Ekonomist Tim Ash petrol fiyatlarındaki artışın Türkiye ekonomisine etkilerini değerlendirdi. Enerji ithalatına olan bağımlılık nedeniyle fiyat değişimlerinin cari açık, enflasyon ve kur dengesi üzerinde doğrudan sonuçlar doğuracağını ifade eden Ash, 2,5 puanlık önleyici bir faiz artışı gerçekleştirilmesini tavsiye etti. Ekonomist Tim Ash, Türkiye’nin enerji ithalatına yüksek derecede bağımlı olduğunu hatırlatarak petrol fiyatlarındaki yükselişin makro dengeler üzerinde hızlı bir etki yarattığını belirtti. Petrol fiyatındaki her 10 dolarlık artışın Türkiye’nin cari açığını yaklaşık 3 milyar dolar büyüttüğünü dile getiren Ash, bu durumun enflasyonu da yaklaşık 1,2 puan artırdığını vurguladı. Petrol fiyatlarının 100 dolar civarında seyretmesi halinde Türkiye’nin cari açığının 10 milyar dolar veya daha fazla artabileceğini öngören Ash, ortaya çıkan döviz talebinin Türk lirası üzerinde baskı oluşturabileceğini ifade etti. Ekonomik veriler ışığında petrol fiyatlarının olası etkileri “Daha yüksek cari açık daha fazla finansman ihtiyacı demek. Bu da dolar talebini artırır ve kur üzerinde baskı oluşturur” diyen Ash, Merkez Bankası’nın hem kuru korumak hem de enflasyonu dizginlemek adına faiz artırımı baskısıyla karşı karşıya kalabileceğini savundu. Piyasalarda İran-İsrail gerilimi öncesinde faiz indirimi beklentisinin hakim olduğunu ancak mevcut tabloda bunun pek mümkün görünmediğini kaydeden Ash, “Geçen cumartesi sabahına kadar piyasa beklentisi Merkez Bankası’nın faiz indireceği yönündeydi. Ancak mevcut koşullarda 12’sinde faiz indirimi yapılması imkansız. En olası senaryo bekle-gör yaklaşımı olabilir. Ancak İran savaşı öncesinde bile enflasyon eğilimi çok yardımcı değildi. Bu nedenle şu aşamada önleyici bir faiz artırımının faydalı olacağını düşünüyorum” dedi. Merkez bankasının politika seçenekleri ve faiz artırımı önerisi Enflasyon görünümünün halihazırda kırılgan bir yapıda olduğunu belirten Ash, önleyici bir faiz adımının daha isabetli olabileceği görüşünü paylaştı. Ash şöyle devam etti: “Petrol fiyatlarının Merkez Bankası’nın daha önce varsaydığından belirgin şekilde daha yüksek seviyelerde kalması muhtemel. Bu nedenle Merkez Bankası ya faizleri uzun süre sabit tutacağını açıklayıp son haftalarda uyguladığı makroihtiyati sıkılaştırma adımlarını sürdürebilir -yani likiditeyi daraltarak mevduat ve kredi faizlerini politika faizi değişmese bile yukarı çekebilir. Diğer seçenek ise Türkiye’nin karşı karşıya olduğu güçlü dış rüzgârları dikkate alarak politika faizini yeniden artırmak olabilir. Bana göre şu aşamada en ihtiyatlı adım bir faiz artışı olur. Yaklaşık 250 baz puanlık bir artış güçlü bir mesaj verir. Eğer koşullar daha sonra istikrara kavuşursa Merkez Bankası faizleri yeniden hızlı şekilde indirebilir. Bu adım aslında son dönemde makroihtiyati önlemlerle fiilen gerçekleşen finansal sıkılaşmayı da resmileştirmiş olur. Aynı zamanda piyasaya Merkez Bankası’nın güvenilir ve kredibilitesi yüksek olduğu yönünde güçlü bir sinyal verir.” [news_id:821674]