ASO'da Türkiye'nin yer altı zenginlikleri ele alındı

Okuma Süresi: 4 Dakika
ASO'da Türkiye'nin yer altı zenginlikleri ele alındı
Doviz.com
11 Şubat 2026 15:49

Türkiye'nin yer altı zenginlikleri ve madencilik sektörünün ekonomik potansiyeli Ankara'da düzenlenen zirvede ele alındı.

Ankara Sanayi Odası (ASO) ve Ankara Ticaret Odası (ATO) işbirliğiyle gerçekleştirilen "ASO-ATO Maden Zirvesi: Sektör Buluşması", Ankara Sanayi Odası Meclis Salonu'nda yapıldı. Zirveye katılan oda başkanları, Türkiye'nin stratejik madenlerdeki güçlü konumu, ihracat rakamları ve yer altı kaynaklarının sanayi ile entegrasyonu konularında önemli değerlendirmelerde bulundu.

ATO Başkanı Gürsel Baran, madenciliğin insanlık tarihi için en eski ve temel sektörlerden biri olduğunu vurguladı. Yer altı kaynaklarının değerlendirilmesinin uygarlığın gelişmesine ve kalkınmaya temel oluşturduğunu belirten Baran, savunmadan enerjiye kadar pek çok alana girdi sağlayan sektörün milli güvenlik açısından stratejik önem taşıdığını ifade etti.

Türkiye'nin jeopolitik yapısı sayesinde yer altı zenginlikleri bakımından avantajlı olduğunu söyleyen Baran, "Türkiye, maden çeşitliliği açısından dünyada ilk sıralarda yer alıyor. Bor, mermer, trona, feldspat, barit, alçı taşı ve krom gibi birçok endüstriyel ve stratejik madende dünya ölçeğinde güçlü bir konuma sahibiz. Bunun yanı sıra altın, gümüş, bakır, nikel, demir ve çinko gibi stratejik madenler açısından da önemli bir potansiyelimiz söz konusu. Madencilik sektörü, 2025 yılı itibarıyla 6,2 milyar dolar ihracat gerçekleştirerek, ülkemiz ekonomisine önemli katkı sağladı." dedi.

Ekonomiye kazandırılmayı bekleyen 3,5 trilyon dolarlık kaynak

Sektörün ekonomik büyüklüğünün 2024 yılında 400 milyar lirayı aştığını ve günümüzde 500 milyar lira seviyesine ulaştığını kaydeden Baran, madenciliğin yaklaşık 150 bin kişiye doğrudan istihdam sağladığı bilgisini paylaştı.

Türkiye'nin ekonomiye kazandırılmayı bekleyen 3,5 trilyon dolarlık kaynağa sahip olduğuna dikkat çeken Baran, şu ifadeleri kullandı:

"Maden kaynaklarımızı mamul hale getirebilsek, katma değer kazandırıp ihracat gelirlerimizi artırabiliriz. Ham madde ihracatçısı bir ülkeden, ileri işleme teknolojileriyle nihai ürün üreten ve ihraç eden bir yapıya geçmek, madencilikte gerçek sıçramayı sağlayacak en önemli yoldur. Bor madeninde, dünya rezervlerinin yüzde 70'inden fazlasına sahip bir ülkeyiz. Altında, nadir toprak elementlerinde, kromdan barite, feldspattan tronaya kadar pek çok stratejik alanda güçlü bir portföye sahibiz."

Eskişehir'de tespit edilen 694 milyon tonluk nadir toprak elementleri sahasının Türkiye'nin potansiyelini açıkça gösterdiğini dile getiren Baran, bu elementlerin savunma sanayisinden uzay teknolojilerine kadar kritik alanlarda kullanıldığını belirtti. Küresel ölçekte söz sahibi olabilmek için kamu, özel sektör ve akademi işbirliğinin önemine değindi.

Sanayi entegrasyonu ve yeşil dönüşümde madenlerin rolü

ASO Başkanı Seyit Ardıç, madenciliğin sadece ham madde üretimi olmadığını, teknolojik ivmenin bu sektöre stratejik bir derinlik kattığını vurguladı.

Yazılımların ve ileri teknolojilerin çalışabilmesi için metallere ve madenlere ihtiyaç duyulduğunu anlatan Ardıç, yeşil dönüşüm süreciyle birlikte madenciliğin öneminin arttığını söyledi. Bir elektrikli aracın üretimi için benzinli araçtan 4 kat daha fazla bakır gerektiğini, rüzgar türbinleri için tonlarca çelik kullanıldığını belirten Ardıç, kaynakların çevreyle uyumlu ve yüksek katma değerli şekilde değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.

Avrupa pazarının ham madde bağımlılığını azaltma hedefleri doğrultusunda Türkiye'nin stratejik bir eşikte durduğunu söyleyen Ardıç, "Ham madde sat, bitmiş ürünü al" yaklaşımıyla rekabet edilemeyeceğini, değerin sanayi entegrasyonuyla oluşacağını dile getirdi. Ardıç, bor madeninin bu konuda en güçlü örnek olduğunu hatırlatarak, "Eti Maden verilerine göre, dünya bor rezervlerinin yüzde 73'üne sahibiz. Bu rakam, camdan seramiğe, temizlikten tarıma, metalurjiden enerji teknolojilerine uzanan geniş bir sanayi ekosistemi potansiyeli demek." değerlendirmesinde bulundu.

Ankara'nın maden işleme ve teknoloji merkezi olma potansiyeli

Sektörün önündeki izin süreçleri, mevzuat öngörülebilirliği, ÇED uygulamaları ve finansmana erişim gibi konuların önemine değinen Ardıç, Ankara'nın mevcut imalat altyapısıyla madenin katma değere dönüşmesinde doğal bir merkez olduğunu vurguladı.

Hedeflerinin yatırım teşvikleri ve kümelenme ile üretim zincirini büyütmek olduğunu belirten Ardıç, şunları kaydetti:

"Ankara, güçlü imalat altyapısıyla, makine-teçhizat, savunma, elektronik ve ileri malzeme ekosistemiyle, madenin yüksek katma değere dönüşmesinde doğal bir merkez olma potansiyeline sahip. Burada hedefimiz, zenrichleştirme, rafinasyon, kimyasal dönüşüm ve ileri malzemeye giden zinciri, yatırım teşvikleri ve kümelenme yaklaşımıyla büyütmektir. Çevre standartları artık sonradan uyum başlığı değil, finansmana erişimin, ihracat pazarlarının ve kurumsal itibarın şartıdır. ÇED süreçlerinin bilimsel, şeffaf, tutarlı ve zaman yönetimi güçlü bir çerçevede yürümesi hem yatırımcıyı hem toplumu korur. Ayrıca iş sağlığı ve güvenliği konusunda, toleransımız yok. Sıfır kaza hedefi, maliyet kalemi değil güvenliğin ve sürdürülebilirliğin temelidir."

İLGİLİ HABER Türkiye, altın madenciliğinden ne kadar kazanıyor? Erzincan'da yaşanan facianın ardından Türkiye'de altın madenciliği faaliyetinden elde edilen gelir kamuoyunun en çok merak ettiği soruların başında geliyor. Peki, Türkiye'de altın madenciliğinin üretim miktarı ne kadar? İşte detaylar..
REKLAMI KAPAT X