Yük mühendisliği sektörü İstanbul'da bir araya gelecek

Okuma Süresi: 3 Dakika
Yük mühendisliği sektörü İstanbul'da bir araya gelecek
Doviz.com
15.01.2026 14:11

Yük mühendisliği dünyasının önemli aktörleri, 7-9 Nisan tarihleri arasında gerçekleştirilecek olan LES-EXPO 2026 Avrupa-Asya-Afrika Yük Mühendisliği Hizmetleri Fuarı kapsamında bir araya gelecek.

Yük Mühendisliği Birliği tarafından servis edilen bilgilere göre, İstanbul Fuar Merkezi'nin ev sahipliği yapacağı bu dev organizasyonda, sektörün sürdürülebilirlik vizyonu, dijitalleşme hamleleri ve küresel enerji dönüşümündeki kritik rolü kapsamlı bir şekilde ele alınacak.

LES-EXPO 2026 etkinliğinin üç farklı kıtadan 200'den fazla katılımcı şirketi ve 10 binin üzerinde sektör profesyonelini aynı çatı altında buluşturması hedeflenirken, fuarın yaklaşık 10 milyon avro seviyesinde bir ekonomik katma değer yaratması öngörülüyor.

Enerji dönüşümünde yük mühendisliğinin stratejik önemi

Yük Mühendisliği Birliği Başkanı Ahmet Altunkum, konuya dair paylaştığı görüşlerinde enerji dönüşümünün sadece üretim teknolojileriyle sınırlı kalmayacağını, yük mühendisliğinin bu sürecin temel fakat genellikle geri planda kalan en önemli unsurlarından biri olduğunu vurguladı.

Bir rüzgar türbininin veya enerji depolama ünitesinin kurulum sahasına ulaştırılmasının başlı başına ileri düzey bir mühendislik operasyonu gerektirdiğini belirten Altunkum, şu ifadeleri kullandı:

"Yük mühendisliği, yatırımların karbon hedefleriyle uyumlu, güvenli ve zamanında hayata geçirilmesini sağlayan temel altyapıdır. Bugün rüzgar enerjisi projelerinde kullanılan kanat uzunlukları 100 metreyi, kule ağırlıkları 1500 tonları aşarken, offshore projelerde tek parça modüllerin ağırlığı 2-4 bin ton seviyelerine ulaşıyor. Bu ölçekteki yükler klasik yöntemlere nazaran detaylı mühendislik hesapları, dijital simülasyonlar ve özel ekipmanlar kullanılarak taşınıyor."

Dijital simülasyonların çevresel etki üzerindeki gücü

Sektör temsilcisi Altunkum, yük mühendisliği faaliyetlerinin kendi iç işleyişinde de düşük karbon salımı ve temiz enerji kullanımı standartlarına entegre olduğunu ifade etti.

Bir rüzgar santralinin ekolojik ayak izinin sadece ürettiği enerjiyle değil, montaj aşamasındaki planlamayla da doğrudan ilişkili olduğunu kaydeden Altunkum, fosil yakıt tüketimi düşük ekipmanların ve optimize edilen güzergahların önemine değindi.

Dijital simülasyonların saha denemelerini azaltarak zaman ve enerji tasarrufu sağladığını, ağır kaldırma operasyonlarının geçmişe oranla yüzde 5 ile 10 arasında daha az yakıtla tamamlanabildiğini aktardı.

Operasyonel verimlilik ve karbon salımında kritik tasarruf

Doğru mühendislik planlaması sayesinde tek bir projede ortalama 20 ile 80 ton arasında karbon salımının engellenebildiğine dikkat çeken Altunkum, yeni nesil vinçler ve modüler taşıyıcıların verimliliği artırdığını belirtti.

Bu teknolojik dönüşümün yük mühendisliğini enerji geçişinde hızlandırıcı bir güç konumuna getirdiğini söyleyen Altunkum, özellikle deniz üstü rüzgar projelerindeki karmaşıklığa işaret etti. Hatalı mühendislik hesaplamalarının maliyet ve çevresel risk doğurabileceğini, Türk firmalarının ise bu zorlu offshore projelerinde küresel standartlarda çözümler sunarak uluslararası arenada rekabet etmesinin beklendiğini ifade etti.

Sektörün 50 milyar dolarlık büyüme potansiyeli

Türkiye'deki yük mühendisliği hizmetlerinin hem operasyonel gücü hem de ekonomik büyüklüğüyle stratejik bir noktada durduğunu belirten Altunkum, sektörün mevcut 15 milyar dolarlık hacminin önümüzdeki on yıllık süreçte 50 milyar dolara çıkabileceğini öngörüyor.

Sürdürülebilirliğin kendileri için sadece iş hacmini büyütmek değil, her bir projeyi daha kısıtlı kaynakla, maksimum güvenlik ve minimum çevresel etkiyle sonuçlandırmak olduğunu vurgulayan Altunkum, sektörün riskleri azaltarak büyüme mecburiyetinde olduğunu dile getirdi.

REKLAMI KAPAT X