dünyasındaki çalışan-işveren ilişkilerini mercek altına alarak çalışan deneyimini güncel dinamiklerle yeniden kurgulamak amacıyla hazırladığı "İş Dünyasında Bağlılığın Yeni Tanımı" başlıklı kapsamlı raporunu kamuoyuyla paylaştı.

Şirket tarafından yapılan resmi bilgilendirmeye göre, Ipsos işbirliğiyle dünya genelinde 10 farklı ülkede, çeşitli sektörlerden ve yaş gruplarından 8 bin 700 çalışanın katılımıyla gerçekleştirilen araştırma, 80 farklı çalışanın sunduğu derinlemesine içgörüler ve gerçek yaşam deneyimleriyle desteklenerek hazırlandı. Söz konusu rapor, son yıllarda çalışanların beklentilerinde meydana gelen köklü dönüşümleri tüm çıplaklığıyla gözler önüne seriyor. Profesyonel iş hayatında son dönemde sıkça telaffuz edilen "Sessiz İstifa" ve "Büyük Kopuş" gibi terimlerle ifade edilen süreçlerin aslında birer ayrılık değil, sadakat ve bağlılık kavramlarının modern dünyada yeniden tanımlanması olduğu belirtiliyor. Yapılan araştırmanın sonuçlarına göre, küresel çaptaki çalışanların yüzde 83'lük bir kesimi çalıştıkları kurumu "sevdiğini" ya da şirketine karşı "olumlu duygular beslediğini" ifade ederken, bu oranın Türkiye özelinde yüzde 84 seviyesine ulaştığı görülüyor. Öte yandan çalışanlar, iş yerindeki genel iyi olma hallerini 10 puan üzerinden yapılan bir değerlendirmede ortalama 7,9 puan olarak belirledi.

Dengeli bağlılık kavramı ve değişen değerler

Elde edilen bu somut veriler, çalışan kesimin işlerinden duygusal anlamda kopmadığını, aksine meslekleri ve çalışma alanlarıyla çok daha ölçülü ve dengeli bir bağ tesis ettiğini gösteriyor. Pluxee Türkiye, çalışanların iş yerleriyle olan bu ilişkisini denge, anlam arayışı ve karşılıklı değer üretimi temelleri üzerine inşa ettiği bu yeni durumu "Dengeli Bağlılık" terimiyle literatüre kazandırıyor. Türkiye'deki çalışan profilinin yüzde 54'ü hayat kalitesini artıran en temel unsurun "etrafımda iyi insanlar olması" olduğunu dile getirirken, bu veriyi yüzde 42 ile "kendine vakit ayırabilme" ve yüzde 41 ile "ruhsal ve bedensel olarak iyi hissetme" tercihleri takip ediyor. Katılımcıların yüzde 35'i profesyonel işini yaşamının tam merkezine koyduğunu ifade ederken, yüzde 58 gibi önemli bir çoğunluk "elimden gelenin en iyisini yaparak çok çalışırım" yaklaşımını benimsiyor. Bir iş yerini tercih edilebilir kılan motivasyon kaynakları arasında ise "yüksek ve tatminkar maaş" yüzde 48 ile zirvede yer alırken, "kişisel ihtiyaçlara cevap veren yan haklar" yüzde 36 ile ikinci sıradaki yerini koruyor. Ayrıca çalışanlara yöneltilen "Haftalık olarak fazladan 4 saatiniz olsaydı bunu nasıl değerlendirirdiniz?" sorusuna katılımcıların yüzde 31'i aile ve sevdikleriyle daha çok zaman geçirmek, yüzde 19'u ise spor veya egzersiz yapmak cevabını verdi. Rapor ayrıca, bağlılığın tek bir kalıba sığmadığını, bireylerin hayat evrelerine ve önceliklerine göre farklılık gösteren 8 ayrı profilin mevcut olduğunu da ortaya koydu.

Çalışma hayatında yeni denge ve liderlik yaklaşımları

Rapor sonuçlarına dair görüşlerini paylaşan Pluxee Türkiye Üst Yöneticisi (CEO) Eda Uluca Özcan, çalışanların özel hayatlarındaki bireysel farklılıkları ve ihtiyaçları göz önünde bulunduran kurumların, çalışan deneyimi ve sadakat konusunda çok daha başarılı sonuçlar elde edeceğini dile getirdi. Bireyleri yalnızca iş tanımları ve ofis rolleriyle değerlendirmenin artık günümüz dünyasında karşılığı kalmadığını belirten Özcan, araştırmanın çok sayıda çalışanın özel yaşamı ile iş hayatı arasında yeni bir denge kurduğunu net bir şekilde gösterdiğine dikkat çekti. Bu yeni durumu "Dengeli Bağlılık" olarak adlandırdıklarını ifade eden Özcan, şu değerlendirmelerde bulundu: "Bu yaklaşım, şirketlerle çalışanlar arasındaki ilişkiyi de köklü biçimde yeniden tanımlıyor. Türkiye'de çalışanların yüzde 43'ü için samimi ve destekleyici bir iş ortamı, iş yerinde memnuniyetin en önemli unsuru. Yüzde 40'ı gösterdiği çabanın görülmesini ve takdir edilmesini bekliyor, yüzde 35'i ise özerklik ve karar alma yetkisinin kendileri için kritik olduğunu söylüyor. Bugün bağlılık, sessizce geri çekilmek ya da koşulsuzca adanmak arasında değil, karşılıklı güven ve değer üretimi üzerinde şekilleniyor." Özcan ayrıca, çalışanlarını standart beklentilerle değil de kişisel gereksinimleri ve içinde bulundukları yaşam dönemleriyle anlayabilen yöneticilerin fark yaratacağını vurguladı. Bağlılığı besleyen motivasyonların değiştiğini belirten Özcan, çalışanını sahiden duyan, anlayan ve ona destek olan şirketlerin bu bağı kendiliğinden kuvvetlendirdiğini ekleyerek, amaçlarının bu yeni bağlılık kurallarını karar vericiler için görünür kılmak olduğunu ve insan odaklı, sürdürülebilir bir iş dünyası için çalışmaya devam edeceklerini belirtti.

REKLAMI KAPAT X