Cumhurbaşkanı Erdoğan: Uluslararası hukuk neredeyse askıya alınmış durumda

Okuma Süresi: 4 Dakika
Cumhurbaşkanı Erdoğan: Uluslararası hukuk neredeyse askıya alınmış durumda
Doviz.com
09 Ekim 2026 15:41

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Uluslararası Adalet Zirvesi’nde konuştu. Erdoğan, "Birleşmiş Milletler çatısı altındaki 190’dan fazla ülkenin iradesinin, veto imtiyazına sahip sadece beş üyenin kararlarına bağlı olduğu bir yapının adil ve sağlıklı olmadığının hepimiz bilincindeyiz. Uluslararası hukuk neredeyse askıya alınmış durumda" ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul'da düzenlenen "Uluslararası Adalet Zirvesi" kapsamında açıklamalarda bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamalarında öne çıkan başlıklar şöyle:

"Adaletin geleceği insanlık için ortak sorumluluk temasıyla tertiplenen bu zirvenin adalet, hukuk devleti ve uluslararası işbirliği alanlarında ortak bir zemin oluşturmasını, farklı hukuk sistemleri arasındaki diyalog ve etkileşimi güçlendirmesini, hukuk diplomasisi faaliyetlerine yeni bir ivme kazandırmasını canı gönülden temenni ediyorum.

"Adalet, haklıya hakkının teslim edilmesidir"

Vatandaşı olduğumuz devletlerin, mensubu olduğumuz milletlerin birbirinden farklı anayasaları, hukuk sistemleri, yasal ve idari mevzuatları var. Aynı şekilde burada temsil edilen her devletin, her milletin kendine has bir hukuk geleneği, kuralları, manzumesi, birbirinden farklı teamülleri var. Fakat yasama süreçlerimiz, yargılama usullerimiz, ne kadar farklı olursa olsun adalet dediğimizde hepimizin zihninde beliren düşünce zannediyorum aynıdır.

Adalet, haklıya hakkının teslim edilmesidir. Adalet, güçsüzün güçlüğe ezdirilmemesidir. Adalet, mazlumlu zalimden koruma kudretidir. Adalet devletin üzerine bina edildiği temeldir. Bu yönüyle adalet insanlığın ortak hedefi, ortak ideali, ortak mefkuresidir.

Şu gerçeklerin hepimiz çok net farkındayız. Vicdan ve hakkaniyetin terk edildiği yerde adalet olmaz. Kanun önünde eşitliğin göz ardı edildiği bir hukuk sisteminde adalet olmaz. Aynı şekilde mükafat ve mücazat dengesinin iyi kurulmadığı hak ve özgürlüklerin giderek aşındığı bir ortamda adalet kendisine yer bulamaz.

“Ağır yara almış bir uluslararası sistemle karşı karşıyayız”

81 yıl önce San Francisco'da imzalanan ve bugünkü sistemin hukuki zeminini oluşturan Birleşmiş Milletler şartının birinci maddesi uluslararası barış ve güvenliğin korunmasına ilişkindir. Uluslararası barış ve güvenlik ise hepimiz biliyoruz ki adalet olmadan sağlanamaz. Bugün ne yazık ki hem temsil hem işlev hem de meşruiyet açısından ağır yara almış güven ve itibar erozyonuna uğramış bir uluslararası sistemle karşı karşıyayız.

“Hukuk neredeyse askıya alınmış durumda”

Birleşmiş Milletler çatısı altındaki 190’dan fazla ülkenin iradesinin, veto imtiyazına sahip sadece beş üyenin kararlarına bağlı olduğu bir yapının adil ve sağlıklı olmadığının hepimiz bilincindeyiz. Birileri odadaki fili görmemekte ısrar etse de mevcut sistemin hakkaniyetli ve sürdürülebilir olmadığını artık herkes biliyor. Uluslararası hukuk neredeyse askıya alınmış durumda. Uluslararası anlaşmalar deyim yerindeyse hükmünü yitirmiş durumda. Uluslararası mahkemelerin verdikleri kararlar aynı şekilde uygulanamaz durumda.

Normlar, sistemin merkezinde yer alan kurallar, bunların tamamı ayaklar altına alınmış durumda. Kabul edelim ki neresinden tutsanız elinizde kalan bir sistem var ve bu sistemin küresel ölçekte yol açtığı sıkıntılara hepimiz tanıklık ediyoruz.

“Ülkeler arasındaki makas giderek açılıyor”

Gıda güvenliği ve gelir adaletsizliği başta olmak üzere ülkeler arasındaki makas giderek açılıyor. Dünyanın bir bölümü son derece kısıtlı şartlar altında yokluk ve yoksulluk içinde hayata tutunmaya çalışırken lüks ve şatafat içinde yaşayan diğer bir kesim sistemin tüm nimetlerinden faydalanıyor. Soruyorum, dünya genelinde sayısı 60 bini ancak bulan bir avuç elitin 4 milyar insandan 3 kat daha fazla servete, gelire, imkana sahip olması adil midir? Hakkaniyetli midir?

“Türkiye tavrını çok net biçimde ortaya koydu”

Kudüs'teki kutsal mekanlar baskına uğruyor. Tarihi ve hukuki statüleri haydutlukla değiştirilmek isteniyor. İsrail, komşuları başta olmak üzere bölgenin huzur ve güvenliğini kendisi için doğrudan tehdit unsuru olarak değerlendiriyor. Bu acı manzara karşısında uluslararası toplumun gerekli tepkiyi vermediğini, yargı ve yaptırım mekanizmasının olması gerektiği şekilde işletilmediğini görüyoruz.

Türkiye gerek uluslararası adalet divanında açılan davaya müdahillik başvurusu yaparak gerek İsrail'le ticaret işlemlerini tamamen durdurarak gerekse küresel Sumud filosuna yönelik silahlı saldırının asıl faillerine kırmızı bülten çıkartarak tavrını çok net biçimde ortaya koymuştur.

Bu tüm dünya için bir insanlık testidir. Hepimiz için bir samimiyet testidir. Türkiye gerekirse sıkıntı çeker ama kendisine umut bağlayan, haksızlığa uğrayan insanlara da sırtını dönmez.

Gazze'de işlenen soykırımın failleri hukuk önünde hesap vermedikçe uluslararası sistemin adaletli olduğunu kimse iddia edemez. Uluslararası iradenin yansımadığı bir Birleşmiş Milletler sisteminin meşru ve hakkaniyeti olduğunu kimse söyleyemez. Uluslararası mahkeme kararlarının tanınmadığı, uygulanmadığı, dikkate bile alınmadığı bir sistemin barış ve güvenlik üretmesi düşünülemez. Türkiye olarak her fırsatta işte bu yüzden dünya beşten büyüktür diyoruz."

Bu haber hakkında ne düşünüyorsun?
Yorum yaz...
Yorumlar yükleniyor…