İklim krizi ve plansız kentleşme sulak alanları haritadan siliyor

Okuma Süresi: 4 Dakika
İklim krizi ve plansız kentleşme sulak alanları haritadan siliyor
Doviz.com
01.02.2026 12:20

Dünya genelinde ekosistemlerin en savunmasız halkalarından birini oluşturan ve küresel ekonomiye her sene yaklaşık 39 trilyon dolar tutarında katkı sunan sulak alanlarda yıllık ortalama yüzde 0,52 oranında bir azalma meydana geliyor.

Sulak alanların önemi konusunda toplum bilincini yükseltmek hedefiyle dünya sathında her yılın 2 Şubat tarihi "Dünya Sulak Alanlar Gün" olarak kutlanıyor. Kamuoyunun bu bölgelere yönelik dikkatini çekmek amacıyla 1997 senesinden bu yana kutlanan bu özel gün, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından 30 Ağustos 2021 tarihinde alınan kararla resmi olarak ilan edildi. Bu sürecin temel dayanağını oluşturan ve kamuoyunda "Ramsar Sözleşmesi" ismiyle bilinen "Sulak Alanların Korunması Sözleşmesi", İran'ın Ramsar şehrinde 2 Şubat 1971 tarihinde imzalanmış ve 1975 yılında resmi olarak yürürlüğe girmiştir. Söz konusu uluslararası antlaşma, sayıları 172'yi bulan taraf devleti kendi sınırlarındaki sulak alanları muhafaza etmek ve bu alanların rasyonel yönetimini icra etmekle sorumlu tutuyor. Sözleşmeye dahil olan ülkelerdeki her türlü kıyı ve iç su bölgeleri "Ramsar alanı" sıfatıyla tanımlanıyor. Günümüzde dünya çapında 2 bin 500'den fazla Ramsar alanı mevcut olup bu alanlar toplamda 2,5 milyon kilometrekarelik bir yüz ölçümüne tekabül ediyor. Tarihsel süreçte Avustralya sınırları içerisinde yer alan Cobourg Yarımadası, 1974 senesinde yerkürenin ilk tescilli sulak alanı olarak kayıtlara geçti. Brezilya, 267 bin kilometrekarelik yüz ölçümüyle sözleşme dahilinde en geniş koruma alanına sahip ülke konumundayken, Bolivya yaklaşık 148 bin kilometrekare ile bu sıralamada ikinci basamakta yer alıyor. Kanada, Çad, Kongo ve Rusya Federasyonu gibi devletler de 100 bin kilometrekarenin üzerindeki varlıklarıyla öne çıkan diğer ülkeler arasında bulunuyor. Türkiye ise bu sözleşmeye 1994 yılında dahil oldu ve güncel verilere göre 14 adet Ramsar alanını bünyesinde barındırıyor.

Sulak alanlardaki kayıplar endişe verici boyuta ulaştı

Dünya Sulak Alanlar Günü münasebetiyle paylaşılan Ramsar raporundaki verilere göre, 1970 yılından bu yana yeryüzündeki sulak alan varlığının en az yüzde 22'lik kısmı yitirildi. Bu ekosistemlerin yok olmasındaki temel faktörler arasında tarımsal arazilerin kontrolsüz biçimde genişlemesi, plansız gelişen kentleşme süreçleri, endüstriyel faaliyetler, baraj ve ulaşım projeleri ile küresel iklim krizi gibi unsurlar öne çıkıyor. İlgili raporda bu alanların ekonomik değerinin net bir şekilde saptanması, muhafazası, eski haline getirilmesi ve gerekli finansal kaynakların temin edilmesi hususunda çeşitli stratejik tavsiyeler sunuldu. Sulak alanların sunduğu ekolojik ve ekonomik değerlerin karar vericiler tarafından yeterince gözetilmediği ifade edilen çalışmada, bu ekosistemlerin korunması ve tahrip olmuş bölgelerin rehabilitasyonu adına çok daha kararlı politikalara ihtiyaç duyulduğu belirtildi. Bu çerçevede mevcut değerlerin yönetim mekanizmalarına tam olarak entegre edilmesi, finansal fonların güçlendirilmesi ve restorasyon çalışmalarının yaygınlaştırılması gibi somut adımların atılması gerektiği kaydedildi. Raporda ayrıca, bu bölgelerin su güvenliği, biyoçeşitlilik ve iklim kriziyle mücadele noktalarında hayati bir fonksiyon üstlendiği hatırlatılarak, kayıpların sürmesi durumunda küresel ölçekte ekonomik ve sosyal maliyetlerin ağırlaşacağı konusunda sert uyarılar yapıldı. Sulak alan kaybının doğrudan içme suyu temini, balıkçılık faaliyetleri, tarımsal üretim kapasitesi ve doğal felaketlere karşı direnç üzerinde olumsuz yansımaları olduğu dile getirilen raporda, bu durumun özellikle sel ve kuraklık risklerini tetiklediği vurgulandı. Sulak alanların yeryüzüne sağladığı yıllık ekonomik faydanın 39 trilyon dolar civarında olduğu tahmin edilirken; bu değerin iklimin dengelenmesi, suyun arıtılması, taşkın kontrolü ve gıda tedariki gibi yaşamsal hizmetleri kapsadığı not edildi. Mevcut durumda her yıl ortalama yüzde 0,52 oranında küçülme yaşandığı bilgisi verilirken, bu eğilimin devam etmesi halinde 2050 yılına kadar dünyadaki sulak alanların yüzde 20'sinin daha tarih sahnesinden silinebileceği öngörülüyor. Ayrıca dünyadaki sulak alanların yaklaşık yüzde 25'lik kısmının ekolojik sağlık açısından oldukça kötü bir vaziyette olduğu rapor edilen diğer veriler arasında bulunuyor.

Ekosistem dengesinde sulak alanların vazgeçilmez yeri

Yerkürenin kara parçalarının yaklaşık yüzde 6'lık bir bölümünü kaplayan sulak alanlar, dünyadaki bitki ve hayvan türlerinin yüzde 40'ı gibi büyük bir kısmına ev sahipliği yapıyor. Bu alanlar, sel baskınları ve kuraklık dönemlerinde doğal bir tampon bölge görevi görmesinin yanı sıra, atmosferdeki karbonu hapsetme yetenekleri sayesinde iklim değişikliğiyle küresel mücadelede stratejik bir mevzi oluşturuyor. Bu eşsiz ekosistemlerin muhafaza edilmesinin hem gıda güvenliğinin sağlanması hem de biyolojik zenginliğin devamı için kaçınılmaz bir zorunluluk olduğunu dile getiren bilim insanları, sulak alanlara yönelik her türlü yatırımın aslında insanlığın ortak geleceğine yapılmış bir yatırım olduğunu vurguluyor.

REKLAMI KAPAT X