Savunma Sanayii Yetenek Yönetimi Zirvesi kapsamında düzenlenen oturumlarda siyasi, ekonomik ve kültürel belirsizliklerin yaşandığı güncel koşullarda yetenek gelişimi, teknolojiye adaptasyon ve stratejik hazırlık süreçleri tüm yönleriyle ele alındı. Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı bünyesindeki Savunma Sanayii Akademi tarafından Milli Yetkinlik Hamlesi vizyonu doğrultusunda organize edilen Savunma Sanayii Yetenek Yönetimi Zirvesi'nin ikinci buluşması gerçekleştirildi. Sheraton Hotel'de devam eden etkinlikte, sektörün geleceğine ışık tutacak önemli başlıklar masaya yatırıldı. Zirvede, Türkiye'nin savunma kapasitesini artırmaya yönelik insan kaynağı stratejileri ve teknolojik dönüşümün getirdiği yeni gereklilikler uzman isimler tarafından değerlendirildi. Geleceğe hazırlık ve belirsizlik yönetimi Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayi Başkan Yardımcısı İhsan Kaya'nın yönetiminde gerçekleştirilen "Belirsizlikten Stratejiye: Geleceğe Hazırlık" başlıklı panelde, küresel çapta hakim olan siyasi, ekonomik ve kültürel belirsizlik ortamlarında yeteneklerin nasıl geliştirileceği ve hızla değişen teknolojiye nasıl uyum sağlanacağı üzerine kıymetli görüşler paylaşıldı. Panelde söz alan Cumhurbaşkanlığı Güvenlik ve Dış Politikalar Kurul Üyesi ve SETA Dış Politikalar Direktörü Prof. Dr. Murat Yeşiltaş, güvenlik mimarisindeki değişimlerin artık geleneksel yöntemlerle yönetilemeyecek bir aşamaya geldiğini ifade etti. Belirsizlik kavramına sosyolojik bir perspektiften yaklaşan Yeşiltaş, şu ifadeleri kullandı: "Belirsizliğin kendisi ve ona yüklediğimiz anlam ve teorik çerçeve de belirsiz hale gelirse o zaman kendisini kontrol edemeyen bir yere doğru gidebiliriz. Belirsizliğin kendisinin bir ideoloji olduğunu da düşünmeye başladım. Belirsizliğin bireysel ölçekte insanları kontrol etmenin bir aracı olmasına dönüşmemesi lazım. Belirsizliğin kendisine de bir mesafe koymamız lazım. Burada bir model inşa etmemiz lazım. Savunma sanayi açısından düşününce de stratejik otonomi kavramının böyle bir ortaklık oluşturduğunu düşünüyorum." Yapay zeka ve yetkinlik dönüşümü Türkiye Yapay Zeka İnisiyatifi Kurucusu Halil Aksu, teknolojik ilerlemenin sadece finansal yatırımlarla veya bütçe ayırarak özümsenemeyeceğine dikkat çekerek, yapay zekanın doğru kullanımının bir uzmanlık gerektirdiğini belirtti. Teknolojiyi ve yapay zekayı doğru kullanmayı öğrenmenin elzem olduğunu vurgulayan Aksu, bu sürecin adeta bir araç sürüşü veya cerrahi robot kullanımı gibi özel bir ehliyete tabi olması gerektiğini savundu. Aksu, konuşmasında şunları kaydetti: "Teknolojiyi ve yapay zekayı da doğru kullanmayı öğrenmeniz gerekiyor. Hatta bunun ehliyeti bile olmalı, aynı bir araç ya da cerrahi robotları kullanmak gibi. İşin yetkinlik geliştirme ve kültür dönüşümü boyutu son derece kritik. Dünyanın karmaşık ve belirsizliğinin had safhaya çıktığı bir döneme giriyoruz. bilgi kirliliğiyle savaşırken de teknik ve yetenek geliştirirken de bu belirsizlik ortamına uyum sağlayabilmek gerekiyor. Dünyaya uyum sağlayabilmek için bugüne kadar öğrendiğimiz birçok şeyi unutmamız ve yeniden öğrenmemiz gerekiyor. Şirketler içerisinde rollerin değişimi ve yetkinliğin gelişimi kaçınılmaz ve faydalı bir şey." Stratejik ortaklık ve rotasyon ihtiyacı Projera Üst Yöneticisi Dinçer Özturan ise belirsizlik döneminin aslında yeni bir olgu olmadığını, yaklaşık 15 yıldır iş dünyasının merkezinde yer aldığını dile getirdi. Şirketlerin bu karmaşık süreçlerle nasıl başa çıkabileceği konusunda danışmanlık verdiklerini belirten Özturan, insan kaynakları, bilgi teknolojileri ve satın alma gibi birimlerin operasyonel birer departman olmaktan çıkıp stratejik birer paydaş haline gelmesi gerektiğini vurguladı. Özturan, konuya dair şu değerlendirmeleri paylaştı: "Biz de şirketlere bu belirsizlikle nasıl başa çıkacakları ile ilgili eğitim veriyoruz. İnsan kaynakları, bilgi teknolojileri, satın alma gibi konularda organizasyonel birimlerin proaktif bir noktaya gelmeleri çok kritik bir nokta. Bu birimlerin kurumlarda operasyonel bir departman olmaktan, stratejik bir partner olmaya evrilmeleri gerekiyor. Bugün belirsizlikle başa çıkmanın en iyi yolu, gelecek günlerini planlayarak, şirket içi ve dışı dinamikleri düzenleyerek ve analitik verileri kullanarak sürekli hazır ve sürekli teyakkuzda olmak." Ayrıca Türkiye'deki yetenek yönetimi süreçlerinde rotasyon eksikliğine değinen Özturan, yerli firmaların aksine küresel devlerin çalışanlarına farklı departmanlarda deneyim kazandırarak yeni beceriler aşıladığını ve bu modelin Türkiye'de de yaygınlaşması gerektiğini ifade etti: "Türkiye'de şirketlerin alışkın olmadığı şey rotasyon. İnsanlar uzun yıllar aynı departmanda çalışıyor. Ancak yurtdışındaki şirketlerde rotasyon çok önemli. Dünya devi şirketlerde hep rotasyon ve yeni beceriler kazandırma yapılıyor."