Türkiye genelinde aralık ayı yağış miktarının bir önceki seneye göre düşük seyretmesiyle birlikte hububat üretimindeki nihai sonuçlar için ocak ve mart ayları arasındaki yağış periyodu kritik bir öneme sahip hale geldi. Toprak Mahsulleri Ofisi tarafından hazırlanan ve hububat ile bakliyatta gelişim analizlerini içeren fenolojik değerlendirme raporu, Türkiye'nin tarımsal üretim tablosuna ışık tutuyor. Paylaşılan verilere göre, geride bıraktığımız aralık ayında ülke genelindeki ortalama yağış miktarı 60,1 milimetre seviyesinde gerçekleşti. Bu rakam, normal seviyelere kıyasla yüzde 21 oranında bir gerilemeye tekabül ederken, bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 18'lik bir azalmaya işaret etti. Özellikle Kırklareli, Tekirdağ, Edirne, Çanakkale, Balıkesir, Manisa, Uşak, Kütahya, Çorum, Osmaniye, Gaziantep ve Kilis gibi şehirlerde yağışların yüzde 60'tan fazla azalması dikkat çekti. Bölgelere göre yağış dağılımı ve kuraklık riski Yağış istatistikleri bölgeden bölgeye büyük farklılıklar gösterirken; Düzce, Zonguldak, Kastamonu, Sinop, Hakkari ve Şırnak çevrelerinde yağış miktarı yüzde 60'ın üzerinde bir artış sergiledi. Karadeniz ve Doğu Anadolu bölgeleri genel olarak mevsim normallerinin üzerinde yağış alırken, diğer tüm bölgeler ortalamanın altında kaldı. Marmara Bölgesi özelinde bakıldığında, 2025 yılı aralık ayı yağışlarının son on yılın en düşük seviyesine gerilediği belirlendi. Su yılı bazındaki yağışlar ise tüm coğrafi bölgelerde normallerin altında kalırken, en keskin düşüş yüzde 34 ile Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde yaşandı. Hububat ekilişlerinde güncel durum ve bitki gelişimi Ülke sathında kışlık hububat ekim işlemleri büyük oranda tamamlanmış olup, çimlenme ve toprak üzerine çıkış süreçlerinde genel bir aksaklık yaşanmadı. Aralık ayının sonu ve ocak ayının başlangıcındaki yağışlar, bilhassa geç ekilen arazilerdeki gelişimi olumlu etkiledi. Hava sıcaklıklarının düşmesiyle birlikte bitkiler birçok lokasyonda uyku hali olarak bilinen dormansi dönemine girdi. Kar örtüsüyle kaplı alanlarda bitkilerin soğuktan korunduğu gözlemlenirken, karın yetersiz kaldığı bölgelerde ocak ayı boyunza yaşanabilecek zirai don olaylarının yakından takip edilmesi gerektiği ifade edildi. Bölgesel gelişim farklılıkları ve hastalık baskısı Marmara, Ege, Akdeniz ve Güneydoğu Anadolu'nun alçak rakımlı bölgelerinde erken ekilen bitkiler kardeşlenme aşamasına geçerken; İç Anadolu, Doğu Anadolu ve Karadeniz'in iç kesimlerinde bitkiler daha erken yapraklı evredeyken kış uykusuna daldı. Mevcut hava koşulları nedeniyle hastalık ve zararlı etkisinin şimdilik düşük olduğu ancak su stresi yaşayan alanlarda bitkilerin ileride bu tehditlere karşı daha savunmasız kalabileceği öngörülüyor. Ayrıca ekonomik etkenler ve su kısıtı gibi nedenlerle çiftçilerin tercihlerinde arpa ve ekmeklik buğdaya doğru belirgin bir kayma olduğu, ayçiçeği, pamuk ve mısır ekim alanlarının bu iki ürüne devredildiği saptandı. Üretim beklentisi ve gelecek dönem tahminleri Marmara ve Ege'de gelişim süreci olumlu ilerlerken, Akdeniz'de toprak neminin yeterliliği sayesinde buğday ve arpa ön plana çıkıyor. Güneydoğu Anadolu'da verim beklentisi geçen yıla göre daha yüksek seyretse de pamuk ekim alanlarında ciddi bir daralma gözleniyor. İç Anadolu'da ise arpa ve ekmeklik buğday ana ürün kimliğini pekiştirirken nadasa bırakılan alanların arttığı görülüyor. Türkiye genelinde nihai verimi belirleyecek temel faktörlerin ise ocak-mart arası yağışlar, kar örtüsünün kalıcılığı ve bahar yağışlarının zamanlaması olacağı vurgulanıyor. Raporda son olarak çiftçilere ani sıcaklık değişimleri ve don riskine karşı arazilerini sık sık kontrol etmeleri uyarısında bulunuldu. [news_id:798625]