Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kabine toplantısının ardından yaptığı açıklamada, İran savaşıyla başlayan krizin akaryakıt fiyatlarından enflasyona, tedarik zincirlerinden küresel refaha kadar birçok alanda ağır sonuçlar doğurduğunu belirterek "Bu iş tahammül sınırlarını aşmış durumda" dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın başkanlığındaki Kabine toplantısı sona erdi. Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ndeki toplantı yaklaşık 2 saat sürdü. Toplantının ardından kameraların karşısına geçen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Kabinemizde yaptığımız istişarelerin ve aldığımız kararların ülkemiz, milletimiz ve geleceğimiz için hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum. Sözlerimin hemen başında, Çorlu ilçemizde dün meydana gelen asayiş olayına müdahale ederken şehit düşen polis memurlarımız Erkan Tütüncüler ve Emrah Koç'a Allah’tan rahmet niyaz ediyorum. Şehitlerimizin kederli ailelerine, yakınlarına, Türk Polis Teşkilatımıza ve aziz milletimize başsağlığı diliyorum. Yine bugün öğleden sonra Mersin Tarsus’ta yaşanan menfur silahlı saldırıda vefat eden 6 insanımıza Allah’tan rahmet, tedavileri devam eden 8 yaralımıza acil şifalar temenni ediyorum. Kıymetli vatandaşlarım, sizlerin de takip ettiği gibi 28 Şubat’ta İran’a yönelik saldırılarla başlayan krizin artçı sarsıntıları birçok alanda devam ediyor. Akaryakıt fiyatlarında dengenin halen sağlanamadığı, enflasyonun dünyanın pek çok ülkesinde tırmanışa geçtiği, tedarik zincirlerindeki kırılmaların henüz tamir edilemediği, Hürmüz Boğazı'ndaki tıkanıklığın aşılamadığı çok katmanlı bir belirsizlikle karşı karşıyayız. Dünyayı adeta bir tsunami gibi vuran bu şok dalgasının yol açtığı tahribatın boyutları tam olarak kestirilemiyor. Sıcak paraya hükmeden bir avuç vahşi kapitalist; Afrika’dan Asya’ya, Amerika’dan Latin Amerika’ya milyarlarca insanın boğazındaki lokmayı adeta gasp ederek palazlanmakta, servetlerine servet katmaktadır. Orta ve alt gelir grubunun sofrasındaki ekmek giderek küçülürken bunların hesap cüzdanları her gün kabarmaktadır. Şurası bir gerçek ki, her savaş kendi ekonomisini üretir. Yani her savaşın kazananları ve kaybedenleri olur. Fakat İran savaşıyla bu iş tahammül sınırlarını aşmış, küresel ekonomik refah açısından tahripkar boyutlara ulaşmıştır. "Her zaman söylediğimiz gibi başka Türkiye yok" Hatırlatmak isterim ki bölgemizin ateş çemberinden geçtiği, gelişmiş ülkeler dahil kimsenin önünü göremediği, küresel sistemde yeni bir denklemin kurulduğu bir dönemde muhalefet de en az bizim kadar duyarlı hareket etmek, yerli ve milli bir duruş sergilemek durumundadır. Kürsülerde söylenen sözün, ekranlarda verilen mesajın, sosyal medyadaki kesilen ahkamların kime yaradığı, kime hizmet ettiği çok iyi hesaplanmalı, ülkenin menfaatine olup olmadığının muhasebesi çok iyi yapılmalıdır. Her zaman söylediğimiz gibi başka Türkiye yok. 86 milyon olarak bizim bu cennet ülkeden başka vatanımız yok. Muhalefet ediyorum bahanesinin arkasına saklanarak kimsenin buna zarar vermeye, Türkiye'deki istikrar ve güven ortamına gölge düşürmeye, ülkemizin çıkarlarına darbe vurmaya da hakkı yok. Siyasi yelpazenin hangi kanadında olursak olalım hepimiz önce milletim önce memleketim ilkesi ile hareket etmek mecburiyetindeyiz. Sevgili vatandaşlarım, burada bir hakikatin altını tekrar önemle çizmek istiyorum. Dünyamız