Türkiye'nin havacılık alanındaki gururu olan HÜRJET, İspanya ile yapılan ihracat anlaşması sayesinde küresel arenada yeni kapılar araladı. İspanya'nın köklü havacılık yayınlarından biri olan Avion Revue dergisi, ülkede 2028 yılından itibaren kullanılmaya başlanacak olan ve mevcut F-5 (AE.09) uçaklarının görevini devralacak HÜRJET'i kapak konusu yaptı. Türk Havacılık ve Uzay Sanayii Genel Müdürü Mehmet Demiroğlu, ilgili dergiye verdiği özel demeçte, TUSAŞ'ın elli üç yıllık birikimiyle tasarım, üretim, test ve sertifikasyon süreçlerini kapsayan bütünleşik uzmanlığı sayesinde küresel ölçekte lider uçak üreticileri arasında yer aldığını dile getirdi. Şirketin sahip olduğu teknik birikimin ve disipline dayalı üretim anlayışının, hayata geçirilen projelerin uzun vadede kalıcı olmasını sağladığını belirten Demiroğlu, kurumun mühendislik yetkinliklerini KAAN savaş uçağı, HÜRJET eğitim uçağı, HÜRKUŞ görev uçağı, GÖKBEY genel maksat helikopteri, T129 ATAK helikopteri ile ANKA, AKSUNGUR ve ANKA III insansız hava aracı sistemleri üzerinden tüm dünyaya kanıtladığını kaydetti. Ayrıca Boeing ve Airbus gibi dünya devlerinin stratejik partneri olduklarını hatırlatan Demiroğlu, HÜRJET'in sadece bir eğitim uçağı olmadığını, yüksek performans ve ileri sistem entegrasyonu felsefesiyle Türkiye'nin modern havacılık vizyonunun bir sembolü olduğunu ifade etti. Programın ilk uçuşundan itibaren otuz üç ayı geride bıraktığını bildiren Demiroğlu, prototiplerin bu süreçte üç yüz altmıştan fazla sorti yaparak iki yüz seksen uçuş saatini geçtiğini sözlerine ekledi. HÜRJET sınıfının en yetenekli platformları arasında yer alıyor İspanya'nın neden bu uçağı tercih ettiğine yönelik soruları yanıtlayan Demiroğlu, pek çok eğitim uçağının geçici tasarım yaklaşımlarıyla üretildiğini ancak HÜRJET'in başından itibaren beşinci ve altıncı nesil operasyonel gereksinimlerle uyumlu yeni nesil bir mimariyle geliştirildiğini vurguladı. Platformun sensör füzyonu, ağ merkezli harp kabiliyeti ve insan-makine etkileşimi prensiplerini içerisinde barındırdığını söyleyen Demiroğlu, uçağın modern savaş araçlarıyla arasındaki boşluğu dolduran ileri seviye bir jet eğitim aracı olduğunu belirtti. Süpersonik yapısı, açık sistem mimarisi, ekonomik işletme giderleri ve modern dijital kokpiti ile öne çıkan uçağın, sınıfının en yetkin araçlarından biri olduğunu ifade etti. İspanya'nın bu seçiminin yalnızca bugünkü bir ihtiyacı karşılamak değil, hava gücünün gelecekteki değişimine yönelik stratejik bir adım olduğunu kaydeden Demiroğlu, HÜRJET'in pilotlara yeni nesil savaş uçaklarına geçişte kolaylık sağladığını, teknolojik uyum ve maliyet etkinliği sunduğunu bildirdi. NATO standartlarına ve müttefik eğitim yapılarına tam uyumlu olan platformun, 2027 yılında Türk Hava Kuvvetleri envanterine girmesinin ardından İspanya'nın yeni eğitim sistemine geçişini kolaylaştıracağını ve iki ülke arasındaki bağları kuvvetlendireceğini aktardı. Uluslararası iş birlikleri için güçlü bir referans İspanya tarafından verilen bu kararın TUSAŞ'ın gelecekteki küresel ortaklıklarına nasıl bir etkisi olacağına dair değerlendirmelerde bulunan Mehmet Demiroğlu, dünya genelindeki havacılık pazarının dinamizmini koruduğunu ve şu anda birden fazla ülke ve potansiyel iş ortağı ile temaslarının sürdüğünü açıkladı. İspanya'nın attığı bu adımın, yeni uluslararası iş birlikleri tesis etmek adına oldukça kuvvetli bir referans kaynağı oluşturacağını belirten Demiroğlu, HÜRJET projesinin yolculuğunun henüz başlangıç aşamasında olduğunu ve bu sürecin uzun vadeli, istikrarlı bir yol olduğunu dile getirdi. Türk savunma sanayiinin bu önemli ihracat başarısı, bölgedeki diğer ülkeler için de bir örnek teşkil ederken, yerli imkanlarla geliştirilen jet motorlu uçağın dünya pazarındaki rekabet gücünün her geçen gün arttığı gözlemleniyor.