Bain & Company'nin COP31 öncesinde hazırladığı "Türkiye'nin Net-Sıfır Dönüşümü: Kapasite Artışı, Sektörel Dönüşüm Hızının Önüne Geçti" raporuna göre Türkiye'nin 2053 net sıfır hedeflerine ulaşabilmesi için 500 milyar doların üzerinde yatırım gerekiyor.
Dünyanın önde gelen yönetim danışmanlığı şirketlerinden Bain & Company tarafından hazırlanan “Türkiye’nin Net-Sıfır Dönüşümü: Kapasite Artışı, Sektörel Dönüşüm Hızının Önüne Geçti” raporu, Türkiye’nin net sıfır hedeflerine ulaşma yolculuğunda yeni bir aşamaya girdiğini ortaya koydu.
Bain & Company İstanbul Ofisi Yönetici Ortağı Onur Candar, Bain & Company İstanbul Ofisi Finansal Hizmetler Ortağı Onur Kayahan ve Bain & Company İstanbul Ofisi Yardımcısı Ortak Yiğit Kılınç imzasını taşıyan rapor, Antalya’da düzenlenecek COP31 kapsamında paylaşılacak.
Rapora göre, son yıllarda enerji dönüşümüne ilişkin tartışmalar büyük ölçüde yenilenebilir enerji kapasitesinin artırılmasına odaklanırken, bugün asıl zorluk temiz enerji üretimini artırmanın ötesine geçerek enerji talebinin dönüştürülmesi ve sistem entegrasyonunun sağlanması olarak öne çıkıyor. Türkiye’nin net sıfır hedeflerine ulaşabilmesi için artık yalnızca daha fazla temiz enerji üretmesi değil, aynı zamanda bu enerjinin sanayi, ulaşım, binalar ve diğer ekonomik faaliyet alanlarında etkin kullanımını sağlayacak yapısal dönüşümü hızlandırması gerekiyor.
Türkiye, enerji alanında son yılların en dikkat çekici dönüşümlerinden birini yaşadı. Son on yıllık dönemde rüzgâr ve güneş enerjisindeki büyüme, doğal gaz kaynaklı elektrik üretiminin yaklaşık 28 TWh azalmasını sağladı. Buna karşın artan enerji talebini karşılamak amacıyla kömür kaynaklı üretim yaklaşık 32 TWh yükseldi. Sonuç olarak fosil yakıtların toplam elektrik üretimindeki payı düşse de mutlak üretim seviyesi büyük ölçüde değişmedi. Bu durum, temiz enerji yatırımlarının tek başına fosil yakıtlı elektrik üretimini azaltmaya yetmediğini ve enerji talebinin de dönüştürülmesi gerektiğini ortaya koyuyor.
Rapor, Türkiye'nin karşı karşıya olduğu bir diğer kritik gerçeğin enerji bağımlılığı olduğunu gösteriyor. Ülke, 2025 yılında enerji ihtiyacının yaklaşık yüzde 69'unu net enerji ithalatıyla karşılarken, yaklaşık 47 milyar dolarlık net enerji ticaret açığı verdi. Yerli enerji üretimi veya enerji verimliliği yoluyla ikame edilen her ithal fosil yakıt, Türkiye'nin dış dengesinde kalıcı iyileşme anlamına geliyor.
"Asıl zorluk şimdi başlıyor"
Bain & Company İstanbul Ofisi Yönetici Ortağı Onur Candar, “Türkiye’nin Net-Sıfır Dönüşümü: Kapasite Artışı, Sektörel Dönüşüm Hızının Önüne Geçti” raporuna ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı:
"Türkiye, temiz enerjiyi büyük ölçekte hayata geçirebileceğini kanıtladı. Ancak asıl zorluk şimdi başlıyor: fabrikaların, binaların ve araçların bu temiz enerjiye geçişini sağlamak ve bu yatırımları finanse edilebilir hale getirmek. Türkiye’nin 2025 yılında yaklaşık 47 milyar dolarlık net enerji ticaret açığı verdiği düşünüldüğünde, ithal edilen her birim yakıtın yerli üretim veya enerji verimliliğiyle ikame edilmesi ülkenin dış dengesini kalıcı olarak güçlendirecektir. Bu da dönüşümü hem ekonomik hem de çevresel bir gerekçe haline getiriyor.”
