Ekonomistlerden dezenflasyon uyarısı: Maliye politikası desteği şart

Okuma Süresi: 3 Dakika
Ekonomistlerden dezenflasyon uyarısı: Maliye politikası desteği şart
Doviz.com
15.01.2026 11:43

Türkiye'nin ekonomi gündemini meşgul eden dezenflasyon sürecinde maliye politikalarının desteği kritik bir rol oynarken uzmanlar, sürecin kalıcılığı için atılması gereken adımları değerlendirdi.

Ekonomi yönetiminin 2024 yılı boyunca hayata geçirdiği politikalar ışığında, Türkiye'nin yeni dönemde enflasyonun düşürülmesinden işsizlikle mücadeleye, ihracatın güçlendirilmesinden sürdürülebilir büyümenin tesis edilmesine kadar pek çok stratejik hedefi bulunuyor.

Geçtiğimiz dönem verilerine bakıldığında, Tüketici Fiyat Endeksi'nin 2025 yılını yüzde 30,89 gibi bir oranla tamamlaması dikkati çekerken, bu rakam son 49 aylık periyodun en düşük seviyesi olarak kayıtlara geçti.

2026-2028 yıllarını kapsayan Orta Vadeli Program hedefleri doğrultusunda ise TÜFE'nin bu yıl içerisinde yüzde 16 bandına kadar gerilemesi bekleniyor. Bu süreçte tüm gözler, Türkiye İstatistik Kurumu tarafından 3 Şubat tarihinde kamuoyuyla paylaşılacak olan ocak ayı enflasyon verilerine çevrildi.

Arz ve verimlilik odaklı hamlelerin önemi

TOBB ETÜ İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İktisat Bölümü Başkanı Prof. Dr. Talha Yalta, 2025 yılında dezenflasyon sürecinin ilerleme kaydettiğini ancak bu durumun iç talep ve ekonomik büyüme rakamlarında bir yavaşlamayı beraberinde getirdiğini ifade etti.

Enflasyonun hala yüksek bir patikada seyretmesine karşın, görülen zirve noktalarına nazaran belirgin bir geri çekilme yaşandığını belirten Yalta, "Asıl kritik soru, bu düşüşün ne ölçüde kalıcı olabileceği. 2026 için resmi çerçeve, enflasyonun daha aşağı gelmesi yönünde." şeklinde konuştu.

Enflasyonla mücadelenin son aşamalarının genellikle en zorlu dönem olduğunu vurgulayan Yalta, para politikasındaki kararlılığın maliye politikasıyla uyumlu ve öngörülebilir bir yapıda desteklenmesinin şart olduğunu dile getirdi.

Hizmet sektörü fiyatlarındaki katılık ve genel fiyatlama davranışlarının normale dönmesinin yakından takip edilmesi gerektiğini savunan Yalta, Türkiye'nin elindeki fırsatlara değinerek şu açıklamalarda bulundu:

"Birincisi, tutarlılık ve güven. Piyasa aktörleri, hane halkı ve firmalar için 'oyun kurallarının' öngörülebilir olması, dezenflasyonu hızlandıran bir mekanizma olarak çalışır. İkincisi, arz yönlü hamleler. Özellikle gıda, lojistik, konut arzının artırılması gibi alanlarda atılacak adımlar, enflasyonun en inatçı kalemlerinde yapısal rahatlama sağlayabilir. Üçüncüsü ise verimlilik odaklı büyüme. Türkiye'nin dinamik özel sektörü ve mevcut girişimcilik kapasitesini teknoloji, ihracat ve üretkenlik kanallarına daha güçlü bağladığımız ölçüde hem büyümeyi hem dezenflasyonu birlikte sağlayabiliriz. 2026'da enflasyonun daha aşağı gelmesi mümkün, ancak bunun kalıcı olması için sadece talep yönlü değil, arz ve verimlilik artırıcı adımların da aynı anda ilerlemesi gerekiyor."

Bütçe disiplininin sadece bir hesaplama yöntemi değil, aynı zamanda bir beklenti yönetimi aracı olduğunu hatırlatan Yalta, para politikasının yanı sıra mali disiplin ve yapısal politikaların eş zamanlı uygulanmasının hem enflasyonda kalıcı düşüşü sağlayacağını hem de büyümeyi daha sağlıklı bir zemine oturtacağını belirtti.

Fiyat istikrarı için sabır ve mali alan yönetimi

Hacı Bayram Veli Üniversitesi İktisat Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selahattin Toğay ise Türkiye ekonomisinin Haziran 2023 tarihinden bu yana negatif reel politika faizi etkilerini minimize etmeye çalıştığını vurguladı.

Enflasyonla mücadelede asıl verimli zeminin Ekim 2024 itibarıyla oluşmaya başladığını savunan Toğay, bu süreçte sabırlı olunması gerektiğinin altını çizdi.

Fiyat istikrarı tesis edilmeden finansal istikrarın sağlanamayacağını ve bu iki unsur olmadan geleceğe dair uzun vadeli planlar yapmanın imkansız olduğunu belirten Toğay, dezenflasyon sürecinin zamana yayılmasının programı dışsal şoklara karşı daha hassas hale getirebileceği uyarısında bulundu.

Para politikası uygulamalarının gelir dağılımı üzerindeki olası olumsuz yansımalarını hafifletmek adına maliye politikasına büyük görevler düştüğünü söyleyen Toğay, şu görüşlerini paylaştı:

"Gelecek yıllarda deprem harcamaları etkisi ortadan kalkacağı için politika uygulayıcının kullanabileceği mali alan genişleyecek. Bu önemli ama maliye politikasının sürekli 'devlet tasarruf ediyor' mesajını vermesi ve bunun gereklerini yapması çok daha önemli. Bu çerçevede bütçe açığının GSYH'ye oranından daha çok bütçe açığının kalitesini konuşacağımız bir döneme giriyoruz."

İLGİLİ HABER Mahfi Eğilmez'den faiz yorumu: Büyüme yavaşlarsa faiz indirimleri hızlanır Ekonomideki son dönem verilerini değerlendiren İktisatçı Mahfi Eğilmez, yılın son çeyreğindeki büyüme performansının faiz kararları üzerinde doğrudan belirleyici rol oynayacağını ifade etti.
REKLAMI KAPAT X