Orta Doğu gerilimi Türkiye'yi nasıl etkiler?: Hakan Kara, Türkiye'nin zayıf ve güçlü yönlerini yazdı

Okuma Süresi: 3 Dakika
Orta Doğu gerilimi Türkiye'yi nasıl etkiler?: Hakan Kara, Türkiye'nin zayıf ve güçlü yönlerini yazdı
Doviz.com
09 Mart 2026 11:38

Bilkent Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ali Hakan Kara, ekonominin dayanıklı unsurları ile kırılgan noktalarını analiz ederek farklı savaş senaryolarının büyüme ve enflasyon üzerinde önemli ayrışmalara yol açabileceği uyarısında bulundu.

Bilkent Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Merkez Bankası eski Başekonomisti Prof. Dr. Ali Hakan Kara, Orta Doğu’da tırmanan gerilimin küresel enerji piyasaları kanalıyla Türkiye ekonomisi üzerinde yaratabileceği etkileri mercek altına aldı.

Sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı değerlendirmelerde Kara, savaşın süresine ve petrol fiyatlarındaki hareketliliğe bağlı olarak enflasyon, cari açık ve büyüme beklentilerinin nasıl değişebileceğine dair öngörülerini paylaştı.

Hakan Kara'nın ilgili paylaşımı şöyle oldu:

"SON GELİŞMELER TÜRKİYE EKONOMİSİNİ NASIL ETKİLEYECEK?

Önce güçlü taraflarımızdan başlayalım.

Türkiye’nin kamu ve özel sektör borçluluğu düşük, bütçe açığı %3’ün altında. Bu nedenle büyümedeki sert yavaşlamaları yumuşatabilecek bir miktar manevra alanımız var.

Bankacılık sistemimiz güçlü ve temkinli yönetiliyor. Şirketler kesimimiz esnek ve çevik.

Merkez Bankası, altın fiyatlarındaki artışın da desteğiyle rezerv tarafında epey cephane biriktirdi.

Faizlerin seviyesi (basit %40) orta şiddette  şoklara karşı TL’yi koruyor.

Yabancı yatırımcı swap pozisyonu Rahip Brunson krizi dönemine göre çok düşük.

Son gelişmeler Türkiye’nin jeostratejik konumunu ve güvenli ülke algısını güçlendirebilir

Zayıf taraflarımız ise şunlar:

Enerjide ithal bağımlılığımız son 10 senede düşse de halen %65-70 düzeylerinde. Petrolle ilişkili (gübre gibi) birçok farklı hammaddede ithalat bağımlılığımız yüksek.

Enflasyonumuz yüksek. Bu şoka tam da enflasyonla mücadelede kritik eşiğe geldiğimizde dönemde yakalandık. Petrol fiyatları 3 ay boyunca yüksek seviyelerde kalırsa enflasyonun düşeceğine olan güven iyice azalacak.

Enflasyonla mücadelede hızlı davranılmamasına dair getirdiğimiz eleştirilerin yersiz olmadığını bu şok net bir şekilde gösterdi.

Savaş tam da cari açığımızın arttığı bir dönemde geldi. Son gelişmeler olmasaydı zaten dış açık 35 milyar dolarlara gidiyordu, bu şok kalıcı olursa 50 milyar doları aşan bir açıkla karşı karşıya kalacağız. Sermaye girişlerinin yavaşlaması ve artan dolarizasyon eğilimi nedeniyle, bunu finanse etmek için ya merkez bankası rezervini kullanacağız ya da ekonomide bir süre belirgin yavaşlamaya razı olacağız.

SONUÇ:

Enerji fiyatlarında sert artış en son istediğimiz şeydi. İç (enflasyon) ve dış (cari işlemler) dengenin ikisini birden bozan bir gelişme.

Savaşın kısa sürdüğü ve petrol fiyatlarının 3-6 ay içinde tekrar 70-80 dolarlara indiği bir senaryoda ufak hasarla durumu atlatacak kadar manevra alanımız var. Kısa sürme olasılığı düşük değil ama belirsizlik yüksek.

Savaş uzun sürerse bütün parametreleri gözden geçirmek gerekecek. Şimdiye kadar ekonomi yönetimi büyümede sert bir yavaşlama olmadan ve dış dengeyi çok bozmadan dövizi kontrol ederek enflasyonla mücadele etmeye çalıştı. Düşük petrol fiyatları buna çok yardımcı oldu. Fakat yüksek enerji fiyatları ve savaş hali geçici olmazsa büyümede daha belirgin ivme kaybı ve döviz kurunda kontrollü bir düzeltmeyi kabullenmek gerekecek."

İLGİLİ HABER Mahfi Eğilmez: Trump'ın politikalarının bedelini dünya ödüyor İktisatçı Mahfi Eğilmez, ABD ve İsrail'in İran'a yönelik askeri müdahalesinin küresel piyasalar ile Türkiye ekonomisi üzerindeki olası risklerini analiz etti. Petrol fiyatlarındaki hızlı yükselişin cari açık ve enflasyon verilerini olumsuz etkileyeceğini vurgulayan Eğilmez, jeopolitik gerilimin geniş ölçekli ekonomik ve stratejik sonuçlarına dikkat çekti.
REKLAMI KAPAT X