Hamaney'in ölümü İran'ı nereye götürür?

Okuma Süresi: 5 Dakika
Hamaney'in ölümü İran'ı nereye götürür?
Doviz.com
01 Mart 2026 20:42

36 yıllık bir iktidarın sona ermesi, İran'ın geleceğini belirsizliğe sürüklüyor; ancak asıl soru ideolojide değil, güvenlik güçlerinin birliğinde yatıyor.

Ali Hamaney, İran'ın en uzun soluklu liderlerinden biriydi. Otuz altı yıl boyunca ülkeyi yönetti; bu süreçte sistem büyük ölçüde onun etrafında şekillendi. Güç tek elde toplandı, rehber ofisi genişledi, Devrim Muhafızları güçlendi, muhalifler susturuldu ama şimdi o artık hayatta değil..

Bu ölüm, yalnızca bir liderin kaybı değil; onun üzerine inşa edilmiş bir sistemin sınavı.

İran, 36 yıldır bu yapıyı bir arada tutan kişisiz ayakta kalabilecek mi?

Güç, Tahran sokaklarında değil güvenlik yapılanmasında

Bu soruyu ne Tahran sokaklarındaki protestolar ne de söylemler yanıtlayabilir. Cevap, İran'ın güvenlik yapılanmasının içinde şekillenecek. İran'ın düşmanları da bu gerçeğin farkında. Bazı İsrailli yetkililer saldırıların sürebileceğini ima etti; Axios'un bir İsrail güvenlik kaynağına dayandırdığı habere göreyse saldırıların amacı yalnızca mevcut liderleri değil, İran'ın geleceğinde rol oynayabilecek herkesi ortadan kaldırmak. Eğer bu doğruysa, Hamaney'e yönelik saldırı yalnızca bir liderin öldürülmesi değil, tüm bir haleflik zincirini yok etme girişimiydi.

Ne var ki tarih, liderlerin ortadan kaldırılmasının devletleri yıkmadığını gösteriyor. Hava saldırıları bir devleti çökertemez. İran devletinin dağılması için çok daha köklü bir şeyin olması gerekiyor.

Devrim Muhafızları birlikte kalırsa rejim ayakta kalır

Belirleyici soru şu: Güvenlik güçleri birlikte kalacak mı? Devrim Muhafızları bütünlüğünü korursa rejim varlığını sürdürür. İlk çatlak belirtileri —anlaşmazlıklar, zayıflayan bağlılıklar, çözülen komuta yapısı— görülürse rejim hızla çökebilir.

Bu birlik, ekonomik baskı nedeniyle zaten kırılgan bir zeminde duruyor. Savaş pahalıya mal olur; yaptırımlar ağır. Rejim, güvenlik güçlerine ödeme yapmakta zorlanabilir ve bu durum sadakatleri sarsabilir. Ama ordu maaşlarını aldığı sürece tam bir çöküş pek olası görünmüyor.

Muhafızlar birlikte kalırsa kısa vadede liberalleşme değil, güvenlikleşme gündeme gelir. Teknik olarak Uzmanlar Meclisi yeni bir rehber seçecek; ancak savaş ortamında fiili güç, güvenlik seçkinlerinin elinde olacak. Anayasal süreç işlese bile dengeleri komuta yapısı belirleyecek.

Hamaney'in ölümünden önce bile İran sistemi, Devrim Muhafızları'nın giderek daha derin biçimde içine işlediği bir yapıya dönüşmüştü. Bu ölüm, din adamları egemenliğinden güvenlik egemenliğine geçişi hızlandırabilir. Yeni bir rehber hızla atanabilir; ama bu kişinin kendi adına mı, yoksa askeri yapının etkin denetimi altında mı yöneteceği belirsizliğini koruyacak.

Yeni liderlik seçenekleri ve iç rekabet

Yeni rehber, göreve gelir gelmez güvenlik meselelerinde bir tutum belirlemek zorunda kalacak. Sert çizgili isimler, Hamaney'in ölümünü Batı ile müzakerelerin bir hata olduğu argümanı için zemin olarak kullanabilir. "Büyük Şeytan" diye tanımladıkları Amerika'nın başından beri güvenilmez olduğunu, müzakerelerin boşuna yürütüldüğünü savunabilirler. Bu argüman Muhafızlar arasında karşılık bulursa İran, Batı'ya karşı çok daha sert bir duruşa yönelebilir.

Ali Larijani veya Muhammed Bakır Kalibaf gibi daha pragmatik isimler ise "istikrar sağlayıcı" kimliğiyle öne çıkmaya çalışabilir. Kontrollü bir gerilim azaltmasının sistemi kurtarmak için zorunlu olduğunu ileri sürebilirler. Ancak bu isimlerin şansı, halkı ikna etme kapasitelerine değil, güvenlik liderliğinin onlara ne ölçüde güvendiğine bağlı olacak.