globalleşirken sorunlar, krizler, fırsatlar da küresel bir boyut kazanmakta, kelebek etkisi denilen gerçeklikle herkes yüzleşmektedir. Mesafelerin anlamını yitirdiği bu yeni dünyada artık hiç kimse yeryüzünün bir başka noktasında yaşananlara bigane kalma lüksüne sahip değildir. Tabiri caizse günümüzde Orta Doğu'daki bir ülke hapşırdığında Latin Amerika veya Asya'daki bir ülke kolayca nezle olabilmektedir. Hatırlayın, 2008'deki mortgage krizinin tüm dünyaya yayılması sadece birkaç hafta aldı. Rusya Ukrayna Savaşı'nın sebep olduğu gıda kıtlığı en çok Afrika ülkelerini vurdu. COVID-19 salgınının kısa sürede nasıl küresel bir sağlık krizine, daha sonra da ekonomik, siyasi ve sosyal krize evrildiğine hep beraber şahit olduk. Her koyunun kendi bacağından asıldığı günler artık geride kalmıştır. Küresel ekonomi ile bütünleşmiş her ülke gibi bizler de dışarıdaki olumlu olumsuz her hadiseden bir şekilde etkileniyoruz. Özellikle bölgemizdeki ateşin alevi olmasa dahi maalesef dumanı bize de ulaşıyor, bize de sirayet ediyor. Ama biz gerek 23 yıldır ekonomiden yatırımlara, güvenlikten enerjiye, ticaretten turizme her alanda attığımız adımlar, gerekse vakitlice aldığımız tedbirler sayesinde bunu diğer ülkelere nispetle asgari düzeyde tutuyoruz. Mesela gübreden enerji tedarikine, savunma yeteneklerinden ulaştırmaya süratle hayata geçirdiğimiz önlemlerle en sıkıntılı günleri suhuletle atlattık. Türkiye'yi savaşa çekme tuzaklarına karşı soğukkanlılığımızı ilk günden itibaren muhafaza ettik. Ayrıca müzakere, diyalog ve diplomasiyi önceleyen barışçıl politikamızla gerilimin düşürülmesi, sükunetin tekrar sağlanması için gayret gösterdik. Bölgedeki Türk ve Kürt kardeşlerimizle diyaloğumuzu daha da artırarak istikrarsızlığı derinleştirecek oyunların bozulmasına katkı sağladık. "Avrupalı devletler Türkiye ile daha farklı ilişkiler kurmanın yollarını arıyor" Türkiye'nin bölgesel çatışma ve krizleri yönetmedeki becerisi bu süreçte bir kez daha görülmüştür. Etrafımızı kuşatan istikrarsızlığa rağmen Türkiye bölgesinin istikrar adası olarak temayüz etmiştir. Her ne kadar savaş öncesi döneme dönüş biraz zaman alacak olsa da ülkemiz eskisinden çok daha güçlü bir şekilde yoluna devam edecektir. Değerli basın mensupları, bunun işaretlerini şimdiden görebiliyoruz. Uluslararası yatırımcıların ülkemize yönelik ilgisi günden güne artıyor. Avrupalı devletler Türkiye ile daha farklı ilişkiler kurmanın yollarını arıyor. Savunma sanayisinde dünyanın gündemindeyiz Yıllarca bizi yok sayanlar, bizi hafife alanlar, bize hasta adam muamelesi yapanlar Türkiye'nin başarıları karşısında hayranlıklarını gizleyemiyor. Türk savunma sanayisi tüm dünyanın gıpta ile takip ettiği bir seyir izliyor. En son Saha Expo 2026'da buna bir kez daha bizzat şahitlik ettik. Beşincisi düzenlenen Saha 2026 savunma sanayi alanında Türkiye'nin sahip olduğu yeteneklerin ve vizyonun ortaya konulmasına vesile oldu. Dünyanın 120 ülkesinden 1700'ü aşkın firmanın iştirak ettiği fuarda 200'den fazla yeni ürün tanıtıldı. 8 milyar dolarlık iş hacmine ulaşıldı. Bu rakamın 6 milyar dolarlık kısmını ihracata yönelik anlaşmalar oluşturdu. 50 farklı ülkenin katılımı ile gerçekleştirdiğimiz Efes 2026 tatbikatımız dostlarımıza güven hasımlarımıza korku veriyor. Sadece savunma sanayi ve askeri alanda adından söz ettiren değil, Türk dünyası ile ilişkilerinde de tarih yazan bir Türkiye gerçeği var.” [news_id:872311]