BBVA Research tarafından hazırlanan son rapor, Türkiye'deki hanehalkının finansal belirsizliklere ve piyasa dalgalanmalarına karşı altın ile kıymetli maden birikimlerini temel bir servet kalkanı olarak değerlendirmeye devam ettiğini ortaya koydu. BBVA Research tarafından 2025 yılı dördüncü çeyreğine ilişkin hazırlanan rapora göre, Türkiye'deki hanehalkı birikim sahipleri, ekonomik oynaklıklardan korunmak amacıyla altın ve geniş kapsamlı kıymetli maden varlıklarını en etkili savunma aracı olarak görmeyi sürdürüyor. İlgili rapora göre toplam finansal varlıkların gayrisafi yurtiçi hasılaya (GSYH) oranının yüzde 40 seviyelerinde kalarak nispeten düşük bir seyir izlediği görülüyor. Yatırım fonlarına yönelik ilgi artış gösteriyor 2025 senesinin üçüncü çeyreğine dair veriler incelendiğinde, mevduatın toplam finansal varlıklar içerisindeki payının bir miktar azaldığı ancak bu gerilemenin yatırım fonlarına olan talebin artmasıyla dengelendiği gözleniyor. Öte yandan KOBİ segmentinde takibe düşen alacak (NPL) oranının yüzde 3,5 sınırına dayandığı belirtilirken, 2026 yılında devreye girmesi muhtemel yeniden yapılandırmalar ve KGF destekli yeni kredi paketleriyle bu alandaki baskının hafiflemesi bekleniyor. [news_id:800625] Kamu borcu ve finansal risk başlıkları Rapora göre toplam kamu borcunun GSYH’ye oranı hala düşük seviyelerde kalmaya devam etse de dezenflasyon sürecinin hedeflenen hızın gerisinde kalması bazı riskleri beraberinde getiriyor. Yüksek seyreden faiz oranları, artan faiz giderleri yükü ve borçlanma vadelerinin kısalması mali disiplin üzerinde baskı unsuru olarak tanımlanıyor. Bunlara ek olarak, fiyat artış hızı yavaşlasa da devam eden altın bazlı borçlanmalardan kaynaklanan maliyet artışları ve zararlar, kamu maliyesi yönetiminde dikkatle takip edilmesi gereken bir başka önemli gündem maddesini oluşturuyor. Bankacılık sektöründe sermaye ve fonlama görünümü Bankaların ikincil sermaye borçlanma ihraçlarının 2025 yılının ikinci çeyreğinde yakaladığı ivme, dördüncü çeyreğe gelindiğinde bir miktar yavaşlama gösteriyor. BBVA Research raporu, bu ihraç süreçlerinin 2026 yılının ilk çeyreğinden itibaren yeniden hız kazanabileceğine dair öngörüler içeriyor. Bankacılık sektörü genelinde dış kredilerin fonlama büyümesini desteklediği görülürken, 2025 yılının ağustos ayından itibaren vadesine bir yıldan az süre kalmış kısa vadeli borç stokundaki artış yakından izleniyor. Reel sektör kaynaklı döviz pozisyonu değişimleri Kasım 2025 dönemine ait güncel veriler ışığında, Türkiye ekonomisinin genel net döviz pozisyonunda, reel sektörün kısa pozisyonundaki genişleme nedeniyle bir bozulma yaşandığı anlaşılıyor. Dış borç dağılımında kamunun payı azalırken yükün kademeli olarak reel sektöre transfer olduğu gözlemleniyor. BDDK ve TCMB’nin makroihtiyati çerçeveyi sıkılaştırmaya devam ettiği bu ortamda, perakende ve KOBİ kollarındaki takipteki alacak artış hızının, alınan yapılandırma kararları ve 2026 başında beklenen yeni kredi garanti fonu adımlarıyla birlikte tekrar yavaşlama eğilimine girmesi tahmin ediliyor.