Türkiye'nin toplam enerji tüketiminin yaklaşık yüzde 80'i sanayi, ulaşım ve konutlardan kaynaklanıyor. Bu nedenle net sıfır dönüşümünün başarısı büyük ölçüde bu üç sektörde atılacak adımlara bağlı olacak.
Rapora göre dönüşümün önündeki en büyük engel ise finanse edilebilirlik konusu. Türkiye’nin 2053 yılına kadar net sıfır dönüşümü için 500 milyar doların üzerinde yatırım ihtiyacı bulunuyor. Bunun 210-270 milyar dolarlık kısmı enerji sektöründen kaynaklanıyor ve enerji üretimi yatırımların en kolay finanse edilebildiği alan konumunda yer alıyor. Buna karşılık binalar (80-200 milyar dolar), sanayi (70-80 milyar dolar), karayolu taşımacılığı (35-50 milyar dolar) ve tarım (25-40 milyar dolar) finanse edilebilirlik açısından çok daha zorlu alanlar olarak karşımıza çıkıyor. Bu yatırımların önemli bölümü ya yüksek hacimli ancak düşük tutarlı işlemlerden ya da yerel ölçekte örneği bulunmayan büyük ve karmaşık projelerden oluşuyor. Ayrıca çoğu zaman getirileri doğrudan gelir yaratmaktan çok maliyetlerin azalmasına dayanıyor. Geri dönüş süreleri yerel kredi vadelerinden daha uzunken, kullanılan ekipmanların önemli bir kısmı döviz cinsinden fiyatlanıyor.
Dönüşümün başarısını finansmana erişim belirleyecek
Rapora göre Türkiye'nin 2053 net sıfır hedeflerine ulaşabilmesi için 500 milyar doların üzerinde yatırım sermayesine ihtiyaç duyuluyor. Bu yatırımın 210-270 milyar dolarlık bölümü enerji sektörüne yönelik olurken, geri kalan kısmı sanayi, ulaşım, binalar ve tarım sektörlerine yönlendirilecek.
Ancak dönüşümün önündeki en büyük engelin teknoloji değil finanse edilebilirlik olduğu vurgulanıyor. Güneş enerjisi, rüzgâr, enerji depolama sistemleri, ısı pompaları ve elektrikli araçlar gibi temel teknolojiler artık ticari olgunluğa ulaşmış durumda. Buna rağmen projelerin hayata geçebilmesi için uzun vadeli finansman mekanizmalarına ihtiyaç duyuluyor.
Bain & Company İstanbul Ofisi Finansal Hizmetler Ortağı Onur Kayahan, dönüşümün finanse edilebilirliği hakkındaki değerlendirmesinde şu ifadelere yer verdi:
“Türkiye’nin 2053 yılına kadar 500 milyar doların üzerinde dönüşüm yatırımına ihtiyacı bulunuyor. Ancak finanse edilmesi en zor alanlar enerji üretiminin dışında yer alıyor: binalar, sanayi, karayolu taşımacılığı ve tarım. Bu alanlarda belirleyici unsur sermayenin varlığı kadar projelerin finanse edilebilir olması da önem taşıyor ve bu alanlarda sürdürülebilir finansman uzmanlığı. Geri dönüş süreleri uzun ve ekipmanların önemli bölümü döviz cinsinden fiyatlanıyor. Kredinin sınırlı olduğu mevcut dönemde bu kapasiteyi geliştiremenin yolunu bulan bankalar, koşullar iyileştiğinde oluşacak yatırım havuzunun liderleri olacaktır.”