Hassan Ruhani veya Cevad Zarif gibi nükleer anlaşmanın mimarlarının yakın vadede sahneye dönmesi ise çok olası görünmüyor. Savaş dönemlerinde siyasi alan genişlemez; daralır.

Rıza Pehlevi ve muhalefet tablosunun dağınıklığı

Son Şah'ın oğlu Rıza Pehlevi, Tahran sokaklarında sıkça dile getirilen bir isim. Ancak yıllarca süren siyasi faaliyetine karşın, İran'ın rejim karşıtı hareketinin farklı kesimlerini kapsayan geniş ve tutarlı bir muhalefet cephesi kurmayı başaramadı. Liderlik tarzının ve bazı yakın çevresinin tutumunun aşırı merkeziyetçi olduğuna ilişkin eleştiriler, diğer muhalefet grupları arasında bir otoriterliğin yerini bir başkasının alacağına dair kaygılara zemin hazırladı. Bu nedenle rejim karşıtlarının önemli bir bölümü, hem ülke içinde hem dışında, onu birleştirici bir figür olarak benimsemekten kaçınıyor.

Çin ve Rusya'nın İran üzerindeki ağırlığı

İran'ın jeopolitik konumu göz önüne alındığında Çin ve Rusya'nın tutumu da belirleyici bir etken. Her iki ülke de İran'ın tam bir kaosa sürüklenmesinden çıkar sağlamaz. Çin için öncelik, bölgenin enerji kaynaklarının istikrarı; Rusya ise ABD'nin İran meselesiyle meşgul olmasından bir ölçüde yarar görüyor, ancak İran'ın çöküşünü aktif biçimde istemez. Bu ülkelerin tutumu —ister destek, ister arabuluculuk, ister stratejik mesafe biçiminde olsun— İran'ın direnme kapasitesini doğrudan etkileyebilir.

İçerideki baskı: 3.000'den fazla ölü

Hamaney'in ölümünden iki aydan kısa bir süre önce İran, son yılların en şiddetli huzursuzluk dalgalarından birini yaşadı. Hükümet istatistiklerine göre bu dönemde 3.000'den fazla kişi hayatını kaybetti; gerçek rakamın çok daha yüksek olabileceği değerlendiriliyor. Şu anda pek çok şehirden gelen haberlerde vatandaşların Hamaney'in ölümünü kutladığı ve rejimin sonunu ilan ettiği aktarılıyor. Bu tablo, parçalı reformlarla bastırılamayacak bir devrimci baskının varlığına işaret ediyor.

Hamaney'in yokluğu, aynı zamanda onun onlarca yıl boyunca üstlendiği işlevi de ortadan kaldırıyor: Farklı hizipler arasındaki son hakem ve dengeleyici rolünü. Bu rol boşaldığında sistem içindeki rekabet ve çatışma derinleşebilir.

Venezuela modeli ve müzakere ihtimali

Yeni liderliğin, iç kamuoyuna yönelik sert söylemler ve ABD ile İsrail'e meydan okuma gösterileri ardından farklı bir yol seçmesi de dışlanamaz. Venezuela modelini andıran bir senaryoda İran, Başkan Donald Trump ile yeni bir anlaşma arayışına girebilir ve İslam Cumhuriyeti bünyesinde yapısal düzenlemelere açık hale gelebilir. Böyle bir yeniden konumlanma, Hamaney'in, Kasım Süleymani'nin ve üst düzey İDK komutanlarının uğradığı akıbetten korunmanın bir yolu olarak değerlendirilebilir.

Geleceği belirleyecek olan ne en yüksek sesi çıkaranlar ne de farklı aktörlerin ideoloji ve inançlarıdır. Belirleyici olan tek şey şu: Güvenlik güçleri birlikte kalacak mı, yoksa dağılmaya mı başlayacak? İran'ın geleceği bu kırılma çizgisi üzerinde şekillenecek.

Tüm bunlar, İslam Cumhuriyeti'nin yapısal ve örgütsel bütünlüğünü koruduğu varsayımına dayanıyor. ABD-İsrail saldırılarının sürmesi halinde içerideki çalkantının kontrolden çıkması da mümkün. Böyle bir senaryoda dış askeri baskı ile iç çatışma, hem İran'ın hem de rakiplerinin öngörebildiğinden çok daha hızlı ve çok daha öngörülemez bir süreci tetikleyebilir.

İLGİLİ HABER İran'da Ali Hamaney sonrası halefiyet süreci nasıl işleyecek İran Dini Lideri Ali Hamaney'in ölümü sonrası ülkenin geleceğini belirleyecek karmaşık halefiyet süreci ve yönetim yapısı mercek altına alınıyor.
REKLAMI KAPAT X