Orta Doğu’daki çatışmalar, Hürmüz Boğazı’nın kapanması ve bölgedeki gübre tesislerinin durması nedeniyle çiftçileri artan gübre ve yakıt maliyetleriyle karşı karşıya bıraktı. ABD, yerli üretim kapasitesine sahip olmasına rağmen gübre ihtiyacının önemli bir bölümünü dış kaynaklardan karşılıyor ve bölgedeki savaşın etkisiyle fiyatlarda hızlı bir tırmanış gözleniyor. Analist verileri, New Orleans ithalat merkezinde Cuma günü 516 dolar seviyesinde olan gübre fiyatının Perşembe günü itibarıyla 683 dolara yükseldiğini ortaya koyuyor. Basra Körfezi'ndeki kapalılık halinin sürmesi ve sevkiyatların bahar ekim dönemine yetişememesi durumunda maliyetlerin daha da katlanacağı öngörülüyor. StoneX bünyesinde görev yapan analist Josh Linville, mevcut durumu değerlendirirken "Kelimenin tam anlamıyla, bu yılın hiçbir döneminde bundan daha kötü bir zamanda olamazdı." ifadelerini kullanıyor. Üretim tercihlerinde değişim ve arz kesintileri Gıda ve Tarım Politikası Enstitüsü uzmanı Seth Meyer, çiftçilerin artan maliyetler karşısında ekin tercihlerini ve gübre kullanım stratejilerini revize edebileceğini belirtiyor. Meyer, üreticilerin yoğun azotlu gübre gereksinimi duyan mısır ekiminden uzaklaşabileceğini ya da uygulama oranlarını aşağı çekebileceğini dile getiriyor. Ortadoğu kaynaklı sevkiyatlar, yalnızca Hürmüz Boğazı'ndaki geçiş riskleri nedeniyle değil, üretim sahalarındaki aksaklıklar sebebiyle de daralıyor. Qatar Energy, LNG tesislerine yönelik saldırılar neticesinde doğalgaz besleme kaynağını kaybedince dünyanın en büyük tek saha üre tesisinde üretimi durdurmak zorunda kaldı. Bölgenin genelinde kükürt üretimi de benzer şekilde geriledi. Küresel arzın kritik bir kısmının kaybedildiğini belirten Linville, "Bu durum nedeniyle küresel arzın önemli bir kısmını kaybettik." diyerek tabloyu özetliyor. Asya pazarlarında tedarik sıkışıklığı Hindistan, üre ve fosfatlı gübre ihtiyacının yüzde 40'tan fazlasını Ortadoğu'dan temin ettiği için krizden doğrudan etkilenen ülkeler arasında yer alıyor. İthalat kanallarındaki tıkanıklık, Hindistan'ın yerel üretimini de sekteye uğratıyor. Yeni Delhi merkezli sanayi yetkilileri, Katar'dan sağlanan LNG tedarikinin düşmesiyle üç büyük fabrikanın üre üretimini kısmak zorunda kaldığını bildiriyor. Kısa vadede üre ve diammonyum fosfat arzında ciddi bir daralma bekleniyor. Küresel piyasalar, İran merkezli çatışmalar öncesinde de Çin'in ihracat kısıtlamaları ve Avrupa'daki üretim kesintileri nedeniyle baskı altında bulunuyordu. Üre fiyatlarında savaş öncesine kıyasla ton başına yaklaşık 80 dolarlık bir artış yaşandığı kaydediliyor. Ürün / Bölge Bağımlılık / Artış Oranı Hindistan Üre ve Fosfat İthalatı (Ortadoğu Payı) %40'tan fazla Çin Kükürt İthalatı (Ortadoğu Payı) %50'den fazla Endonezya Tedarik (Ortadoğu Payı) Yaklaşık %70 Üre Fiyat Artışı (Savaş Öncesine Göre) Ton başına 80 dolar Gelecek dönem fiyat tahminleri Tüccarlar, Çin'in kükürt ihtiyacının yarısından fazlasını, Endonezya'nın ise yaklaşık yüzde 70'ini bu bölgeden karşıladığını hatırlatırken piyasada hazır kargo bulmanın imkansız hale geldiğine dikkat çekiyor. Bir Çinli kükürt tüccarı, sahadaki durumu "Şu anda hazır spot kargo bulmak gerçekten çok zor. Hiçbir yerde spot kargo yok." sözleriyle tanımlıyor. Morningstar analisti Seth Goldstein, piyasaların uzun vadeli bir savaş senaryosunu henüz fiyatlamadığını savunuyor. Azot fiyatlarının iki katına çıkabileceği, fosfat fiyatlarının ise yüzde 50 oranında artabileceği öngörülüyor. Risklerin devam etmesi durumuna değinen Goldstein, "Arz şoku birkaç haftadan uzun sürerse, fiyatların Rusya-Ukrayna çatışmasının başladığı 2022'deki zirvelere dönmesine şaşırmam." uyarısında bulunuyor.