İktisatçı Mahfi Eğilmez, ABD ve İsrail'in İran'a yönelik askeri müdahalesinin küresel piyasalar ile Türkiye ekonomisi üzerindeki olası risklerini analiz etti. Petrol fiyatlarındaki hızlı yükselişin cari açık ve enflasyon verilerini olumsuz etkileyeceğini vurgulayan Eğilmez, jeopolitik gerilimin geniş ölçekli ekonomik ve stratejik sonuçlarına dikkat çekti. İktisatçı Mahfi Eğilmez, "Aptallardan Uzak Durun" başlıklı yazısında, ABD ve İsrail’in İran’a açtığı savaş uzadıkça hem küresel hem de Türkiye ekonomisine etkilerini inceledi. Eğilmez, ABD’de Trump’ın başkanlığının bedelini dünyanın ödediğini belirtirken, olumsuzlukların da artacağı konusunda uyardı. Eğilmez, yazısında şunları kaleme aldı: "ABD ve İsrail’in İran’a karşı başlattığı savaş onuncu gününe girdi. Başlangıçta savaşı birkaç gün içinde bitireceğini söyleyen Trump, geçen süre içinde İran’ın sandığı kadar kolay pes etmeyeceğini görünce savaşın Eylül ayına kadar sürebileceğinden söz etmeye başladı. Savaşın ilk on gününün en belirgin etkisi petrol fiyatlarında görüldü. Brent petrolün varil fiyatı bugün itibarıyla 110 dolara gelmiş bulunuyor. Orta Vadeli Program’da (OVP) 2026 yılı için petrol fiyatı tahmini 65 dolardı. Bugünkü düzeyin kalıcı olması halinde OVP’ye göre yaklaşık 45 dolarlık bir sapma ortaya çıkıyor. Genel kabul gören hesaplamaya göre petrol fiyatının her 10 dolarlık artışı Türkiye’nin cari açığını yaklaşık 2,5 milyar dolar artırıyor ve enflasyonu da yaklaşık 1 puan yukarı çekiyor. Bu çerçevede bugünkü artışın yalnızca doğrudan etkilerle cari açığı yaklaşık 11 milyar dolar büyütmesi, enflasyonu ise 4,5 puan artırması söz konusu. Üstelik bu hesap yalnızca doğrudan etkileri kapsıyor. Petrol, enerji piyasasında temel referans niteliğinde olduğu için başta doğalgaz olmak üzere diğer enerji fiyatları da buna paralel biçimde yükseliyor. Savaşın yaz ayları boyunca devam etmesi durumunda turizm gelirlerinin de olumsuz etkilenmesi şaşırtıcı olmayacaktır. Böyle bir tabloda cari açığa toplam etkinin 15–16 milyar dolara kadar çıkması olasılığı ortaya çıkıyor. Olumsuzluk yalnızca cari açık ve enflasyonla sınırlı kalmayacaktır. Bütçe dengeleri de bu gelişmelerden ciddi biçimde etkilenebilir. Belirsizliklerin artması yatırımların ertelenmesine yol açabilir. Bu durum ise istihdam üzerinde baskı yaratabilir ve işsizliğin artmasına neden olabilir. Elbette bu gelişmeler yalnızca Türkiye açısından değil, petrol ithal eden bütün ülkeler açısından sorun yaratıyor. Özellikle Kuzey Denizi’nden petrol elde eden Norveç dışında Avrupa ülkeleri açısından tablo oldukça olumsuz görünüyor. Öte yandan İran’ın teslim olmaya ya da ABD’nin ileri sürdüğü koşulları kabul etmeye niyetli olmadığı açıkça görülüyor. Tam tersine, özellikle Hamaney’in öldürülmesinden sonra mesele giderek bir onur meselesine dönüşmüş durumda ve İran direnişini artırmış görünüyor. Körfez ülkelerine yönelik saldırılarda ABD üslerinin ciddi zarar gördüğü belirtiliyor. Hürmüz Boğazı’nın kapatılmasının başlangıçta sorumlusu olarak İran gösterilirken, zaman geçtikçe sorumluluğun Trump’ın politikalarında olduğu yönündeki görüşler güç kazanıyor. Dünya açısından en şaşırtıcı gelişmelerden biri ise İran’ın dronlarla Körfez ülkelerinin milyarlarca dolar ödeyerek ABD’den satın aldığı hava savunma sistemlerini aşabilmesi oldu. Bu durum Körfez ülkelerinde ciddi bir sorgulamaya yol açmış görünüyor. Çin ve Rusya savaşın içinde görünmüyor. Ancak stratejik destek ve askeri teknoloji konusunda İran’a yardımcı olduklarında kuşku yok. ABD’nin saldırısından hemen önce Hürmüz Boğazı’nda yaptıkları ortak tatbikatın da tesadüf olmadığı şimdi daha iyi anlaşılıyor. Bu savaş yalnızca Ortadoğu’yu değil, küresel dengeleri de değiştirebilecek sonuçlar doğurabilir. Avrupa ile ABD arasındaki mesafe giderek açılıyor. ABD, en yakın müttefiklerinden biri olan Birleşik Krallık ile bile eski yakınlığını koruyamıyor. Buna karşılık İspanya Başbakanı Pedro Sanchez’in ABD’nin saldırısına yönelik sert eleştirileri Avrupa’da giderek daha fazla destek buluyor. ABD içinde de durum farklı değil. Kongre, Trump’ın savaş yetkilerini genişletme ve ek harcama taleplerine sıcak bakmıyor. Trump, zaten dünyada itibar kaybetmekte olan ABD’yi daha da büyük bir açmaza sürüklüyor. Böyle bir ortamda nükleer silah kullanımının bile ihtimaller arasında konuşulmaya başlanması, durumun ne kadar tehlikeli bir noktaya geldiğini gösteriyor. Sun Tzu’nun ünlü sözü bu tabloyu hatırlatıyor: “Aptallardan uzak dur; en azılı düşmandan bile daha yıkıcıdırlar.” Amerikan toplumu bu öğüdü dinlememenin bedelini yalnız kendisi ödemiyor; bütün dünyaya ödetiyor." [news_id:819859]