Yaş meyve-sebzede hedef yeni pazarlarda kalıcı büyüme

Okuma Süresi: 3 Dakika
Yaş meyve-sebzede hedef yeni pazarlarda kalıcı büyüme
Doviz.com
07 Nisan 2026 10:06

Türk yaş meyve ve sebze sektörü küresel talepteki daralma ile iklim değişikliğinin zorlayıcı etkilerine rağmen ihracat pazarlarındaki etkinliğini koruyor. Sektör temsilcileri özellikle maliyet artışları ve teknik engellerle mücadele ederken, yeni dönemde Uzak Doğu ve Körfez ülkeleri gibi alternatif rotalara odaklanarak büyüme stratejilerini güncelliyor.

Türk yaş meyve ve sebze sektörü, küresel ölçekte hissedilen talep daralması ve iklim değişikliğinin üretim süreçleri üzerindeki baskısına rağmen ihracat yolculuğuna devam ediyor.

Kuraklık, ani don olayları ve düzensiz yağış rejimi üretim planlamasını her geçen gün daha zor bir hale getirirken; işçilik, enerji ve lojistik kalemlerinde yaşanan maliyet artışları ihracatçıların uluslararası rekabet gücünü kısıtlıyor.

UYMSİB Başkanı Prof. Dr. Senih Yazgan, 2025 yılının sektör açısından oldukça zorlu bir dönem olduğunu fakat sahip olunan güçlü üretim altyapısı sayesinde ihracat performansının sekteye uğramadığını belirtiyor.

Tarımsal üretim planlamasındaki eksikliklerin sektörün en temel yapısal sorunlarından biri olduğunu vurgulayan Yazgan, baskılanmış döviz kuru ile yükselen girdi maliyetlerinin fiyat rekabetini zorlaştırdığını ifade ediyor.

Özellikle işçilik maliyetlerindeki yükselişin ihracatçı firmalar üzerinde ciddi bir yük oluşturduğunu dile getiren Yazgan, potansiyeli yüksek pazarlara girişteki teknik süreçlerin yavaş ilerlemesinin de büyüme hızını sınırladığını kaydediyor. Uzak Doğu başta olmak üzere birçok ülke ile zirai karantina protokollerinin henüz tamamlanmadığını hatırlatan Yazgan, bu süreçlerin sonuçlanması halinde Türkiye’nin mevcut ürün çeşitliliğiyle ihracat rakamlarını çok daha hızlı yukarı çekebilecek kapasiteye sahip olduğunu dile getiriyor.

İhracat pazarlarında karşılaşılan teknik engeller ve diplomatik çözüm arayışları

Türk yaş meyve ve sebze ihracatı, bazı geleneksel pazarlarda çeşitli teknik bariyerlerle karşı karşıya kalıyor.

Özellikle Almanya ve Avusturya pazarlarında uygulanan denetim mekanizmalarına dikkat çeken Yazgan, 2025 sezonunda bazı sevkiyatların bilimsel dayanaktan uzak fiziksel analizler neticesinde "renk bozulması" gerekçesiyle bloke edildiğini açıklıyor. Doğal üretim koşullarında yetişen ürünlerin bu tip sübjektif gerekçelerle durdurulmasının hem dış ticareti hem de üretici gelirini doğrudan olumsuz etkilediğini belirten Yazgan, ihracat yapılan ülkelerle bilimsel temelli denetim mekanizmalarının güçlendirilmesi gerektiğini savunuyor. Ürün bazlı gıda kodeksleri üzerinden daha etkin ve sonuç odaklı diplomatik temaslar kurulması sektör paydaşları tarafından zorunlu görülüyor.

Uzak doğu ve körfez pazarlarına yönelik yeni stratejik hamleler

Önümüzdeki süreçte Avrupa pazarındaki mevcut kazanımları korurken yeni coğrafyalarda kalıcı bir yer edinmek temel hedef olarak belirleniyor. Rusya pazarında yeniden ivme yakalamayı amaçlayan sektör; Hindistan, Malezya, Singapur ve Çin gibi ülkelerde yeni ihracat kanalları açmak için çalışmalarını sürdürüyor.

Belirlenen bu yol haritasının sadece pazar çeşitlendirmesinden ibaret olmadığını vurgulayan Yazgan, lojistik maliyetleri aşağı çekecek yatırımlar, güçlü soğuk zincir halkası ve ürün kayıplarını minimize eden modern sistemlerin de öncelikli gündem maddeleri arasında yer aldığını paylaşıyor. Bursa Siyah İnciri’nin uluslararası pazarlarda stratejik bir değer taşıdığına işaret eden Yazgan, bu ürünün hem ticari hem de tarımsal itibar noktasında özel bir konumu bulunduğunu aktarıyor.

Sektörün geleceği için sürdürülebilir politikalar ve üretim planlaması

Tarım sektöründe kalıcı başarılara imza atılabilmesi için öngörülebilir ve istikrarlı politikaların uygulanması hayati önem taşıyor. Ani şekilde hayata geçirilen ihracat yasakları ve öngörülemeyen yasal düzenlemelerin, dış pazarlarda yıllar süren emeklerle kurulan ticari ilişkileri zedelediği ifade ediliyor. Karar alma süreçlerinde sektör temsilcileriyle daha güçlü istişare mekanizmalarının işletilmesinin gerekliliğine değinen Yazgan; kısa, orta ve uzun vadeli üretim planlamasının artık ertelenemez bir ihtiyaç olduğunu belirtiyor.

Yeni dönemde iklim dostu üretim teknikleri, karbon ayak izini minimize eden lojistik modeller, organik tarım ve sertifikalı uygulama örnekleriyle Türk yaş meyve ve sebze sektörünün dünya pazarlarında çok daha güçlü bir konuma ulaşacağı öngörülüyor. Bursa merkezli ürünlerin küresel marka değerini artırmaya yönelik çalışmaların kararlılıkla sürdürüleceği kaydediliyor.

REKLAMI KAPAT X